Ekrana yakışmayan görüntüsü beni hep rahatsız etmişti. Ama asıl mesele zehirli diliydi. Eleştiriyle hakareti birbirine karıştırıyordu. Günün gereklerine göre pozisyon alıyordu.
Mesela bir dönem Fethullah Gülen için methiyeler düzmüştü. Yurt dışına kaçan savcı Zekeriya Öz’ü öve öve bitiremiyordu. İktidar için yaptığı güzellemeler ise başlı başına kitap olurdu.
Ama ne yaparsa yapsın, bana göre ekrana yakışmıyordu. Üstelik bu konuda eline su dökemeyeceği insanlar işsiz kalırken o kanal kanal dolaşıyor, gazetelerde köşe yazıyordu. Boğaz’da bir yalıda oturuyor, belli ki çok para kazanıyordu.
Baksanız aynı meslekten sayılırdık. Oysa gerçek gazetecilikle uzaktan yakından ilgisi yoktu.
****
Evet, anladınız. Rasim Ozan Kütahyalı’dan bahsediyorum. Çünkü yine gündemde.
Kendisinin başka bir versiyonu gibi görünen eski eşi Nagehan Alçı bile artık dayanamadığını, şiddet gördüğünü ve ekonomik mobinge maruz kaldığını açıkladı.
Ali Koç bir programda çok ağır sözler söyleyip yayını terk etti. Yine Aziz Yıldırım da program sırasında içki içmekle suçladığı Kütahyalı’ya sert ifadeler kullandı.
Boşnaklar hakkında söylediği saçma sapan bir söz yüzünden büyük tepki çekti. Hidayet Türkoğlu dava açtı ve program yayından kaldırıldı. Mahkeme ayrıca “halkın bir kesimini alenen aşağılama” gerekçesiyle ertelemesiz 10 ay hapis cezası verdi.
Ama o ekranlara çıkmaya, yazmaya devam etti. Mutlu görünüyordu. Hakkında yapılan hiçbir eleştiri onu rahatsız etmiyordu. Hatta gündemde olmanın keyfini çıkarıyordu.
****
Sonra bir sabah kalktık ve Adana merkezli “yasadışı bahis, kara para aklama, rüşvet ve dolandırıcılık” suçlamalarıyla başlatılan operasyonda tutuklandığını öğrendik. Gazeteci Özlem Gürses kendi programında çok büyük bir para trafiğinden söz etti ve Kütahyalı’nın bu trafikte önemli bir yerde olmakla suçlandığını anlattı.
Ancak yandaş medyanın bazı politikacılara yaptığı gibi, bir iddianameyi kesin hüküm gibi görmek doğru olmaz. Bekleyip göreceğiz.
Mahkeme ne karar verirse versin; aklı başında herkes, Rasim Ozan Kütahyalı ve onun gibi iftira atmayı, peşin hükümlerle insanları suçlu ilan etmeyi gazetecilik sanan kişileri vicdanında çoktan mahkûm etti bile.
Geriye ne kaldı?
Yaptığı haberlerle toplumu bilgilendiren, eleştirdiği insanların bile saygısını kazanmış, toplum içinde başı dik dolaşabilen gazetecilerin çoğalması.
Eh, belki yine o günler de gelir.