Kanser tanısı konduğu anda hastanın çevresinde görünmez bir “beslenme kurulu” oluşur. Birisi ekmeği yasaklar, diğeri meyveyi. “Bal ye ama şeker yeme” diyen çıkar, “Karbonhidratı tamamen kes, tümörü aç bırak” diyen çıkar.
Kanser konusunda en yaygın yanlışlardan biri şudur:
“Kanser hücresi şekerle beslenir.
Şekeri kesersen tümör aç kalır.”
Bu iddianın çıkış noktasında gerçek bir bilgi var. Kanser hücrelerinin önemli bir
bölümü şekeri normal hücrelere göre daha yoğun kullanır. PET görüntülemesinde de glukoza benzeyen işaretli bir molekül kullanılarak bu özellikten yararlanılır.
Fakat buradan “Şeker yemeyince tümör beslenemez” sonucu çıkmaz.
Vücudumuz kan şekerini belli bir düzeyde tutmak zorundadır. Ekmek, pilav, makarna
veya tatlı yemeseniz bile kanınızdaki glukoz sıfırlanmaz. Karaciğer gerektiğinde kendi
glukozunu üretir. Beyin, kaslar, alyuvarlar ve bağışıklık sistemi dâhil birçok sağlıklı hücrenin de enerji için glukoza (şekere) ihtiyacı vardır.
Yani beslenmedeki şekeri keserek glukozu yalnızca kanser hücrelerinden esirgemek mümkün değildir.
Üstelik kanser hücreleri yalnızca şeker kullanmaz. Tümörün türüne ve bulunduğu ortama göre yağlardan, proteinlerden ve başka enerji kaynaklarından da
yararlanabilir.
O hâlde istediğimiz kadar şeker yiyebilir miyiz?
Hayır.
Fazla miktarda şeker tüketmek, gereksiz kalori alımına, kilo artışına, insülin
direncine, diyabete ve başka metabolik sorunlara katkıda bulunur.
Şekerli içeceklerin
beslenme açısından kayda değer bir yararı yoktur. Paketli tatlılar, şekerlemeler ve
çikolatalar da günlük beslenmenin olağan bir parçası hâline getirilmemelidir. Ama arada sırada bir iki şekerleme veya çikolata zarar vermez.
Dondurma da kanser hastasına yasak değildir. Sütlü dondurma şekerin yanı sıra enerji, bir miktar protein ve kalsiyum sağlar. Özellikle iştahsız, kilo kaybeden, ağız yarası veya yutma güçlüğü olan bazı hastalar için küçük
bir porsiyon, kolay tüketilebilen bir seçenek olabilir. Ancak bu, sınırsız yenebileceği anlamına gelmez. Diyabeti veya kilo sorunu olanlarda miktar ve sıklık
ayarlanmalıdır. Bir top dondurma tümörü beslemez; her gün büyük porsiyonlar yemek de gerekli
değildir.
“Bir kaşık şeker doğrudan tümöre gider” şeklinde bir düşünce yanlıştır.
Asıl tehlike, kanser hastasına düşünmeden uygulanan katı yasaklardır. İştahsızlık,
bulantı, ağız yaraları, yutma güçlüğü veya tedavinin başka yan etkileri nedeniyle kilo
kaybeden bir hastaya uzun bir yasaklar listesi vermek ciddi sorunlara yol açabilir.
Yetersiz enerji ve protein alımı kas kaybını hızlandırabilir; hastanın gücünü, ameliyat sonrası toparlanmasını ve tedaviye dayanma gücünü azaltabilir.
“Tümörü aç bırakmaya” çalışırken hastayı aç bırakmak, yapılabilecek en büyük yanlışlardan biridir.
Meyveler kanser hastasına yasak değildir. Bütün hâlde tüketilen meyve yalnızca şekerden ibaret değildir; lif, vitamin, mineral ve çeşitli bitkisel bileşenler içerir.
Meyvenin kendisiyle meyve suyu aynı şey değildir. Meyve suyu kısa sürede fazla miktarda şeker alınmasına yol açabilir; bu nedenle bütün meyveyi tercih etmek daha doğrudur.
Bal, pekmez ve esmer şeker de “masum şeker” değildir. Sofra şekerinin yerine bunları
koymak tümörü aç bırakmaz ve kanseri tedavi etmez. Hurma özü ve hurma şurubu da benzer biçimde yoğun şeker kaynaklarıdır.
Hurmanın kendisi ise lif içerir; fakat bu, sınırsız yenebileceği anlamına gelmez.
Şeker hastalığı olmayan, kilosunu koruyan ve hekimi tarafından özel bir beslenme kısıtlaması getirilmemiş bir kanser hastasının zaman zaman küçük bir tatlı yemesi “kanserini beslediği” anlamına gelmez.
Tatlı her gün yenmemeli, porsiyonlar büyütülmemelidir; fakat herkese uygulanacak mutlak bir şeker yasağı yoktur.
Çünkü beslenme önerisi hastaya göre yapılır. Kilo fazlası olanla hızla kilo kaybedenin,
diyabeti olanla olmayanın, ameliyata hazırlananla kemoterapi sırasında ağız yarası
gelişenin ihtiyacı aynı değildir.
Bir parça tatlı yedi diye kimse
suçluluk duymamalıdır.
Şekeri keserek tümörü aç bırakamazsınız.
Ama bilim dışı yasaklarla hastayı aç bırakabilirsiniz.