Fotoğraflarına baktım; genç ve güzel görünüyordu. Oysa yaşı altmışa bir kalmıştı. Sokakta görseniz, "45'i geçmez" derdiniz.
Demek ki yeterli gelmiyordu.
Güzellik ve estetik uzmanlığı kursuna gidiyordu. Kurs eğitmenleri kafasına öyle girdiler ki kalça dolgusu yaptırmaya karar verdi. Üstelik onu ikna edenler, işlemi yapacak kişilerdi.
İkna oldu.
Ve acı sonuç.
59 yaşındaki Melike Çiftçi hayatını kaybetti.
Karşıyaka'da yaşanan bu olay yeni değil, 2024 yılının Ekim ayında gerçekleşti.
Sonuç için "şok" kelimesini kullanıyoruz ama aslında pek de şok sayılmaz. Sonradan ortaya çıkıyor ki kalça dolgusu yapan doktor sabıkalı. Hatta İstanbul'da benzer bir olay nedeniyle hapis cezası almış. Ama bununla yetinmemiş, İzmir'e de hayat karartmaya gelmiş.
Şimdi olay mahkemede.
Ak ile kara elbet bir gün ortaya çıkar. Umarım adil bir karar verilir de ölen, öldüğüyle kalmaz.
Aslına bakarsanız merdiven altı estetik operasyonlar başlı başına bir fiyasko. Bir de gerekli denetimleri yapmayan Sağlık Bakanlığı'nın sorumluluğu var. O da ayrı bir konu.
Olayın özünde ise güzellik var.
Hepimiz güzel kadınları beğeniyoruz. Yakışıklı adamlara imreniyoruz. Buraya kadar tamam.
Ama işin suyu çıktı.
Kalkık burunlar, botoks nedeniyle ifadesini kaybetmiş yüzler, şişirilmiş dudaklar... Bir de vücuda üç beden büyük kalçaları ekleyin.
Nereye baksanız birkaç tanesi karşınızda...
Aynı fabrikasyon görüntüler, aynı yüzler...
Talep böyle olunca da "kör alıcının kör satıcısı" hesabı, bir kısım uyanıklar doktor kılığında devreye giriyor. Ve kendileriyle bir türlü hesabı bitmeyen, mutlaka fiziksel eksiği olduğunu düşünen insanların güzellik arzusunu kullanıp para kazanıyorlar.
Haberlerin çoğunda estetik mağdurları var...Tabii ki ölüm en ağırı...
Bu sarmal bir şekilde kırılmalı.
Yoksa bu tür haberleri daha çok göreceğimiz kesin.
Olay kötü sonuçlanınca, güzellik uğruna alınan riski eleştirmek kolay.
Oysa Melike Çiftçi'nin amacı da biraz daha hoş görünen bir kadın olmaktı.
Hepsi bu.
Ama olmadı.
Umarım bu olaylardan ders çıkaranlar olur.
Neyse, yargıdaki süreci fazla kaşımayalım.
Yazı bitti, kalktım aynaya baktım.
Kırışıklar artmış.
Ne yapsam bilmem ki?