Futbolumuzun en keyifli, en heyecanlı ama bir o kadar da sancılı tünelindeyiz yine.

Milli aralar... Önümüzde dört maçlık kritik bir viraj var.

Doğruya doğru; Vincenzo Montella’nın bu dönemeçte Anadolu’nun sesine kulak vermesi, Adil Demirbağ ve Okan Kocuk hamleleriyle o dar havuzu biraz olsun havalandırması kıymetli adımlardır.

Oyunun tabana yayılması, terinin hakkını veren oyuncunun ödüllendirilmesi her zaman baş tacıdır. Lakin… Ellerimizi vicdanımıza, şapkamızı önümüze koyup masaya oturduğumuzda, form durumları ve yarının projeksiyonuyla bu tercihlerin çok daha zengin yönetilebileceğini görüyoruz

Montella’nın konfor alanından çıkıp o ezber patikayı terk etmede hâlâ tutuk kalması, anlamlandırmakta zorlandığımız bir ‘güvenli liman’ ısrarı.

Gelin, bu madalyonun ışıltılı yüzünün arkasındaki seslere kulak verelim.

Kaledeki forma adaleti.. Bahadır’ın hakkı, Altay’ın kredisi!

Konyaspor çalkantılı bir denizde yüzüyor olabilir. Ama bu, forma adaletinin pusulasını şaşırtmaz. Adil’i çağırdığınız zeminde, kalesine betondan duvar ören Bahadır’ın dışarıda kalması hangi vicdana sığar?

Bu sezon 4 maçta kalesinde tek gol gören ve %90 kurtarış yüzdesi yakalayan deneyimli eldiven, takımın başarısında başrolü oynuyor.

Son üç yılda yirmi maça bile çıkmamış Altay’ı kadroya almak neye hizmet eder? Vefa mı, alışkanlık mı? Emeğe saygı duruşu, tam da Bahadır’ı o başköşeye koymaktır.

Yaş takıntısı varsa; Kocaelispor’un aslanı Serhat’ı 3. veya 4. kaleci yap, o milli atmosferin kokusunu ciğerlerine çeksin. Yarının kalecisi sahada büyür, sahadan kaçarak değil! Benzer bir miyopluk sahanın diğer uçlarında da devrede. Lille gibi Avrupa futbolunun o kurtlar sofrasında olgunlaşan Başar Önal, yanı başımızda duruyor.

İrfan Can’ın yanına bir nefes, bir alternatif olarak o formayı giydirmek çok mu zahmetliydi? Dörtlü savunmada kaleye 6 stoper yığmak yerine, İzmir’in rüzgarını arkasına alan Göztepe’nin dinamik değeri Arda Okan Kurtulan’ı çağırmak defansı çökertecek miydi? Vurdumduymazlığın tam tersi; sahada basmadık yer bırakmayan, her topa canını dişine takan o İzmir kasırgasıdır! Mahrum kaldığımız şey sadece oyuncu değil, enerjinin kendisi!

Almanya U21 forması giyen Mert Kömür gibi büyük bir yeteneği milli takıma kazandırmak için daha neyi bekliyoruz? “Geleceğimizsensin” demek için imza töreni yetmez, sahaya çıkacaksın. Asıl hüner yarını kurmaktır.

Montella kötü işler yapmıyor; kimse emeğe gölge düşüremez. Ama Milli Takım günübirlik sıtma nöbetlerinin dermanı değil, yarının iskelet fabrikasıdır.

Unutmayın; Gerçek millilik formaya sadakatle başlar, adaletle taçlanır. Umarım gelecekte alışılmış tercihlerin yerini hak edenin formayı giydiği bir düzen alır. Şimdi gözler 25 Eylül’de Kocaeli’de başlayacak bu dev futbol şöleninde! Millilerimize bu zorlu maratonda başarılar diliyorum.