Türkiye'nin işçi ve emekçi tarihinin en önemli duraklarından biri olan 1 Mayıs İşçi Bayramı anmaları, bu yıl da İstanbul'un merkezinde yüksek tansiyonlu anlara sahne oldu. Çeşitli sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri ve emek platformlarının bir araya gelerek oluşturduğu 1 Mayıs Taksim İnisiyatifi, geçmiş yıllarda olduğu gibi tarihi belleği canlı tutmak amacıyla Taksim Meydanı çevresinde toplanma kararı almıştı. Ancak sabahın çok erken saatlerinden itibaren İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından bölgede adeta olağanüstü hal uygulamalarını aratmayan güvenlik önlemleri hayata geçirildi. Meydana çıkan tüm sokaklar ve caddeler dev demir bariyerlerle tamamen kapatılırken, anma programı için bir araya gelen grubun etrafı Gezi Parkı yakınlarında çevik kuvvet polisleri tarafından etten bir duvarla sarıldı. İşçi sınıfının taleplerini dile getirmek, anayasal haklarını kullanmak ve kaybettikleri yoldaşlarını anmak için bir araya gelen kalabalık, karşılaştıkları bu sert polis müdahalesi ve çember karşısında ellerindeki kırmızı karanfilleri havaya kaldırarak durumu protesto etti.

Açlık grevindeki madencilere biber gazı!
Açlık grevindeki madencilere biber gazı!
İçeriği Görüntüle

Ulaşıma valilik engeli

Bölgedeki hareketlilik sadece sokak başlarındaki polis kordonuyla sınırlı kalmadı, aynı zamanda milyonlarca İstanbullunun kullandığı toplu taşıma sistemlerine de doğrudan yansıdı. Şehrin en önemli ulaşım damarlarından biri olan Metro İstanbul, sabah saat 11.27 sularında resmi kanallardan acil bir duyuru yayınlayarak Taksim metrosu ile füniküler hattının yolcu giriş çıkışına ve seferlere tamamen kapatıldığını ilan etti. Bu ani kararın ardındaki hukuki gerekçe ise kısa süre sonra İstanbul Valiliği basın birimi tarafından yapılan açıklamayla netlik kazandı. Valilik yetkilileri, ilgili inisiyatifin yapmayı planladığı etkinliğin resmi bir bayram kutlaması olmadığını, yasa dışı alternatif bir anma çağrısı niteliği taşıdığını belirterek, Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından alınan idari yasaklama kararının titizlikle uygulandığını duyurdu. Alınan bu katı tedbirler, sadece eylem için orada bulunanların değil, bölgede günlük yaşamına veya işine gitmeye çalışan sıradan vatandaşların ve turistlerin de seyahat özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtlamış oldu.

Direniş oturma eylemine dönüştü

Polis kalkanları arasında sıkışan ve asıl hedefleri olan noktaya geçişlerine kesinlikle izin verilmeyen grup, marşlar eşliğinde sloganlar atarak bu ablukayı yarmaya çalıştı. Bu esnada gergin bekleyiş sürerken kalabalığa seslenen DİSK'e bağlı Elektrik, Gaz, Su, Baraj Çalışanları Sendikası (DİSK/Enerji-Sen) Genel Başkanı Süleyman Keskin, ifade özgürlüğüne ve anayasal haklara vurgu yapan oldukça sert bir konuşma gerçekleştirdi. Keskin, günlerdir sürdürdükleri hazırlık çalışmalarının memleketin dört bir yanında sokağı ve meydanları işaret ettiğini belirterek, 1977 yılında katledilen yoldaşlarını aynı mekanda anmanın meşru ve yasal bir hak olduğunu hatırlattı. Alınan idari yasak kararlarının hukuki bir temele dayanmadığını, geçmiş yıllarda benzer gerekçelerle açılan davaların tamamından beraat ettiklerini savunan sendika başkanı, hiçbir mülki amirin işçilerin bu en demokratik hakkını keyfi olarak gasp edemeyeceğini yüksek sesle dile getirdi. Bu açıklamaların hemen ardından eylemciler, demokratik tepkilerini barışçıl bir sivil itaatsizlik yöntemi olan oturma eylemiyle sürdürme kararı aldı. Ancak asfalta oturan bu grup, emniyet güçlerinin kalkanlı ve coplu sert müdahalesiyle karşılaştı. Yaşanan arbede ve kargaşa sırasında, aralarında üst düzey sendika temsilcilerinin de bulunduğu otuzdan fazla eylemci darbedilerek çevrede bekletilen gözaltı otobüslerine bindirildi ve emniyet müdürlüklerine sevk edildi.

Kaynak: HABER MERKEZİ