Yeni sözcüğünün Eski Türkçe “yaŋı” dan ya da “yangı”dan evrildiği söylenir. Anlamını açıklamaya gerek yok. Hepimiz için bildik.
Yeni gün, yeni ay, yeni baştan, yeni dalga, yeni akım, yeni giysi, yeni düşünce.
Yeni, yenilik, yeniden. Umudun, beklentinin, geleceğin, değişimin, güzelliğin, heyecanın da adresi.
Peki her yeni, yenilik gerçekten doğru mudur, iyi midir, güzel midir?
Pablo Picasso: “Yeni şeyler yaratmak için öncelikle bir şeyleri yıkmalısınız.” der. Picasso bu sözüyle bir bakıma yaratıcılığın, değişimin yıpranmış, çürümüş biçimini, içeriğini kırmaktan geçtiğini, eski düşünceler, alışkanlıklar yıkılmadan yenisinin kurulamayacağını anlatır.
Veysel Öngören ŞİİR VE YENİLİK (Broy Y.1997) adlı yapıtında ”Yenilik, süreklilik içinde bir dönüşümdür ve süregelenin dönüştürülmesidir.
Bundandır, her yenilik gereksiniminin giderilişi, bu sürekliliğin geçmişindeki bir yeri, kendisine bir çıkış noktası olarak arayıp bulmak gereğine varıyor.”
Mevlana’nın dünü geride bırakıp bugüne, yarına yepyeni bir gözle bakmayı öneren dizelerini de unutmak olanaksız:
Her gün bir yerden göçmek ne iyi Her gün bir yere konmak ne güzel. Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş! Dünle beraber gitti cancağzım, Ne kadar söz varsa düne ait Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
***
Geçmiş dönemlerde edebiyatın, sanatın değişim, yenileşme devinimlerini de anımsarız: Edebiyat-ı Cedide, Birinci Yeni (Garip), İkinci Yeni, Yenibütüncü Şiir.
Yazın- sanat dergilerine bakınca yeniyle buluşan dergiler de takılır usumuza:
Ziya Gökalp’in “Yeni Mecmua“sı (1917), Yenilik, ( Naim Tirali,1952 - Aralık 1957), Yeni Ufuklar, (1953 – 1976) Yeni Dergi (Memet Fuat, 1964-1975), Yeni A (Ferit Öngören, 1972-74), Yeni e (Kasım 2016).
Türkiye’de yeni adıyla başlayan gazetelerimiz de gözümüzden, dikkatimizden kaçar mı hiç?
Türk ulusunun bağımsızlık ve egemenlik savaşı döneminde (1919-1923) Yunus Nadi tarafından “Anadolu'da Yeni Gün”, Kemal Bayram Çukurkavaklı’nın 1968’de Ankara’da çıkardığı Yeni Gün (İzmir’de yayımını sürdüren Yeni Gün Gazetesini de unutmadım elbette) , Yeni Asır (1895’ten beri), Yeni Adana (1918-2023), Yeni Akit, Yeni Asya, Yeni Birlik, Yeni Şafak, Yeniçağ.
Adı yeniyle başlayan her gazete, dergi, düşünce, eylem elbette her zaman çağdaş, aydınlanmacı değildir.
Kuralları, ilkeleri, özgünlüğü, öngörüleri ile yeniye anlam kazandırmak, boyut katmak, devingenlik sağlamaktır aslolan.
ADI YENİYLE BAŞLAYAN SİYASAL PARTİLER
Yeni Türkiye Partisi (1961’de Ekrem Alican, 2002’de İsmail Cem de aynı adı taşıyan partiyi kurmuştu), Yeni Yüzyıl Partisi, Yeni Çağ Partisi, Yeni Dünya Partisi, Yeni Yol Partisi, Yeniden Refah Partisi.
Siyasal yaşamımızdan geçen partiler. Ne denli yol aldılar, etkili oldular, tartışılır. Bugün o partilerin çoğu yok siyasal yaşamamızda.
Adının önüne Yeni’yi getirince, yazınca, söyleyince yeni gerçeklik kazanmış olmuyor. Yeni şeyler söylemek güzel; ama yeni söylemlerin, sözlerin içini doldurmak, eylemli kılmak, toplumca yeniyi kabullenir, alkışlanır duruma getirmek daha güzel, daha özel.
***
Özel deyince sözü Özgür Özel’in “YENİ PARTİ”sine getirmek gerek.
Kuşkusuz ülkemizde son yıllarda yaşananları hep birlikte görüyoruz, etkileniyoruz. Toplumsal tepkileri duyuyoruz. Halkın büyük kesimi gerçekten yeni şeyler bekliyor, değişim istiyor, insanca ve hakça yaşamak istiyor.
Adı yeni olan bu partinin konumu, çizgisi, duruşu, yönelişi, söylem ve eylemlerinin örtüşmesi, solda gerçekten demokrat yapılanışı için toplumu inandırması çok önemli. Bekleyip göreceğiz. Umudumuz, beklentimiz iyiden, yeniden, sevgiden, barıştan, devrimden, devinimden yana.
Haydi o zaman yürüyelim güvenli yeni zamanlara, yenilik alanlarına. Yeni şarkılar, marşlar, türküler, şiirler söyleyerek.