Koskoca geminin kızartmadan artan yağla çalışıp hareket edebildiği farkındalığını yaymamız gerekiyor. Her bir damla atık yağın doğru şekilde toplanması hem çevremizi korumak hem de ülke ekonomisine katkı sağlamak demek. Dönüşüm, patates kızarttığımız tavada başlıyor denizlerde, gökyüzünde devam ediyor.

Her yıl milyonlarca litre bitkisel yağ, tavada kaldıktan sonra lavaboya dökülüyor ya da çöpe gidiyor. Oysa bu atık, doğru ellerde değerli bir hammaddeye dönüşebiliyor. Türkiye'de yıllık yaklaşık 2 milyon ton bitkisel yağ rafine ediliyor, bunun ancak 350 bin tonu toplanarak dönüştürülebiliyor. Atık yağlar, lavaboya döküldüğünde kanalizasyon sistemlerini tıkıyor, su kaynaklarını kirletiyor ve toprağa karıştığında ekosisteme ciddi zararlar veriyor. Oysa doğru yöntemlerle toplanıp işlendiğinde bu atık, adeta bir enerji kaynağına dönüşüyor.
Whatsapp Image 2026 04 06 At 16.22.59

İşte bu noktada devreye DB Tarımsal Enerji giriyor. İzmir merkezli firma, bitkisel atık yağlar ile pelemir, ketencik gibi enerji tarımı bitkilerini kullanarak yıllık 100 bin ton biyodizel, 15 bin ton rafine gliserin ve 60 bin ton sürdürülebilir denizcilik yakıtı üretim kapasitesine sahip. Avrupa’nın önde gelen sürdürülebilirlik sertifikasyon kuruluşlarıyla akredite olan firma bir yandan da ilköğretim çağındaki çocuklara yönelik farkındalık çalışmalarıyla bitkisel atık yağların kaynağında ayrıştırılmasını teşvik ediyor.

Döngüsel ekonomi modelinin en çarpıcı örneği, DB Tarımsal Enerji ile İzmir'in lojistik devi Arkas bünyesindeki yakıt ikmal şirketi Arkas Bunker iş birliğinde hayat buldu. İki yıl süren Ar-Ge çalışmalarının ardından Torbalı'daki DB Tarımsal Enerji tesislerinde üretilen sürdürülebilir denizcilik yakıtı, ISO 8217 standartlarına uygun olarak gemilerde kullanılmaya başlandı.

Bu yakıtta kullanılan biyobileşen, fosil yakıtlara kıyasla yüzde 93,7 oranında sera gazı emisyonu azaltımı sağlıyor. Bu çok önemli bir seviye. Üstelik mevcut gemi motorlarında herhangi bir modifikasyon, sök-tak gerektirmeden kullanılabiliyor.

Arkas Bunker, bugün Bio24F, Bio30F ve Bio100 UCOME gibi farklı biyobileşen oranlarına sahip türleri hem yerli hem de yabancı armatörlere sunarak operasyon çeşitliliğini artırıyor.

Bu işbirliğinin önemi büyük. Çünkü Türkiye'de toplanan bitkisel atık yağların geri dönüştürülmesiyle elde edilen sürdürülebilir denizcilik yakıtı, hem dışa bağımlılığı azaltıyor hem de yerli girdinin denizcilik yakıtlarında kullanımını artırıyor. Orta vadede, AB mevzuatları ve Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) regülasyonları çerçevesinde bu tür sürdürülebilir yakıtların denizcilik sektörünün karbonsuzlaşmasında kritik bir rol oynayacağı öngörülüyor.

İşin diğer bir yönü ise dışa bağımlılık. Malum İran ile ABD ve İsrail arasında savaş, petrol piyasasını altüst etti. Bu ortamda biyoyakıtlar, sadece çevresel değil aynı zamanda stratejik bir enerji güvencesi anlamına geliyor.

Bu köşede hep söylüyoruz: Atık, doğru yerde bir hazinedir. Koskoca bir geminin kızartmadan artan yağla hareket edebildiği farkındalığını yaymamız gerekiyor. Her bir damla atık yağın doğru şekilde toplanması hem çevremizi korumak hem de ülke ekonomisine katkı sağlamak demek. Dönüşüm, evimizdeki tavada başlıyor, denizlerde devam ediyor.

GEMİDEN SONRA SIRA UÇAK YAKITINDA

Denizcilik sektöründeki bir örnek işbirliği, havacılık şirketlerinin de dikkatini çekmiş gözüküyor. DB Tarımsal Enerji’nin gemi yakıtı gibi uçaklar için de yakıt üretmek üzere çizdiği projeksiyona Türk Hava Yolları'ndan net bir destek geldi.
THY, 1 Nisan 2026'da yaptığı açıklamada Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SHY/SAF) ihtiyacının güvence altına alınması, sürdürülebilir tedarik altyapısının oluşturulması ve Türkiye'de havacılık ekosisteminin geliştirilmesi amaçlarıyla DB Tarımsal Enerji'ye 42 milyon dolar yatırım yaparak yüzde 40 oranında ortak olma kararını duyurdu.

Bu ortaklıkla elde edilen gelir, DB Tarımsal Enerji’nin yeni tesisi için harcanacak. 2029 yılında faaliyete geçmesi planlanan tesis, yıllık 100 bin ton sürdürülebilir havacılık yakıtı üretim kapasitesine sahip olacak. Böylece "tavada kalan yağ" önce gemilere, şimdi de uçaklara yakıt olma yolunda hızla ilerliyor. Bu ortaklıkla İzmir, döngüsel ekonominin de önemli merkezlerinden biri olma iddiasını ortaya koyuyor.