Bugün yazıma Ataol Behramoğlu'nun "Erdem ve Erdemsizlik Üzerine" şiiriyle başlamak istedim.
Salt insana özgü olduğunu düşündüğümüz utanç, erdem, ahlak kavramlarının, hayvanlarda da görüldüğünü ama insanlıkta nasıl yitirildiğini eleştirel biçimde dile getirir Behramoğlu.
Utanç insana özgü bir duygu sanılır / Utanan hayvanlar gördüm ben
İnsanlar tanıdım buna karşılık / Utanmak nedir bilmeyen
Behramoğlu her yandan yalanla kuşatıldığını; ahlak, vicdan, sözünün eri olmak, erdemli davranmak kavramlarının içinin boşaltıldığını da şiirin söylem gücüyle anımsatıyor bize.
Öyle zamanlar gelip çattı ki
Olağan sayılır oldu arsızlık
Utanç utanıp çekildi köşesine
Esip gürlüyor utanmazlık
***
Ortalığı dezenformasyon, iltisak, butlan, kayyum, fıtrat, nas, külliyen, velev ki, manipüle, kıyam, eman yurdu gibi yürürlükten, kullanımdan kalkmış sözcükler, terimler sarınca; siyasal, sosyal, kültürel, sanatsal kirlenmelerin, bozulmaların, yozlaşmaların gündemde sıklıkla yer almasını daha çok duyar olduk!
“Mutlak butlan” denen hukuksal terim baş köşeye yerleşti, gündemi sarstı, utanılır bir eyleme dönüştü!
Kurumsal kimliğini, kitlesel yapısını yadsıyamayacağımız CHP’de yaşananlar, butlanı çirkin, anlamsız, gerçek sorunların yerine gölgelerin konuşulmasına olanak sağlayan bir kirlenmeye doğru yol alıyor.
Sandığı işlevsizleştirmeyi, toplumun değişim umudunu söndürmeyi, emekli yoksulluğundan genç işsizliğine değin gerçek sorunların gündemden düşürülmesini amaçlayan bir eyleme dönüşüyor.
Peki bu kirlenmelerden, kötücül yapılanmadan, çirkin oyunlardan, sömürüden, bozgundan, yıkımdan, kıyımdan kurtulmanın çözümü nedir?
Elbette arınma; ama nasıl?
Arınma; birilerinin pişkinlikle, arsızlık ve utançsızlık sarmalıyla, bencillikle, hırsla, erk tutkusuyla nasıl da uyum sağlıyor, değil mi dostlar?
Arınmayı söyleyen kişi ya da kişiler önce kendinden başlamalı kirlerinden, sapkınlıklarından, çapsızlıklarından, çıkar ilişkilerinden, bencillikten, makam tutkusundan, kötülüklerinden arınmaya…
Utanmak; kişinin sınırlarını bilmesini, hatalarından ders çıkarmasını, toplumsal kurallara, ilkelere uyum sağlayan bilinçli duygudur. Erdemli bir davranıştır.
Sanatçılar da utandı butlan olayından. Tepkilerini gösterdiler.
Zülfü Livaneli, Suavi, Sebahat Akkiraz, Ali Altay, Selda Bağcan, Onur Akın, Gülten Benli, Grup Yorum, Sunay Akın, İlyas Salman, gibi sanat emekçileri bu utanç verici kararı, atamayı kınadılar, şarkılarını yasakladılar. Ressam Hamza Saykan, 2021 yılında CHP Genel Merkezi'ne hediye ettiği iki büyük boy yağlı boya Atatürk tablosunu ve bir saati geri aldı.
Utanmayı bilmek, erdemli olmak, insan ve doğa değerlerine saygı duymak, toplumsal duyarlığı yaşamına katmak, yurtsever olmak, devrimci davranışı söylemden eyleme geçirmek… Daha çok gereksinimiz var tüm bunlara.
“SEVMEYİ SEVEN” ŞAİR SABAHATTİN YALKIN DA!
Antakya sevgisini şiirlerine, yazılarına taşıyan şair Sabahattin Yalkın, 21 Haziran 2026 günü 92 yaşında aramızdan ayrıldı.
Yaşamı boyunca dürüstlük, ilkeli duruş, insan sevgisini kendişiyle özdeşleştiren Yalkın, “Akdeniz’i hep sevdim… O’nu şiirlerimde AŞKDENİZ’e çevirdim.” Demeyi de çok sevdim.
“Her Akdenizli gibi kadınları da gereğinden çok düşünmüş olabilirim. Sevmeyi hep sevdim. Şiirlerimde tüm bunların izi, duyarlığı, içtenliği var.
Ve ben aşkı bir türlü anlamadım gitti. İstedim mi, sevdim mi? Öyle iç içe yaşadım ki bu duygularla…”
Altınoluk'ta yanılmıyorsam 2010 yılında gerçekleşen şiir etkinliğinde tanıdım Yalkın’ı. Sanal ortamda yazışmalarımız oldu. Bir daha görüşme olanağı bulamadık.
Altınoluk’ta birlikte olduğumuz şiir etkinliğinin fotoğrafını paylaştı Ahmet Günbaş dostum. Sabahattin Yalkın, Hüseyin Yurttaş, Ahmet Uysal, A.Günbaş, O.Tümbaş, Gültekin Emre, Bülent Güldal ile Mahzun Doğan...
Arı, duru, aşklı, ilkeli, saygın ve seçkin, toplumcu Yalkın dostu çok özleyeceğiz. Işıklarda uyusun.