Geçtiğimiz pazar günü internet sitelerine düşen “Noel Micaleff vefat etti” haberi, Kristal yağlarının alamet-i farikası olan o “vapur”a bindirip geçmişe götürdü beni. Pek çok Levanten gibi İzmir’in ekonomisine, kültürüne, sosyal yaşamına katkısı büyüktü elbet. Ama asıl vurgulanması ve unutulmaması gereken, Noel Micaleff’in Türk zeytinyağı sektörüne kazandırdığı değer olmalı!

Zeytinyağında kaliteyi artırmak ve tağşişi önlemek için emek veren, ter döken gerçek bir mücadele insanıydı. “Kâr dünyası değil, ar dünyası” mantığıyla çalışan, prensiplerinden asla taviz vermeyen; bu kentte doğup büyümekle hep iftihar eden gerçek bir İzmir sevdalısı…

Onu en yakın tanıyanlardan biri olan, Kristal’deki 50 yıllık çalışma arkadaşı, sırdaşı Ayhan Baran’ın ifadesiyle, “Hayatı sadece çalışmak ve zeytinyağından ibaret olan” örnek bir iş insanıydı Bay Noel. Ve şövalye ruhluydu. Ekonomik değeri yüksek olan zeytinyağına soya, pamuk, fındık gibi daha düşük kalite ve fiyatlı ürünlerin yağlarını karıştırarak tüketiciyi aldatmaya çalışanlara karşı yaşamı boyunca mücadele etti.

Hz. Meryem Ana Derneği Başkanı olarak uluslararası alanda etkin lobi çalışmaları yaparak kent ve bölge turizminin gelişimine de büyük katkıları oldu.


“TÜRKİYE’NİN İLKLERİ” LİSTESİNE MICALEFF DAMGASI

1860’lı yıllarda Malta’dan İzmir’e göç eden bir ailenin ferdiydi Noel Micaleff. Babası Anthony Micaleff, Türkiye’nin ilk markalı zeytinyağını, Kristal’i üretti. Markanın logosu olarak, onları Türkiye’ye getiren vapuru seçmişlerdi. Aynı zamanda ilerlemeyi ve refahı sembolize etsin diye… Böylece “Vapurlu yağ” olarak tanındı, sevildi Kristal. Sadece İzmir ve Ege’de değil, İç ve Doğu Anadolu’da da… Piyasada öyle güven vermişti ki, üzerinde yazan ağırlığa bakılarak boş kutuları ölçüm aracı olarak yeniden kullanılıyordu.

Micaleff Ailesi’nin ilkleri, Türkiye’nin ilk markalı zeytinyağını üretmekle sınırlı kalmadı. 1945 yılında kurdukları Ticaret ve Sanayi Kontuvarı T.A.Ş., Bakanlar Kurulu’nun “Türk A.Ş.” tescil ettiği ilk şirket oldu. Fransa’dan teneke kutu üreten makineler getirerek bu ürünü ambalajlı olarak piyasaya ilk onlar sundu. Türkiye’nin ilk riviera zeytinyağını onlar üretti. İlk ambalajlı zeytinyağı ihracatını onlar gerçekleştirdi. Bu ürünü sanayileştiren ilk şirket de Kristal’di. Komili ile birlikte…

Ömrünü bu işe adayan Noel Micaleff, Türk zeytinyağına uygulanan haksız gümrük vergilerine rağmen, Kristal’ın Avrupa pazarında başarılı olmasında büyük rol oynadı. Kalitesiyle öne çıkan bu ürün, özellikle Danimarka ve Norveç’te çok tercih edildi. Avustralya’da da en çok beğenilen zeytinyağı markası olmuşlardı.

2007 yılında, yakın dostu Lucien Arkas ile önemli bir ortaklığa imza attı. Çok anlamlı bir birliktelikti bu. Kristal’in logosundaki gemi ile Arkas’ın uluslararası sularda başarılı olan denizcilik filosu çok örtüşmüştü. Yakın çevresine “Yeni ortak bulmadım, yarım asırlık bir arkadaşla yeniden buluştum” şeklinde özetleyecekti bu ortaklığı…

Tahmin edildiği gibi, Arkas’ın rüzgarını arkasına alan Kristal, yatırımlarını hızlandırdı. Üretim kapasitesini ikiye katladı. Ürün portföyünü geliştirdi.

“Vapurlu” marka, artık daha emin ellerdeydi.


LEVANTENLER VE İZMİR

Doğduğu topraklara, Türkiye’ye ve İzmir’e aşık bir iş insanı olan Noel Micaleff, Levantenlerin bu kente kattıkları değer açısından çok özel bir örnektir. Kökenleri Avrupa’da olsa da, kendilerini en az bizim kadar Türk ve İzmirli sayan bu topluluğun üretime, ihracata, ticarete, kültüre, sosyal hayata ve pek çok yeniliğe yaptığı öncülük asla unutulmamalıdır.

Noel Micaleff, bu öncülerden biriydi. Türkiye’nin en değerli ürünlerinden zeytinyağının prestijini korumak için varını yoğunu ortaya koyan, tağşişle mücadeleye hayatını adayan gerçek bir yurtsever.