Bazı markalar vardır ki yalnızca bir ürün üretmez; bir toplumun belleğinde yer eder. Bu hikâye, 1949’da İstanbul Maslak’ta genç ve vizyoner bir girişimci olan Albert Avram Levi ile başlıyor. Bulaşık eldivenleriyle yola çıktığında aslında küçük bir devrim başlatıyordu. Türk kadınlarının mutfakta ellerini koruması, modernleşmenin sessiz ama çok anlamlı bir adımıydı. Kısa sürede her eve girdi; ev işlerinden sanayiye uzanan yolculuğun ilk durağı oldu.

Sonraki yıllarda üretim ağını genişletti. Dudullu’daki modern fabrikadan Bursa Kestel’deki vinil muayene eldiveni tesisine, pandemide devreye giren Tuzla fabrikasına kadar… Bu yolculuk yalnızca üretim değil; güvenin ve emeğin sembolü haline geldi.

Ama hikâye sadece sanayi yatırımlarıyla sınırlı değil. Levi, Kadıköy ve Yeldeğirmeni’nde topluma destek veren, sosyal sorumluluğu işinin ayrılmaz parçası gören bir insandı. O vizyon, bugün hâlâ şirketin DNA’sında yaşıyor.

Yıllar boyunca pek çok sosyal sorumluluk projesine imza atıldı: Türk Kızılayı ile kan bağışı kampanyaları, KAÇUV ve LÖSEV aracılığıyla çocuklara medikal destek, köy okullarına kırtasiye ve yakıt yardımları, Darülaceze ziyaretleri, engelli çocuklara yönelik projeler… Her biri, bir eldivenin yalnızca elleri değil, hayatları da koruduğunu gösterdi.

Ve şimdi… Okulların açıldığı bu günlerde, sosyal sorumluluk adımı çocuklara dokunuyor: “Temiz Eller, Temiz Nesiller” projesi. Türkiye’nin dört bir yanında ilkokul öğrencilerine özel üretilmiş eldivenler ulaştırılıyor. Çocuklar öğretmenleriyle birlikte mahallelerinde çevre temizliği yapıyor, çevre bilinci kazanıyor. En çok destek veren sınıflar ise fabrikayı gezerek üretim sürecini yerinde görüyor. Yani bir eldiven, geleceği de koruyor.

Bugün Albert Levi’nin bıraktığı mirası oğlu Metin Levi sürdürüyor. Onun liderliğinde marka yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın dört bir yanına ihracat yapan bir güç haline geldi.

Bir güven hikâyesi…Köy okulunda bir tebessüm, Darülaceze’de bir sohbet. Bazen bir eldiven, bir toplumun vicdanını taşır.

Bu satırları yazarken çocukluğumun okul açılışlarını hatırladım; defter kokusu, yeni ayakkabıların heyecanı, öğretmenlerin “temiz ellerle gelin” uyarısı… Şimdi düşünüyorum da o ellerin bir gün çevreyi koruyan, topluma dokunan projelerde yer alacağını bilmek… hepimizi daha iyi bir yarına çağırıyor.

Bu yolculuğun ilk adımını atan. Albert Avram Levi’ye Saygıyla…