Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 10 Ağustos 2026 günü kabul edeceğini kestirdiğim “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanunu”, Milli Dayanışma Kardeşlik Demokrasi Komisyonu’nun 18 Şubat 2026’da kabul ettiği rapordaki “demokratikleşme” tavsiyelerini hayata geçirecek hiçbir düzenleme içermiyor, fakat örgüt üyelerinin topluma kazandırılması yönündeki tavsiyelerini yöneticilerini de kapsayabilecek şekilde yerine getiriyor.

TBMM Genel Kurulu’na getirilen teklifin metni değişikliğe uğramaz ise 1 Haziran 2005'ten önce işlenmiş olan müebbet hapis veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlar, müebbet hapis veya ağır hapis ile cezalandırılmış olanlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten adam öldürme suçlarından mahkûm olmuş olanları kapsam dışında tutan kanunun uygulanması, PKK/KCK ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiilî varlığına son vermesi, silah ve mühimmatını teslim ettiğinin tespiti ve Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) teyit kararının Resmî Gazete’de yayınlanmasına bağlı olacak.

****

Örgütü kurma, yönetme, üye olma, yardım etme, propagandasını yapma suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile örgüt lehine işlenen terörizmin finansmanı suçları nedeniyle yürütülen soruşturma ve (kovuşturma) davalar ile mahkûmiyet kararlarının infazı ertelenecek. Cezanın üst sınırı 15 seneden az olan suçlar nedeniyle yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar 5 sene süreyle, 15 seneden fazla olanlar 10 sene süreyle; 15 yıldan az hapse mahkûm olanların cezalarının infazı 5 yıl, 15 yıldan fazla hapse mahkûm olanların cezalarının infazı 10 yıl süreyle ertelenecek. Erteleme süreleri içinde suç işlenmediği takdirde, soruşturmalarda “kovuşturma yapılmasına yer olmadığı”, davalarda ise “düşme” kararları verilecek, mahkûmiyet kararları ise infaz edilmiş sayılacak. 1 Haziran 2005’ten sonra işlediği suçlar nedeniyle (4 yıl ve 42 yıl gibi) süreli hapse mahkûm Selahattin Demirtaş'ın süreli hapis cezasının infazının ertelenmesi nedeniyle serbest kalması gerekiyor.

Kanun meşruiyetini, komisyonun 48 üyesinin 47’sinin bir bütün olarak kabul ettiği rapordan alıyor. Rapor (i) örgütün feshi, üyelerinin topluma kazandırılması ile (ii) demokratikleşme tavsiyeleri getiriyor. Bunların biri diğerine tercih edilemez. Kanun, sadece “(i) örgütün feshi, üyelerinin topluma kazandırılması” kısmını öncelikle hayata geçiriyor, fakat “(ii) demokratikleşme tavsiyeleri” ve özellikle bu başlık altındaki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyum ve özgürlüklerin genişletilmesine dair tavsiyeleri tamamen bırakıyor.

****

Bazıları örgüt üyelerini salıvermek fakat demokratikleşmeyi ötelemek için Öcalan’ın ve DEM Parti’nin demokrasiyi daha da geri götürecek, anayasayı halka rağmen değiştirmeyi içerebilecek anlaşmalar yapmış, vaatler vermiş olmaları ihtimalinden endişe etmektedir. Gerçekten de ekonomist İris Cibre’nin X’teki hesabında 5 Ağustos 2026 tarihindeki (AKP 277, MHP 46, CHP 19, DEM 56, Hüdapar 4, DBP 2, Bağımsız 10 = 414) hesaplaması ile "Bugün, referandumsuz anayasa değişikliği için gereken 400 oy geçildi denebilir" tespitine göre Öcalan ve sadık 56 milletvekili ile DEM Parti, böyle bir anlaşma yapabilecek kilit durumdadır.

Yalçın Doğan’ın T24’teki yazısında “DEM usulü demokrasi: Öncelik “PKK affı”, gerisine bakarız!..” dediği teklif hakkında 3 Ağustos 2026 tarihinde, Öcalan, özünde, “sorunu çözmek için yola çıktıklarını, [teklifin] sürecin önünü açacak anahtar niteliğinde olduğunu, demokrasiye sonuna kadar kapı aralandığını ve “henüz her şeyin çözülmediğini, demokratik cumhuriyet için ciddiyetle çalışmak ve sorumluluk üstlenmek gerektiğini” belirten beyanı, demokratikleşme için çalışmaya devam edecekleri şeklinde anlaşılabilir. Ancak bu niyetin gerçekleşmesi şartların, aktörlerin ilgi ve menfaatleri ile güçlerinin değişmeden aynı kalmasına bağlıdır.

Demokratikleşme ile temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi herkesin ihtiyacıdır. Örgüt üyelerini salıverirken eleştirileri nedeniyle tutuklu ve hükümlülerin içeride tutulmalarını kamuoyuna açıklamak mümkün değildir. Benzer suçlar işleyenlerden örgüt üyelerini salıverirken diğerlerinin içerde tutmak eşitlik ve adalet ilkeleri ile bağdaştırılamaz. Benzer benzer suçlardan tutuklu veya hükümlü olanların da bir an önce serbest bırakılmaları adaletin gereğidir.