Özge Uyanık/ Bu kez açlık grevinde yerin altında kazma sallayanlar değil, Ankara'nın göbeğinde ellerinde kalem tutan eğitim emekçileri var. Mülakat adaletsizliğine, tutulmayan sözlere ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı seslerini duyurmaya çalışırken sokak ortasında biber gazı, cop ve ters kelepçeyle darbedilen eğitim emekçileri, çareyi açlık grevinde buldu. Maden ocağından Meclis'in kapısına uzanan bu iki eylem, tek bir değişmez gerçeği gösterdi: Bu ülkede ancak açlıkla sınandıktan sonra alınıyor.
Haklarını isteyen işçiler yer altında açlık grevine girdi, günler sonra talepleri kabul edildi. Şimdi ise öğretmenler Ankara'nın göbeğinde açlık grevinde. Maaşını, güvencesini, atama hakkını isteyenler bir kez daha aynı soruyla karşı karşıya bırakıldı: Bu ülkede hakkını almak için önce aç kalmak mı gerekiyor?
Edirne'de Özşen Madencilik işçileri, ödenmeyen ücretleri ve işten çıkarmalara karşı yer altında başlattıkları açlık grevini 27 günün sonunda kazanımla sonlandırdı. İşçiler ancak açlıkla sınandıktan sonra masaya oturulabildi. Şimdi benzer bir tablo Ankara'da yaşanıyor. Bu kez yer altında madenciler değil, yer üstünde öğretmenler açlık grevinde.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile mülakat mağduru öğretmenler, verilen sözlerin tutulması ve taleplerinin karşılanması için süresiz açlık grevine başladı. Son iki gündür Ankara'da polis müdahalesiyle karşı karşıya kalan öğretmenler, ters kelepçe, biber gazı ve darbedilmelerinin ardından açlık grevine geçtiklerini duyurdu.

Verilen söz tutulana kadar devam edeceğiz
İzmir’den Ankara’ya giden ve açlık grevinin ikinci gününde konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Rabia Atbaş, mücadelenin bir anda ortaya çıkmadığını, yıllardır süren görüşmelerin ve tutulmayan sözlerin ardından bu noktaya gelindiğini söyledi.
"Şu anda açlık grevimizin ikinci günündeyiz. Verilen sözler tutulana kadar da bu eylemlilik sürecimiz devam edecek. Ailelerden, mülakat mağduru öğretmenlerden ve özel sektör öğretmenlerinden oluşan bir komisyon oluşturduk. Verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. Mücadelemiz de bunun için sürüyor.
Biz beş yıldır bu mücadeleyi veriyoruz. Her yaz, hatta kışın en zor zamanlarında bile Ankara'ya gelip bunun mücadelesini verdik. Geçen sene İstanbul'dan Ankara'ya bir yürüyüşümüz oldu. Ondan önce de Meclis Parkı'nda 52 gün boyunca nöbet tuttuk.
Geçen yıl yürüyüşümüzün ardından Çalışma Bakanlığı'nın verdiği bir söz vardı. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın da içinde bulunduğu, işveren derneklerinin de yer alacağı, aynı zamanda Milli Eğitim Komisyonu ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın da katılacağı bir toplantı yapılacaktı. Bu toplantıda özel sektör öğretmenlerinin yaşadığı sorunlar ve bunlara nasıl çözüm üretilebileceği konuşulacaktı. Özellikle de taban maaş hakkımızın nasıl geri verilebileceği gündeme gelecekti. Fakat gördük ki bir yıldır bu söz yerine getirilmiyor.
Biz de bu yaz tekrar Ankara'ya geldik. Türkiye'nin birçok ilinden öğretmen arkadaşlarımız geldi. Aynı zamanda ailelerimiz geldi. Çocuklarımızla birlikte buraya geldik. Mülakat mağduru öğretmenlerimiz var. Aslında KPSS puanlarıyla atanmaları gereken öğretmenler bunlar. Ancak mülakatlarda mağdur edildiler. Hatta bazı öğretmenlerimiz mülakat komisyonlarından 'Hayırlı olsun hocam, atandınız' şeklinde geri dönüşler almalarına rağmen atanamadılar. Atanabilecek puana sahip olmalarına rağmen hakları ellerinden alındı.
Biz iki öğretmen grubu olarak birlikte mücadele etmemiz gerektiğine karar verdik. Çünkü ikimize de sözler verildi. Mesela mülakat mağduru öğretmenler için Meclis'e sunulacağı söylenen bir yasa teklifi vardı. Ancak bunun sunulmayacağını öğrendik. Mülakat mağduru öğretmenlerin önemli bir kısmı bugün özel sektörde çalışmak zorunda bırakılmış öğretmenler.
Üç gündür Ankara'da eylemdeyiz. İlk olarak Güvenpark'ta sıkıştırıldık ve ciddi şekilde şiddete maruz kaldık. Dün de Kurtuluş Parkı'nda gerçekten büyük bir saldırıyla karşılaştık. Darp edildik. Arkadaşlarımızın kolları, bacakları morluk içinde. Biz öğretmenler olarak böyle bir muameleye maruz kalmak istemiyoruz. Aynı zamanda buna sebep olanların kimler olduğunu da çok iyi biliyoruz. Bunun sorumlusu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'dir. Yusuf Tekin'in bir an önce 1611 mülakat mağduru öğretmenin atamasını yapması gerekiyor. Özel sektör öğretmenlerinin taban maaş hakkını geri vermesi gerekiyor. Öğretmenlerin belirli süreli sözleşmelerle değil, belirsiz süreli iş sözleşmeleriyle çalıştırılması gerekiyor.
Kendisi bizi öğretmen olarak görmüyor. Buna ilişkin çeşitli açıklamaları ve itirafları da var. Oysa biz Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı öğretmenleriz. Bunu bir kez daha hatırlatmak ve verilen sözlerin tutulmasını sağlamak için bu eylemlilik sürecine girdik."
"Çözüm bekliyoruz"
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası MYK Üyesi Umut Erkut ise Meclis'te yapılacak görüşmelerden sonuç alınmasını beklediklerini söyledi.
"Çok sıkıntı çektik, çok büyük mücadeleler verdik, çok çaba harcadık. Meclis'e daha önce de çok defa gittik. Çok sayıda görüşme yaptık. Ancak inanıyoruz ki bugüne kadar yaşadığımız sıkıntıların karşılığı olarak milletvekilleri bizi çok daha dikkatli dinleyecek ve çözüm için ellerini taşın altına koyacaklardır.
Biz bu yoldan, sorun çözülene kadar dönmeyeceğimizi zaten söyledik. Bu nedenle Ankara'ya gelenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bu kalabalık daha da büyümeden milletvekillerinden, Bakanlıktan ve Eğitim Komisyonu'ndan çözüm bekliyoruz.
Milli Eğitim Komisyonu'nun mülakat mağduru öğretmenler ve taban puan mağduriyetleri için derhal harekete geçmesini istiyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gidiyoruz. Verilen sözler tutulsun. Öğretmenlik yaşasın."

