Büyük Taarruz sonrası bozguna uğrayan düşman askerleri korku içerisinde batıya doğru kaçmakta.
Bir umut İzmir'e varırsak kurtulabiliriz diye düşünüyorlar. Geçtikleri yerlerde katliamlar yapıyorlar. Yakıyorlar, yıkıyorlar, işkence ediyorlar, tecavüz ediyorlar, öldürüyorlar...
Kurtuluş Savaşı kahramanlarından Ali Fuat (Cebesoy) Paşa kaleme aldığı hatıralarında düşman askerlerinin çekildikleri bölgelerdeki zulmünü şöyle anlatıyor;
''Uşak'ta müthiş bir manzara ile karşılaştık. Şehrin en mamur yerleri yanmış, yakılmış, bir harabeye dönmüştü. Vahşice katliamlar yapılmış, birçok kadın, erkek ve çocuk naaşları ortalarda bırakılmıştı. Elimizden geldiğince Uşaklıları teskine çalıştık...
Ertesi gün Manisa'ya geldik. Burada da aynı feci manzara ile karşılaştık. Yunanlılar halkı katliama tabi tutmuşlar, baştan başa tarih kokan bu şehri ateşe vermişler ve önemli bir kısmını yakmışlardı.
Trenimiz İzmir'e yaklaşırken rahmetli arkadaşım, Milli Mücadele’nin ilk şehitlerinden Süleyman Fethi'yi hatırladım. Gözlerimde yaşlar tanelendi. 15 Mayıs 1919'da İzmir düşman istilasına uğradığı zaman yerli Hristiyan halktan da yardım gören Yunanlıların yapmadıkları rezalet kalmamıştı. Ellerinden silahları alınmış askerlerimize hücum etmişler 'Zito Venizelos' diye bağırtmak istemişlerdi. İzmir'de Askerlik Dairesi Reisi olarak bulunan Miralay Süleyman Fethi Bey'in de kalpağını çıkartarak aynı şekilde bağırmasını istemişlerdi. Miralay (Ben bir Türk Zabitiyim, yaşasın Türk milleti diye bağırırım.) cevabını vermiş ve oracıkta göğsünden süngülenerek şehit edilmişti...''
***
Ve nihayet İzmir'in gerek işgal günlerinde, gerekse düşman denize dökülmeden önce çektiği acılar... Bunlarla ilgili ifadeler, belgeler, makaleler ayrı ayrı onlarca kitap konusu. Şimdi yıllar sonra birtakım meczuplar çıkmış 'Keşke Yunan kazansaydı’ diyor. Belli ki kendi çevresinden hiçkimse bu acıları yaşamamış. Büyük bir olasılıkla onların ataları İskilipli Atıf'la birlikte işgalcilerin uçaklarıyla Milli Mücadele karşıtı bildiriler atmışlar Anadolu topraklarına. Şeyhülislam Dürrüzade Abdullah'ın imzaladığı idam fermanlarına destek vermişler Kurtuluş Savaşı’nda...
Dondurmacı kılıklı, fesli, entarili softalara şunu söylemek gerekir ki; Yunan kazansaydı bırakın özgürce düşüncelerinizi söylemeyi, bu topraklarda yaşama şansınız bile olmayacaktı. Bunu isterseniz bir de Yunanlı din adamının ağzından anlatalım;
15 Mayıs 1919... İzmir'e ayak basan Yunan İşgal komutanı Zafiriu, İzmir Metropoliti Hrisostomos tarafından karşılanır. İşgalci askerlere şöyle hitap eder;
''Asker evlatlarım, Elen çocukları bugün ata topraklarını yeniden fethetmekle İsa'nın en büyük mucizesini göstermiş oluyorsunuz. Bu uğurda ne kadar Türk kanı içerseniz o kadar sevaba girmiş olacaksınız. Ben de bir bardak Türk kanı içmekle onlara olan kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım. Haydi buyurunuz, bütün Azizler sizin arkanızda olacak. Atalarınızın toprakları sizleri bekliyor.''
‘Keşke Yunan kazansaydı’ utanmazlığını gösteren bu rezil yobaz güruhu neler olabileceğini kavramış mıdır acaba?
Bu arada voleybolda Avrupa Şampiyonu olan, bizlere büyük bir gurur yaratan 'Atatürk'ün Kızları’nı yürekten kutluyorum. Son maçta Atatürk düşmanı yobazların ‘Keşke Sırbistan kazansaydı’ dediklerini de duyar gibiyim.
Keşke bu topraklarda Dürrüzade'ler, İskilipli Atıf'lar, fesli tarihçi müsveddeleri hiç yaşamasaydı...