Değerli okurlar, size Lozan anlaşmasıyla ilgili dört yorum sunuyorum;

''Lozan Konferansı'nda Türkiye'yi temsil eden kurul, ülkenin bağımsızlığı için canını dişine takabilmiş, düşmanını yenmiş bir ülkeyi temsil ediyordu.''

''Türk Delegasyonu ile imzaladığımız anlaşma ,benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı bizim Türklere verdiğimizin belgesidir. ''

''Sevr, ölüm halinde hasta olan bir ulusun 'Defin Ruhsatı' gibi yazılmış olabilir. Fakat Lozan yalnız bu ruhsatı iptal eden değil, aynı zamanda hasta olmadığını gösteren bir ulusun sağlık belgesi olmuştur.''

''Lozan, muazzam bir imparatorluk mirasının han-ı yağmasıdır. Türkiye şahsına İslam’dan intikam alınarak bütün bir İslam dünyasının başsız bırakılmasıdır''

****

Birinci yorum Lozan Konferansı'nı izleyen Amerikalı gazeteci Armstrong'a ait. İkinci yorum ise Konferansa gözlemci olarak katılan Amerika Birleşik Devletleri temsilcisi Grev'in .Üçüncü yorum ,ünlü İngiliz tarihçi Arnold Toynbee'nin. Son yorum ise tarihçi olarak geçinen bizden bir delinin hezeyanları.

Lozan zaferini bir hezimet gibi göstermeye çalışan cahilleri, her dönemde görmek mümkün. Ancak Osmanlı İmparatorluğu'nun 'Han-ı Yağması'nın Sevr Anlaşması olduğunu, Lozan Anlaşması'nın ,Sevr'in yırtılması anlamına geldiğini görmemek ancak hainlikle izah edilebilir. İsmet Paşa Lozan'da emperyalistlerle boğaz boğaza çarpışırken, Padişah Vahdettin'in bir İngiliz zırhlısıyla arkasına bakmadan kaçtığını görmezden geliyorlar.

Neler demediler Cumhuriyet'in tapusunun alındığı bu anlaşma için; 12 Ada'nın Lozan'da kaybedildiğini söylediler. Evet Lozan'da kaybedildi, ama Konferans'tan tam 12 yıl önce, Sultan Beşinci Reşat döneminde 1911'de Trablusgarp Savaşı sonrası Lozan'ın Uşi bölgesinde yapılan anlaşmayla. Zır cahillerin bundan haberleri yok. Bir de 100. Yıl masalları ortaya attılar; Yüzüncü yılda anlaşmanın gizli maddeleri açıklanacak, çıkarmamızı yasakladıkları madenler ve petrol çıkarılacak yalanlarını ortaya sürdüler. İşi Çatalca'da yeraltında çiçekyağı stoklarına, hatta jelibon madenlerine kadar rezilliğe götürdüler. Yüzüncü yıl doldu, üzerine üç yıl daha koyduk. Ne petrol var ne maden. Çiçekyağı ve jejibon ise yeraltından(!) market raflarına geçti.

Çok iyi biliyoruz ki dertleri Lozan değil; Cumhuriyet ve Atatürk devrimleri. Bunları tartışmaya açma çabasındalar.103 yıl önce Sevr'in yırtıldığını emperyalist ülkelere anlatmışız ama geçen bunca zamana karşın Cumhuriyet düşmanlarına anlatamamışız.

****

Konferans sonunda ne diyordu şımarık İngiliz Temsilcisi Lord Curzon, İsmet Paşa'ya;

" Lozan Konferansı'ndan memnun ayrılmıyoruz. Hiçbir dediğimizi yaptıramadık. Harap bir memleket alıyorsunuz. Bunu imar etmeyecek misiniz? Neyle yapacaksınız? Para bir Amerika'da bir de bizde var. Geleceksiniz, para isteyeceksiniz, diz çökeceksiniz. Reddettiklerinizin hepsini cebimden çıkarıp size göstereceğim''

Gösteremedi şımarık İngiliz. En zor dönemlerde kimsenin kapısına gitmedik. Diz çökmedik, Cumhuriyet kazanımlarıyla yolumuza devam ettik. 'Demir ağlarla ördük yurdu dört baştan'

Büyük kurtarıcı Atatürk son noktayı şöyle koymuştu Lozan için;

''Bu anlaşma Türk Milletine karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Anlaşması ile tamamlandığı sanılmış 'Büyük Suikast'in sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir.''