Bu hafta hangi marka hikâyesini yazsam diye araştırırken karşıma çıkan isimlerden biri Gratis oldu. İlk baktığımda kozmetik mağazaları zinciri gibi dursa da haberleri ve röportajları araştırdıkça, markanın hikâyesi raflardaki ürünlerden çok daha fazlasını anlattığını fark ettim. Asıl hikâye, Türkiye’de perakende dünyasına yön veren bir ismin vizyon ve cesaretinde saklı.

1996’da babası Özdemir Sabancı’yı genç yaşta kaybeden Demir Sabancı, bu ağır kaybın ardından Sabancı Holding’in perakende grubunun başına geçiyor. Sakıp Sabancı’nın vefatına kadar grubun içinde çok başarılı işlere imza atıyor. Ancak bir süre sonra kendi yolunu çizme kararı alıp Sabancı Holding’den ayrılmış.

2005’te elindeki hisseleri satarak kurduğu Sedes Holding çatısı altında perakende, lojistik ve gayrimenkul alanlarında cesur adımlar atar. Manhattan’daki yatırımlar, Elektro World mağazaları, Amerika’daki projeler… Hepsi onun risk almayı bilen, vizyoner bir lider olduğunun kanıtı.

Ve sonra, 2009’da hayat bulan Gratis… Bence onun en büyük projesi, çünkü Türkiye’nin güzellik alışkanlıklarını değiştiren bir dönüm noktası.

Bugün Gratis’in mor tabelaları şehirlerin sokaklarında bir alışkanlığa dönüştü. Raflarda duran ürünler yalnızca kozmetik değil; ulaşılabilir güzelliğin, günlük yaşamın ve cesaretin sembolü oldu. “Gratis” Latince kökenli bir kelime, “ücretsiz” anlamına geliyor. Bu isim, güzelliğin lüks olmaktan çıkıp herkesin hayatına girmesi gerektiğini anlatıyor. Sloganı ise aynı mesajı pekiştiriyor: “Herkes için güzellik.”

Gratis, yalnızca ürün satmıyor; güzelliği demokratikleştiriyor, herkesin kendini iyi hissetme hakkını hatırlatıyor. Kadın istihdamına verdiği önemle de ayrı bir yerde duruyor: mağazalarında çalışanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Bu yönüyle, Türkiye’de güzellik ve bakım alışkanlıklarının dönüşümünü simgeleyen bir marka.

Demir Sabancı’nın başarı hikâyesi; babasını kaybetmenin acısını, aile holdinginden ayrılmanın riskini, kriz döneminde yeni bir marka kurmanın cesaretini bir araya getiriyor. Ortaya çıkan şey yalnızca Gratis değil; aynı zamanda Türkiye’de güzelliğin erişilebilir hale gelmesinin, kadın emeğinin görünür olmasının ve kültürel dönüşümün sembolü.

Bu hikâyeyi yazarken, Türk iş dünyasına yön veren iki büyük ismi de anmadan geçmek olmaz:

Özdemir Sabancı ve Sakıp Sabancı. Erken kayıplarıyla geride bıraktıkları boşluk, bugün hâlâ hissediliyor. Saygıyla ve minnetle.