Cahide Sonku zekiliği güzelliği yeteneği ile devrinin sinema efsanesidir. Masal gibi bir hayat sürdü. Zirveyi de dibi de gördü. Ali Hikmet İnce onu bir cümlede şöyle tarif etmiştir; “Yeşilçam yapımı İhtişam Ve Sefalet’in kadın baş rol oyuncusuydu.”
Demokrat Parti(DP) iktidardadır, DP’liler afla cezaevinden yeni çıkan “sicilli komünist” Nazım Hikmet’i de hiç sevmezlerdi. Onu yok etmek için askere alma ve Zara’ya taş ocaklarına gönderme planı yapmaktadırlar. Bu planı da DP’li zenginlerden İhsan Doruk, bir protokol yemeğinde öğrenir ve Nazım’ın yakın dostu da olan eşi Cahide Sonku’ya bildirirp, şairi uyarmasını ister.
Devrin en ünlü sinema ve tiyatro yıldızı Sonku, hemen Nazım’ı plandan haberdar eder ve bir senaryo yazdırma bahanesiyle de para yardımı da yapar, ülkeden kaçmasını sağlayanlar arasında yer alır.
Hadiseyi, Nazım’ın sevgililerinden operacı Semiha Berksoy’un kızı Zeliha Berksoy ve şairin “Saman Sarısı” Vera’sı da doğrulamıştır.
Türk Sinemasının ilk yıldızlarındandı Cahide Sonku. "Bir 'idol', yerli 'Marlen Dietrich' sıfatlarıyla anılır. Gizemli, soğuk, güzel ve sarışındır. Türk Sinema Tarihine ilk yapımcı ve ilk yönetmen olarak da imzasını atandır.
Sinema eleştirmenlerine göre, “Cahide Sonku, karton tiplemelerden uzak, her rolün kadını olarak dönemin en çok film çeken oyuncusudur. Hem güzel, hem zengin hem de güçlüdür. Bir zamanlar yüksek ökçeli pabucundan şampanyalar içilen, Gümüşsuyu'nda inşa edilen apartmanının temeline pırlantalar serpilen aktristtir."
"Cahide’yi 'Doktorun Hatası’nda seyrettiğim gün efsunlaşmış gibi çıktım tiyatrodan. On yedi yaşımdaydım ve kendisine erişme olanağı bulunmayan bir Olympos tanrıçasını görmüş olmanın, yüreğimi allak bullak eden karmakarışık duygularıyla dönmüştüm okula..." diye yazmıştır Çetin Altan Usta.

-KAYAN BİR YILDIZ-
Filmlere bile sığmayacak bir yaşamdır onun 62 yıllık yaşamı.
"Yeşilçam'ın şöhrete kurban verdiği ilk isim olan Cahide Sonku, bugün alkolden yıpranmış güzelliğiyle belleklerde yer alır, " Kayan bir yıldız” olarak anılır.
"Ne ondan önce ne de ondan sonra kimse onun mertebesine ulaşamadı. Hiç kimse onun kadar tanınmadı, onun kadar sevilmedi, onun kadar arzulanmadı. Ama onca sevgi selinin ortasında hep köksüz yaşadı Cahide… Ön adı Serap’tı, hayâl gibiydi biraz. Belki de bu yüzden hiç yaşamamış gibi davrandı ömrünün son deminde. Bir rüya gibi geldi geçti sinema tarihimizden. Sanki bir an esti ve etkisi sürmeye devam ediyor hâlâ. Kimsenin çıkamayacağı kadar zirveye çıktı, kimsenin göremeyeceği diplerde gezindi. Yine de her seferinde ayağa kalktı. Hayat denen uğultunun içinden hızla geçip gitti ve rüzgârı hâlâ dinmedi. Dinmeyecek..."
(Eyüphan Erkul- CAHİDE/Melekler Yeryüzünde Yaşamaz-Artemiz Yayınları 2021)