"Öğretmenleri açlık grevine sürüklediler"
Öğretmenlere yönelik polis müdahalesine tepkiler sürerken Veli-Der de eyleme destek açıklaması yaptı. Açıklamada "Sorunları çözmek yerine hak arayanları hedef alan anlayış, bugün öğretmenleri açlık grevine sürüklemiştir. Eğitim emekçilerinin taleplerine kulak vermek yerine baskıyı ve şiddeti tercih edenler, çocukların eğitim hakkını da görmezden gelmektedir" denildi.

Madenciler yer altında aç kaldı, sıra öğretmenlere mi geldi?
Madenciler yerin altında aç kalarak haklarını aldı. Şimdi Ankara'da öğretmenler açlık grevinde. Bir tarafta atanamayan öğretmenler, diğer tarafta güvencesiz ve düşük ücretlerle çalıştırılan eğitim emekçileri var. Hak talep edenler önce açlıkla sınanıyor, çözüm masası ise çoğu zaman ancak bundan sonra kuruluyor.
Aylardır ücretlerini alamayan, Özşen Madencilik işçileri işten çıkarmalarla karşı karşıya kalan madenciler, seslerini duyurabilmek için yer altında açlık grevine başlamıştı. 27 gün süren direniş boyunca işçiler, taleplerinin duyulması için yerin metrelerce altında açlıkla mücadele etti. Uzlaşma sağlandı ve madenciler eylemlerini kazanımla sonlandırdı. Bağımsız Maden-İş, direnişin ardından yaptığı açıklamada "Özşen Maden direnişimizin 27. gününde mücadelemiz zaferle sonuçlandı. Yeraltında açlık grevinde olan madenci arkadaşlarımızı sağ salim aldık. Bu zafer, ekmeğine, onuruna ve geleceğine sahip çıkan madencilerin zaferidir" ifadelerini kullandı.




