İlk Osmanlı belgelerinde, Datça’nın adı Dadya/ Tatya olarak geçer. Bu adın Türkçe olmadığı açıktır. Cumhuriyet döneminde resmi yazışmalarda Kastomonu’nun Daday’ı ile karıştırıldığı için 1933 yılında İçişleri Bakanlığı tarafından Dadya adı Datça’ya çevrilmiştir.
1580 tarihli bir belgeye göre, Dadya, bir kadılık ve köydür. 1595 tarihli başka bir belgeye göre ise bu köyün vergi gelirleri Dergâh-ı Muallam müteferrikalarından Mahmud’un zeameti içindedir. Bu yıllarda, Ege adalarından gelen Kara Memi adındaki bir korsanın baskısı altındadır. O yıllarda Dadya’da darı ekilmektedir ama bunun karşılığında devlet hazinesine vergi (öşür) ödenmemektedir. Osmanlı idaresi Dadyalılardan bu vergiyi tahsil etmek istemektedir (Mühimme 41, Hüküm: 351). Yine bu yıllarda Fakıoğlu Recep ve Ahmed oğlu Yakup gibi eşkıyalardan zarar görmektedir. 1775 tarihli bir belgeye göre ise Dadya ve Badya köylüleri, Rodos adasının muhafazasıyla görevlendirilmişlerdir.
1531 Osmanlı nüfus sayımına göre ise Dadya, 257 hane nüfusa sahipken, Badya köyü 199 hane nüfusa sahiptir. Her iki dönem karşılaştırıldığı zaman Dadya ve Badya’nın nüfusunda yoğun bir artışın olmadığı görülür.
1531 yılında Badya ve Dadya köyleri, Dergah çavuşlarından Mustafa Çavuşun zeameti içindedir. (Tapu arşivi, Muğla İcmal, 13a). Bu yarımadanın korsanlık, kıtlık, aşırı rüzgar alması gibi sebeplerden dolayı yeni yerleşimlere kapalı olduğu fark edilir. Türkler, ağaçsız olduğu için bu yarımadadaki yerlerin çoğuna ‘boz’ sıfatını vermişlerdir. Bozalanı, Bozarmud ve Bozüyük gibi yer adlarına burada sıkça rastlanır.
Osmanlı idaresinin yaptığı 1836 (1251) nüfus sayımına göre, Dadya, 200 civarında Müslüman erkeğin yaşadığı bir köydür. Dadya yarımadasında Kızlan, Alanı (İlaki değil), Emcek, Batar veya Bata, Kara ve Badya adlı köyler vardır.
1841’de Dadya köyü, asli olarak bir Müslüman-Türk köyüdür ve Milas Muhassıllığına bağlıdır. Simyaki adasın Rumlarının çiftçilik ve çobanlık yaptığı bir yerdir. Kıbrıs ve Girit’ten gelen Türk ve Rumlar, Dadya’da kendilerine iş bulmuşlardır (NFS.d. 3132). 30’a yakın Rum erkek, denizci ve bahçıvan olarak Dadya’da çalışmaktadır. Bir dönem yeni küçük yerleşimler kuruldu. 19. Yüzyılın sonlarında Datça yarımadasında Cumalı, Emecik, Bata, Karaköy, Kızlan, Mesudiye, Yaka, Sındı ve Yazı adlı köylere rastlanır. Bunların bazıları zamanımızda terkedilmiştir. 1914 tarihli bir belgede ise Dadya adının ‘Reşadiye’ olarak değiştirilmiştir. Bu, Türkçe olmayan yer adlarının İttihat ve Terakki’nin Türkçeye değiştirme siyasetiyle ilgilidir. Bazı araştırmalarda İlaki olarak belirtilen köy adının aslında Bozalanı sözcüğünün sonundaki ‘Alanı’ sözcüğü olduğu ve böyle bir Rum köyünün mevcut olmadığı anlaşılır. 1906 yılında Örencik, Avlana, Mezkit mevkileri, Yakaköy’den ayırılarak müstakil köy haline getirilmiştir. Ad değiştirmeye başka bir misal de 1914 yılında Dadya’ya bağlı Bata köyünün adı ‘isminin lafz ve manaca garabet ve sıkleti olduğundan’, bu köydeki camiin adına binaen Hızırşah olarak değiştirilmesidir. Bu zat ise Menteşeoğullarından bir beyin adıdır.
1914 yılında, adalardan gelerek yarımadada dağınık halde bulunan Rumların birleşerek bir Hristiyan köyü kurmalarına İttihat ve Terakki izin vermemiştir (BOA, DH.İD. 183/53). Dadya, bir gümrük yeridir, 1911’de ilkokulu faal haldedir. 21.8.1932’de de burada bir deprem olmuş ve 118 hane zarar görmüştür.
14. yüzyılın başından beri Dadya yarımadasının asli nüfusunu Türkler oluşturur. Yer adlarının bir kısmı Türkçe olmasa da sakinleri 14. Yüzyılın başındna beri (Menteşeoğulları dönemi) Türk’tür. Rumlar ise dışarıdan gelen, yerli olmayan bir nüfustur. Gemilerin uğrak yeri olmasından dolayı Dadya’da, Akdeniz dünyasından farklı nüfuslara rastlanır ama belirttiğim gibi bunlar buranın tarihi ve daimi nüfusu değildir. Son olarak belirtelim ki, bazı tarihçilerin Badya sözcüğü, Bediye veya Bedye; Dadya’yı da Dedye şeklinde okumaları ve yazmaları yanlıştır.