-TİYATRODA PARLADI-
Sonku, 1932’de figüran-stajyer olarak Şehir Tiyatroları’nda çalışmaya başladı.
Sahneye ilk adımını "Yedi Köyün Zeynebi" oyunuyla 1933’te attı. Aynı yıl Muhsin Ertuğrul’un yönettiği "Söz Bir Allah Bir" filmiyle de sinema kariyeri başladı. 1934-35’te çekilen "Aysel: Bataklı Damın Kızı" filmi, Sonku’ya yıldız olmanın kapılarını açmıştır. 1948’de Şehir Tiyatroları’ndan ayrıldı. 1950’de Sonku Film şirketini kurdu. 1951’de Talat Artemel ve Sami Ayanoğlu’yla "Vatan ve Namık Kemal" filmini çekti.
1954’te Zeki Müren’in ilk kez beyazperdeye çıktığı "Beklenen Şarkı" filmini çekti. Her rolün aranılan ismiydi; tiyatroda da sinemada da. 1963’te film şirketinin binası yandı ve servetinin büyük bir kısmını da yitirdi. Alkole verdi kendisini.
Sanatçı, 1964’te Şehir Tiyatroları’na geri döndü. "Bir zamanlar kendisine çok yakışan şapkasıyla İstiklâl Caddesi'nde dolaşırken onu gören hayranlarının iki kenara dizilip aralarından geçirdikleri" Cahide Sonku, 1981’de sefalet içinde aramızdan ayrıldı.
.
-NÂZIM İLE İYİ DOSTTU-
Cahide Sonku’yu anlatmaya çalıştık. Gelelim "Dünya Şairimiz" Nâzım Hikmet’in, Cahide Sonku sayesinde bir suikasttan sıyrılabildiği meselesine.
1923’ten beri TKP’li olan Nâzım, Moskova’ya ilkin 1921 sonunda, ikinci kez de 1925 yılında gitti ve bu gidişinde 1928 sonlarına değin kaldı. Türkiye’ye döndüğü sonraki yılları ise ilk on yılda aralıklı da olsa, memleketin çeşitli hapishanelerinde geçti.(Ankara Çankırı Bursa)
1951 Haziranı’nda olan Moskova’ya üçüncü gidişinde ise dostu Cahide Sonku’nun uyarısı söz konusudur. Cahide Sonku o yıllarda Gümüşsuyu’nda yaşamaktadır. Dönemin zenginlerinden eşi İhsan Doruk,iktidarın bazı yöneticileriyle zaman zaman katıldığı Park Otel’deki yemeklerden birinde Nâzım Hikmet için planlanan askere alınma planı ve öldürülme olasılığını duyar, eşine söyleyerek arkadaşına bildirmesini önerir. Cahide Sonku, Nâzım Hikmet’in 1935 Şubatı’nda sahnelenen “Unutulan Adam” adlı oyununda oynamıştır ve dostlukları o yıldan beri kökleşmiştir.
Cahide Sonku’nun kadim dostu Semiha Berksoy’un kızı Zeliha Berksoy o günleri şöyle aktarır:
“Cahide Sonku, eşi tütün kralı İhsan Doruk’la, Park Otel’in karşısında Kunt Apartmanı’nda oturuyorlar. Menderes, Celal Bayar Park Otel’e geldikleri zaman orada kalıyorlar, bazı akşamlar eve geçiyorlar. Bu ziyaretlere Cahide hiç katılmıyor. Öyle bir dik duruşu var. Onların geleceği gecelerde Cahide çekip gidiyor. Fakat tabii Darülbedayi’den falân, Nâzım çok yakın dostu. Cahide onu şiirine, oyununa hayran. 'Unutulan Adam’da oynamış. Bir gün İhsan Doruk, Cahide’ye ‘Dün akşam sofrada konuşuldu, Nâzım’ı tekrar askere göndermek istiyorlar, Zara’ya taş kırmaya’ diyor. ‘Sen ona bildir’, diyor. Bunun üzerine Cahide Nazım’ı evine davet ediyor, senaryo yazma bahanesiyle. Nâzım geliyor. Cahide bir zarfa para koymuş önceden, ‘Buyurun alın bunu. Derhal memleketi terk edin, kaçmanızda yarar var, çünkü biz sofradan duyduk, İhsan Bey bana söyledi. Sizi askere alacaklar, oradan da Zara’ya taş ocaklarına göndereceklermiş,’ diyor.”
(Mim Melih Güneş-Zeliha Berksoy’la Söyleşi / 13 Kasım 2015, Semiha Berksoy Opera Vakfı)
-VERA DOĞRULAMIŞTIR-
O yıllardan ölümüne değin Sonku ile yakın arkadaş olan Semiha Berksoy’un aktardığı bu bilgi, yıllar sonra Vera Tulyakova’nın anı kitabı "Bahtiyar Ol Nâzım’'da da doğrulanır.
Şair, "büyük bir zenginin karısının (Cahide Sonku) vatani görev yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle askere çağırılacağını öğrendiğini ve çıkış yolu aramaya başladığını Vera ile de paylaşmıştır sıkça.
Nazım da “Yaşamak Güzel Şey Kardeşim”de şifreli de olsa bu olaydan bahsetmiştir...

-ROMANTİKA 'DA DA YER ALIYOR-
Bir suikast planı duyumu vesilesiyle “Şiirimizin Şah Damarı” Nazım Hikmet ile “Sinemamızın İlk Kadın Yıldızı”nın yolları işte böyle kesişmiştir.
Evet, “zeki ve kudretli” kadın ”Cahide Sonku DP’lilerin şairi öldürmek istedikleri bilgisini verenler arasındaydı.
Bu konu, Kültürpark Atlas Pavyonu’ndaki "ROMANTİKA-Bir Ömrün Seyrüseferi " sergisinde de genişçe bir salonun duvarında dillendirilmiştir ilgili görsellerle.
Mutlaka gezmenizi önerdiğim sergi, 15 Ocak 2027’ye kadar, Pazartesi hariç 10.00-19.00 saatleri arasında kadar gezilebilir.
