Ege Üniversitesi Hastanesi’nde iki genç adam sırtlarında birer çantayla dolaşıyordu.
25 yaşındaki İsmail Kabadayı ile 29 yaşındaki Tufan Küçükateş’in kalpleri artık atmıyordu. Mecaz anlamda değil, gerçekten atmıyordu. Bu yüzden sırtlarında taşıdıkları çantaların içinde yapay kalp destek cihazı vardı.
Aynı odada kalıyor, aynı umuda tutunuyor, gelecek güzel haberi bekliyorlardı.
İlk haber Tufan’a geldi. Dört gün sonra İsmail de uygun donör bulunduğunu öğrendi.
***
Uzman hekimler, organ bağışıyla gelen kalpleri başarıyla nakletti. Ameliyattan sonra yoğun bakımda gözlerini açan İsmail’in, “kalp kardeşi” Tufan’a söylediği ilk söz şu oldu: “Abi kurtulduk.”
İnsan bazen tek bir cümlenin içine koskoca bir hayatı sığdırabiliyor.
***
Şimdi iki genç adam yeni hayatlarına başladı. Birlikte yapmak istedikleri çok şey var. Bunlardan biri de birlikte Fenerbahçe maçına gitmek.
Bence çok iyi bir fikir değil. O kadar zahmetle bulunan yeni kalplerini yine üzebilirler. Ama karar onların.
***
Şimdi gelelim hikâyenin asıl tarafına. İsmail ile Tufan’ın yeniden hayata başlaması organ bağışı sayesinde mümkün oldu. Doktorların başarısı elbette çok büyük. Ama bir yere kadar… Bağış yoksa, onların da eli kolu bağlanıyor.
Son zamanlarda beni en çok etkileyen olaylardan biri, Giresun'da 16 yaşındaki kızını kazada kaybeden bir babanın yaptığı bağıştı. Acının tarifi yok. Ama o baba, yaşadığı tarifsiz acının içinde dimdik durup kızının organlarını bağışladı. Üstelik tek dileği, organların nakledildiği insanların iyi olmasıydı. İyi yaşamasıydı... Güzel günler görmesiydi...
Ve bu karar, belki hiç tanımadığı birkaç insanın yeniden nefes almasını sağladı. Belki bir annenin evladını, bir çocuğun babasını, bir gencin hayallerini geri verdi.
***
Yukarıda anlattığım iki gencin olayı, işte böyle insanlar sayesinde yaşanabiliyor.
İsmail ile Tufan bugün hayattaysa, bunun nedeni birilerinin en zor anda bile “başkası yaşasın” diyebilmesi.
Organ bağışının önemini bazen rakamlar anlatamaz. Ama iki gencin “Abi kurtulduk” cümlesi anlatır. Gerisi artık hepimize düşüyor.