Temmuz ayı enflasyon verileri açıklandı. TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon artışı yüzde 31,75 olarak gerçekleşti.

ENAG verilerine göre ise yıllık enflasyon artışı yüzde 50,49 olarak açıklandı. Türkiye’nin enflasyon çıkmazı geçmiş aylarda da yaklaşık bu oranlar dolayında açıklanmıştı. Kısacası Enflasyon da çok sınırlı kalan düşüşler yaşansa da

enflasyonun kronik ve yapısal duruma dönüşmüş olduğunu görüyoruz. Bu nedenle ekonominin bugünkü koşullarında daha uzunca bir süre enflasyonla birlikte yaşamak zorunda kalacağız. Üstelik siyasetteki tartışmalar gerildikçe ve alışılmışın dışında bir önlem alınmadıkça, üstelik seçim süreci de devreye girer ise, daha da yükselmesi de kaçınılmaz olacaktır. Zira enflasyon konusu ile ilgili kurumlar olan Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı sınırlı değişkenlere odaklanmış durumdalar. Merkez Bankası sadece para politikasına ve Maliye Bakanlığı sadece vergileri arttırmaya odaklanırken, yapısal nedenlerden kaynaklanan enflasyonda hızlı bir düşüş beklenemez. Daha kapsamlı ve bilimsel politika paketlerine ihtiyaç var. Zira ekonomide İktidarın ana strateji tercihi olan ticaret ve inşaat temelli strateji bugün tıkanmış durumda. İktidarın tez elden ekonominin tüm sektörlerinde üretim ve verimlilik odaklı yeni bir stratejiye yönelmesi gerekiyor. Aksi durumda bugünkü ekonomik ortamda var olan sermaye ve şirketlerin bile yurtdışına kaçma eğiliminde olduğunu gözlüyoruz.

****

Ekonomide gelinen bu durum yine iktidarın, ekonomiyi değil siyasi gündemi öncelemesinden kaynaklanıyor.

Ülkenin gündemi neredeyse her gün, bir muhalefet belediye başkanın tutuklanma olgusuna uyanıyor. Bu durum ülkede siyasi gerilim ve kavganın ana nedeni ve günlük gündemin belirlenmesini beraberinde getiriyor. İktidar ve muhalefet arasında yaratılan bu gergin ortam ekonomik sorunların konuşulmasını geri plana itse de, ekonomik

sorunlar ve halkın yaşam koşullarındaki bozulma daha da derinleşerek devam ediyor. İktidar bu arada yaratığı ortam ve baskı sonucu belediye başkanı ve milletvekili transferleri yapsa da, bu sayısal kazançlar, vicdanların kazanılmasına değil, kaybedilmesine yol açıyor. Zira Türk halkı çoğunlukla duygusal ve tepkisel olarak vicdan muhasebesini önde tutan bir toplumdur.

****

Kısacası, Türkiye’nin gündemi, siyasetin belirlediği yapay gündemlerden, yaşamın geçek sorunlarına odaklanmadığı sürece sorunlar çözümsüz kalacak ve daha da derinleşecektir. Zira uygarlığın ulaştığı köklü teknolojik dönüşümlerin inanılmaz boyutlara ulaştığı ve küresel yapılanmaların yeniden şekillendiği günümüz ortamında insanlık bam başka bir uygarlığa evriliyor. Bilgi Toplumu, yapay zeka ve robotik devrimlerden sonra, şimdiki teknolojik devrimin temelindeki bilgi işlem sistemi bir on yıla varmadan, 0-1 temelli bilgi işlem sisteminden, qubit temelli kuantum bilgisayar sistemine tümüyle kayma gösterecektir. Bu gelişmeler başta eğitim, öğrenme, üretim ve yaşam sistemlerinin tümüyle değişimine yol açacaktır. Yeni bir toplumsal işleyiş, yeni bir toplumsal yapılanma, yeni etik değerler, yeni bir kültür yapılanmasını beraberinde getirecektir. Gelecek kuşaklar, siyasi kavgalarla boşa harcanan bugünün hesabını acı çekerek ödeyecektir.

Sonuç olarak, siyasi keyfiliğin yaratığı yapay gündemlerden, bilim ve teknolojinin yaratmakta olduğu gerçek gündeme artık uyanmamız gerekiyor.