Kimi zaman sporun sadece skor tabelasından ibaret olmadığını, asıl hikayenin insan yetiştirmek, o insana ait olma duygusunu aşılamak olduğunu unuturuz.
Kökleri derin spor çınarı Göztepe’nin sadece bir futbol takımı olmadığını, çok sesli, çok renkli bir spor kültürü barındırdığını her fırsatta söyleriz. Ancak bu iddia, sadece temennilerle yürümez; somut adımlarla, tesisleşmeyle, geleceğe yatırım yapmakla taçlanır.
Futbolun yarattığı o boğucu toz dumanın ötesine geçebildiğinizde, Türk sporunun asıl cevherlerinin salonlarda, pistlerde, sularda ve minderlerde nasıl bir büyük fedakarlıkla parladığını görürsünüz.
İşte geçüiğimiz gün Göztepe omuzlarında çok anlamlı, çok kıymetli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Kulüp Başkanı Mehmet Sepil, son dönemde uluslararası arenada elde ettikleri başarılarla bayrağımızı gönderde sallandıran, kulağımızda İstiklal Marşı'mızı çınlatan milli sporcularımızla bir araya geldi. Bu sadece bir "kutlama yemeği" değil, Türk sporunun geleceğine basılmış sağlam bir mühürdü.
Masada, kendi hikayesini yazmış muazzam bir başarı tablosu duruyordu. Voleyboldan Melisa Erdoğan ve Duru Zeren... Cimnastiğin gururu, karakteriyle örnek Ferhat Arıcan, yanında Mehmet Ayberk Koşak ve Mert Efe Kılıçer... Atletizmden Reyhan Taşdelen, yüzmeden Cemil Cankat Er... Para okçuluğun madalyalı ismi Büşra Fatma Ün, yelkenin dinamik isimleri Ece Melis Baş ve Nisa Üstündağ... İşin mutfağında emek veren yelken antrenörü Batuhan Arslan ile yüzme antrenörü Baturay Altınel... Kamp programları yüzünden katılamayan yüzücü Pınar Dönmez ile Triatlet Gültigin Er de kalben bu masadaydı.
Bu tabloya bakıp da heyecanlanmamak elde mi?
Toplantıda konuşulanlar da en az bu isimler kadar kıymetliydi. Başkan Mehmet Sepil, olayın özünü tek cümleyle özetledi aslında.
"Bu tablo neler yapmak istediğimizin bir özeti ve bizim için çok değerli. Sizlerin oluşturduğu bu başarı tablosu, yeni yetişen genç sporcular için de ilham kaynağı oluyor."
Çok doğru. Büyük kulüp olmak sadece stat yapmakla, iddialı transferler savurmakla olmaz. Büyük kulüp; amatör şubeye can veren, o olimpik ruhu besleyen, genciyle yaşlısıyla aynı ailenin fertleri olabildiğin ölçüde büyüktür.
Masada söz alan milli cimnastikçimiz Ferhat Arıcan’ın sözleri ise olayın misyonunu gözler önüne seriyordu: "Birçok branştan genç sporcuları burada görmek beni çok mutlu etti. Hep birlikte Göztepe’yi temsil ediyoruz. Başarılarımıza bir yenisini daha eklediğimizde, yeni nesiller için de ilham kaynağı oluyoruz."
İşte usta işi bir spor adamlığı özeti! Ferhat, sadece madalya kazanmıyor; arkadan gelen nesle yol haritası çiziyor.
Tam da bu noktada, kulübün geleceği ve İzmir sporu için hayati önem taşıyan o mesele, artık ertelenemez bir aciliyetle masadadır. Göztepe’nin olimpik branşlarını bünyesinde barındıracak, modern ve kapsamlı spor tesisleri için beklenen arazi tahsisi bir an önce sonuçlandırılmalıdır!
Bu kentin çocukları, bu ülkenin bayrağını dalgalandıran bu pırıl pırıl evlatları geçici salonlarda, derme çatma imkânlarla değil; hak ettikleri modern olimpik tesislerde ter dökmelidir. Yetkililere buradan bir kez daha seslenmek boynumuzun borcudur. Göztepe gibi asırlık bir çınarın olimpik branşlarca daha da büyümesi, İzmir’den yeni Ferhat Arıcanlar, yeni dünya ve olimpiyat madalyalı sporcular çıkması için hayati önem taşıyan bu arazi tahsisi süreci geciktirilmemelidir. Bu işin bürokratik labirentlerde boğulmasına tahammül kalmamıştır.
Tam da bu yüzden, o genç nesillere ilham verecek bu tesislerin önü açılmalı, Göztepe’nin olimpik vizyonu somut duvarlarla ve modern salonlarla mühürlenmelidir. Bu toprağın evlatlarına imkân verin, sarı kırmızılı bayrağı dünyanın zirvesine nasıl diktiklerini gururla izleyin. Göztepe tesissiz bırakılamaz. Bu hamle İzmir sporunun geleceğinin sigortasıdır!
Bu topraklardan çıkan bu pırıl pırıl evlatlarımıza ne kadar teşekkür etsek az. Yolunuz, bahtınız ve başarınız daim olsun çocuklar!