Futbolun unutturmadığı bir kural vardır. Plansızlık ve basiretsizlik bir araya geldiğinde, en köklü kaleler bile içeriden fethedilir. izmir'in asırlık sevdası Karşıyaka'nın bugünkü tablosuna baktığımda içim acıyor, gördüğüm manzara ne yazık ki bundan ibaret. 3. Lig 2. Grup'ta 4. haftada konuk ettiği Gaziemirspor'a 1-0 mağlup olan Kaf Kaf, sadece 3 puan kaybetmedi; inancını, sabrını ve yılların birikimi olan o coşkusunu da adeta çimlere gömdü.

Oyunun büyük bölümünde üstün oynayan, Erhan'ın üst direkten dönen toplarıyla direği döven bir Karşıyaka var sahada. Ama ne çare hücum hattındaki oyuncuların karar verme, soğukkanlı kalma ve pozisyonları bitirme konusundaki beceriksizliği şu an zirveye ulaşmış durumda. Erhan'ın verdiği her üç karardan ikisi yanlışsa, Berat ve Mücahit kumaşlı çocuklar olmalarına rağmen kilit paslarda ve bitirişlerde böylesine korkunç bir acemilik sergiliyorsa, bu gemi yürümez. Kapanan savunmaları açmak için bağlantı oyuncusu olan bir forvet tercih ediyorsanız, skor yükünü kanat ve merkez oyuncularına dağıtmanız gerekir. Ve işin en trajik, en acı yönü ne biliyor musunuz? Karşıyaka altyapısından yetişen Mustafa'nın 84. dakikada kaydettiği ve kendi yuvasını kalbinden vuran o galibiyet golü...

Futbolun bu zalim ironisi insana 'yılın acı tesadüfü' dedirtiyor.

Daha geçen hafta Bursa Yıldırım maçı sonrasında "Eyvah Eyvah!" başlıklı köşemde, "Burhanettin hoca için bence bu maç son kredisidir" diye yazmıştım. Maalesef o kredi de tükendi. Tecrübeli teknik adam Burhanettin Basatemür, maçın uzatma bölümünde hakeme itirazları nedeniyle kırmızı kart gördü ve karşılaşmanın ardından ekibiyle birlikte istifa etti. Basatemür'ün maç sonu sarf ettiği "Bu şekilde oynadığımız bir maçın bu skorla sonuçlanmasının açıklanacak hiçbir tarafı yok. Gerçekten olmuyor demek ki" sözleri, aslında tablonun ve çaresizliğin en net özetiydi. Şimdi aklımızdaki deli soru şu: "Hoca takımı" hüviyetindeki bu yapıyı, Burhanettin Hoca'nın ardından gelecek yeni isim nasıl toparlayacak? Yönetimin ve taraftarın acilen otoriter, disiplinli, takıma kazanma alışkanlığı ve hırs katacak doğru bir akıl getirmesi şart. Şampiyonluk parolasıyla çıkılan yolda elde kalan kadro bu seviye için bile yetersiz.

Ancak madalyonun diğer yüzünü çevirdiğimizde manzara tamamen değişiyor; futboldaki bu karanlık tablonun aksine, Karşıyaka'nın parkelerdeki gurur verici mücadelesi yarınlara umutla bakmamızı sağlıyor. Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi'ne büyük bir heyecanla giriş yaptık. Türk Telekom deplasmanında boy gösteren Kaf Kaf, yeni başkan Yiğit Tusder ile kritik bir yapılanma içinde.

Sezon başında FIBA ve TBF'deki 40 milyon TL'lik borcu temizleyerek büyük bir iş başaran Tusder, hazırlık sürecinin rötar yapması nedeniyle takımın henüz zamana ihtiyacı olduğunu ifade etmişti. Ateşten gömleği giyen genç başkanın bu samimi duruşu, yapacaklarının teminatı niteliğinde. Nitekim ilk haftada Türk Telekom'a konuk olan Karşıyaka, maçın büyük bölümünü önde götürdüğü karşılaşmayı son saniyelerde 73-72 kaybetti belki ama ortaya koyduğu o "ısıran", hırslı mücadeleyle taraftarının alkışını hak etti. lshmael El-Amin 23 sayı ve 7 asistle harikalar yaratırken, Briante Weber 1O sayı, 8 ribaund ve 7 asistle devleşti, Xavier Munford da 9 sayıyla katkı verdi. Hücum setleri henüz oturmamış olabilir, hazırlık maçı eksiği ve sert bir fikstür var, üstelik ilk 2 maç seyircisiz! Ama bu takım inançlı, savunmadaki iştah harika. Sakatlıklar da göz önüne alınarak eklenecek +1 yabancı takviyesiyle bu takım çok can yakacak!

Özetle; Karşıyaka için bu dönem fırtınalı bir kabuk değiştirme süreci. Futbolda radikal kararlar, akılcı bir yapılanma ve mutlak disiplin kaçınılmazken; basketboldaki o gurur tablosu, camianın geleceğe inancını diri tutuyor. Bu büyük çınarın rüzgarı ne kadar sert eserse essin, yeşil kırmızı renklerin olduğu yerde umut hiç bitmez.

Başarılar Kaf Kaf!