İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişinin ardından kentte başlayan tartışmalar sürüyor. Siyasi parti ve isimlerden gelen değerlendirmelere İzmir Barosu da katıldı.

Baro, “Geldikleri Gibi Giderler” başlığıyla yayımladığı açıklamada, 31 Mart yerel seçimlerinde İzmir seçmeninin ortaya koyduğu iradeye dikkat çekti. Açıklamada, seçim sonucunun yalnızca bir belediye başkanının ya da siyasi yapının göreve getirilmesi şeklinde değerlendirilemeyeceği belirtildi.

Baro yönetimi, Tugay’ın kendisini göreve taşıyan seçmen kitlesinin tercihinin karşısında bir siyasi pozisyona geçtiğini savunarak, belediye başkanlığı görevinin meşruiyetinin tartışmalı hale geldiğini ileri sürdü.

İzmir için tarihi gün: Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması bekleniyor
İzmir için tarihi gün: Cemil Tugay’ın AK Parti’ye katılması bekleniyor
İçeriği Görüntüle

İzmir Barosu'nun sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği açıklama şu şekilde:

"31 Mart mahalli seçimlerinde İzmir halkının ortaya koyduğu irade, yalnızca tek bir figürün veya siyasi yapının göreve getirilmesinden ibaret değildi; aksine, güç birikimine, otoriterleşmeye ve toplumsal kaynakların dar bir kesime aktarılmasına karşı açık bir tutumun beyanıydı.

Cemil Tugay’ın, kendisini göreve getiren seçmen kitlesinin ve temsil ettiğini iddia ettiği siyasal değerlerin tam aksine, merkezi iktidar yapısına dahil olma kararı; bireysel bir tercih olarak değerlendirilemez.

Siyasal iktidarın kurumsal baskı, ekonomik bağımlılık ve sistemik araçlarla yerel yönetimleri kendi etki alanına çekme stratejisi, halkın rızasını şekillendirme ve muhalefeti işlevsizleştirme mekanizmasının bir parçasıdır. Kişisel ve taktiksel gerekçelerle bu iktidar aygıtına eklemlenmek, sandığa yansıyan toplumsal iradeyi işlevsiz kılmak demektir. Seçmen, yetkiyi belirli ilkeler ve kamusal yarar ekseninde vermiştir; bu ilkelerin terk edilmesi, elde edilen yetkinin meşruiyet tabanını tamamen ortadan kaldırır.

Demokratik ilkelerin ve hukuk normlarının savunulması, kurumların içi boşaltılırken sessiz kalmamayı gerektirir. Eğer bir yönetici, kendisini seçen kitlenin açık iradesine ve temsil ettiği temel değerlere karşıt bir konuma yerleşiyorsa, elinde tuttuğu idari yetkinin meşruiyeti sona ermiştir. Bu noktada yapılması gereken, halkın iradesine saygının bir gereği olarak o görevden çekilmektir.

İzmir Barosu olarak, toplumsal iradenin güç odakları lehine araçsallaştırılmasına karşı hukukun ve halkın karar alma hakkının yanında durmaya; kurumsallaşan antidemokratik pratiklere karşı kamusal yararı savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz."

Kaynak: Haber Merkezi