Sporda ahlakın egemen olmasını isteyenlerin kullandıkları iki sözcük vardır: Olimpik Ruh ve Olimpik Ahlak!
Son günlerde futbolcuların, hakemlerin ve futbol adamlarının bahis skandalına karıştıklarını duyunca aklımıza yeniden olimpiyatlar ve olimpik ruh geldi.
İlk olimpiyat yarışı M.Ö. 776 yılında yapılmış ve Elis kentinden Koroibos şampiyon olmuş.
MÖ 776- MS 393 arasındaki her dört yılda bir yapılan yarışlarda (Bu sözcük Yunanca Athlos’tan gelir; onur ya da ödül anlamları taşır) katı kurallar vardı; sporcuların yarışmaya katılabilmeleri için en az 10 ay boyunca antrenman yapmış olmaları, herhangi bir suç işlememiş olmaları gibi.
Oyunların başlamasından en az 30 gün önce bütün atletler Olimpia’nın 57 kilometre uzağındaki Elis’in antrenman sahasında toplanırlar, oradaki konutlarda oturur aynı yiyeceklerle beslenirlerdi. Hakemler de seyirciler de kimsenin hile yapmayacağından ve herkesin eşit başarı şansı olduğundan emin olmalıydı. Sadece erkekler çırılçıplak olarak yarışır, kadınların değil yarışmak, yarışanları izleme izinleri bile yoktu.
(Çırılçıplak yarışmanın nedeni, cinsel organların sağlıklı olduğunun herkes tarafından görülmesiydi. Çünkü o dönemlerde çift cinsiyet, mitolojinin ana konularından biriydi. Büyük tanrılardan olan Hermes ile tanrıça Afrodit’in birleşmesinden ortaya çıkan ve hem kadın hem erkek cinsiyeti bir arada taşıyan Hermafrodit hikayeleri -sex organları o zamanlarda da iştah kabarttığı için- anlatılıp dururdu.)
MÖ 728 yılındaki 13. Olimpik oyunlara kadar sadece tek bir yarışma varmış: 192 metrelik (600 ayak) sürat koşusu.
728 yılında buna 400 metrelik bir mesafe koşusu daha eklendi. Bu daldaki ilk şampiyon, Ispartalı Akontos oldu. O da çırılçıplak koşmuştu.
Ünlü tarihçi Herodot’u (MÖ 490-426) ünlü yapan, olimpiyatlar sırasında okuduğu yazılarıydı.
VE BUGÜNKÜ SPORCULAR
Bugün, olimpiyat ruhu zedelenmiş olan sporcu, spor yöneticisi ve hakemlerde rekabet, ne yazık ki kazanç eksenine taşınmış, erdem denen kavram sportif performansta değil parada aranmaya başlanmıştır.
Üç bin yıl önceki olimpiyat ruhunda egemen düşünce, “gücüm kadar varım!” iken bugün “hilem kadar varım!” kirliliği egemen olmuştur.
Artık ne yazık ki, kaybeden yalnız ahlak, vicdan ve adalet değildir. Genç sporcular inancını, çocuklarımız tertemiz hayranlık duygularını kaybetmiş, toplum olarak da tümüyle spora güven kalmamıştır.
Ne diyelim! Olimpiyat ruhunu böylesine kirletenlere yazıklar olsun!