Pankreas kanseri gibi yıllardır tedavisinde son derece güç ilerleme kaydedilen bir
hastalıkta gerçekten önemli bir eşik aşıldı.
İlacın adı daraxonrasib.
26 Ağustos 2026’da Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi FDA, daraxonrasibi yayılmış (metastaz yapmış) pankreas kanserinde onayladı.
Ama hemen şunu da söyleyelim:
Daraxonrasib hastaların tamamında işe yaramıyor.
İlaca gelişme riski
her zaman var. Yani mucize ilaç değil. Zaten onkolojide “mucize ilaç” yok. Ama bu yeni ilaç oldukça önemli bir ilaç.
Sadece pankreas kanserinde değil akciğer ve kalın bağırsak
kanserlerinde de araştırmalar sürüyor.
İlacın ilk sonuçları kongrede sunulduğunda binlerce hekimin 41 saniye boyunca ayakta alkışlaması boşuna değildi.
Fakat şimdi o 41 saniyenin yanına başka bir sayı koymak zorundayız:
39.800 dolar.
Daraxonrasibin ABD’de 30 günlük tedavisi için şirketin açıkladığı toptan satış fiyatı bu.
Bir ay: 39.800 dolar.
Bir yıl kullanıldığında 477 bin dolar.

Tıp tarihinde çok tuhaf bir döneme girdik.
Kanser biyolojisini daha önce hiç olmadığı kadar iyi anlıyoruz. Bir tümörün genomunu birkaç günde çıkarabiliyoruz. Birkaç yıl önce hedeflenemez dediğimiz
molekülleri hedefleyebiliyoruz. Bağışıklık sistemini kansere karşı harekete geçirebiliyoruz. Bazı ileri evre kanserleri yıllarca kontrol altında tutabiliyoruz.
Öte yandan bütün bu bilimsel ilerlemelerin önünde yeni bir duvar yükseliyor: Fiyat.

Hastaya, “Sizin tümörünüzde bu ilacın hedeflediği biyolojik mekanizma var”
diyorsunuz.
Arkasından başka bir cümle geliyor:
“Fakat ilaca ulaşamıyoruz.”

Kanser tedavisinde “başarı” kavramını yeniden tanımlamamız gerekiyor. Bir tedavinin gerçek başarısı, ihtiyacı olan hastaya ulaşabildiği ölçüde vardır.

Bu ilacın da diğer kanser ilaçları gibi Türkiye’ye getirilmesi gerekiyor. Hastaların erişebilmesi için SGK geri ödeme kapsamına alınması gerekir.
Şimdiden daraxonrasibin Türkiye’ye gelmesi ve kamu tarafından karşılanması için bir
imza kampanyası başlatıldı. Bunu destekliyorum.
Ama mesele daraxonrasibden çok daha büyük.
Yeni nesil kanser ilaçlarının fiyatları giderek sağlık sistemlerini zorluyor. Bilim
ilerledikçe tedavinin maliyeti de dramatik biçimde artıyor.
Elbette ilaç geliştirmek pahalı.
Binlerce molekülden ancak birkaçı ilaca dönüşebiliyor. Yıllarca laboratuvar çalışması, preklinik araştırma ve klinik deney yapılıyor. Başarısız araştırmaların maliyeti de başarılı ilacın üzerine biniyor.
Bunları biliyoruz ama başka bir şeyi de görmezden gelemeyiz:
Bir insanın yaşamını birkaç ay ya da birkaç yıl uzatan bir ilacın fiyatını belirleyen şey yalnızca araştırma maliyeti değil.
Yürürlükteki patent sistemi, tekel fiyatlandırması, pazar beklentileri, şirketlerin kar değerlemeleri ve yatırımcıların kar beklentileri vardır.
Dürüst olalım:
Nihayetinde kanser de küresel bir piyasanın parçasıdır.
Peki ilaç bir meta mıdır?
Kanser hastası sıradan bir tüketici değildir. Bir cep telefonunu pahalı bulduğunda satın almayabilir.
Ama yaşamını uzatabilecek bir ilaca ihtiyacı varsa “almamayı seçmesi” gerçek bir seçim değildir. İşte devletin varlık nedenlerinden biri burada devreye girer.
Kamunun görevi ilaç şirketiyle fiyat pazarlığı yapmak, geri ödeme mekanizmalarını hızlandırmak ve
hastaları yalnız bırakmamaktır.
Bu ancak güçlü bir sosyal güvenlik sistemiyle olur.

Daraxonrasib bugün ABD’de reçetelenmeye başladı.
Türkiye’de de aynı aciliyete ihtiyacımız var.
Çünkü pankreas kanserli bir hasta için altı ay bürokratik süre değildir. Altı ay hayatın kendisidir.
Daraxonrasib Türkiye’ye hızla getirilmeli. Uygun hastalar için erişim mekanizması oluşturulmalı.

Bunları isterken ilacı kutsamamak gerekir. Kanseri yendiğimizi söylememek gerekir.
Hiç kimseye sahte umut vermemek gerekir.
Bir grup hasta için yaşam süresini anlamlı biçimde uzatan bir tedavi var. Nokta!
O halde o hastaların bu tedaviye ulaşabilmesi gerekir.

KANSER İLAÇLARINDA KÜRESEL ERİŞİM BÜYÜK SORUN

Sorun yalnız Türkiye’nin sorunu değildir.
Daraxonrasib gibi aylık on binlerce dolar fiyat biçilen ilaçlar bu tartışmayı artık
ertelenemez hale getiriyor.
Afrika’da, Asya’da ya da Latin Amerika’da yaşayan milyonlarca insanın bu
ilaçlara mevcut piyasa fiyatlarıyla ulaşması imkansız.
Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü, uluslararası fonlar, devletler ve ilaç üreticileri yeni bir küresel mekanizma üzerinde çalışmak zorunda.
COVID-19 aşılarında küresel erişim için uluslararası mekanizmalar kurmaya çalışıldı.
HIV/AIDS’te milyonlarca insanın tedaviye ulaşabilmesi için küresel finansman ve ilaçlara erişim modelleri geliştirildi.
Şimdi de kanser için bunu yapmak zorundayız.

Yeni nesil ve çok pahalı kanser ilaçları için uluslararası bir Kanser İlaçlarına Erişim Fonu kurulmalı. Düşük gelirli ülkeler için farklı fiyatlandırma, gönüllü lisanslama, jenerik ve biyobenzer üretim, bölgesel toplu satın alma ve
gerektiğinde patent esneklikleri bu sistemin parçaları olmalı.

Asıl sınav şimdi.
İhtiyacı olan her hasta ilaca ulaşabilirse o gün milyonlarca insan hep birlikte ayağa kalkıp alkışlayabiliriz.
Hem de 41 saniyeden daha uzun.