Geçtiğimiz akşam ekran karşısında Türk futbolunun yönetildiği o en tepe makamın sahibini izlerken, içim sızlamadı desem yalan olur. Bir yanda Türk futbolunun asırlık çınarlarının ve milyonlarca futbolseverin beklentisi; diğer yanda ise sorumluluk almaktan ziyade şikâyet makamına dönüşmüş, geçmişin gölgelerine sığınan bir yönetim anlayışı.
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu canlı yayında kendince açıklamalarda bulundu. Ancak o açıklamaların arasından dökülenler, Türk futbolunun son 15 yılını, hatta bugününü amansız bir soruşturmanın eşiğine getirecek cinsten vahim tablolarla doluydu. Normal, kurumsal aklı ve hukuk düzeni tıkır tıkır işleyen bir ülkede o sözlerin ardından derinlemesine incelemeler başlatılırdı. Maalesef bizde derin bir sessizlik hâkim. Kimseden çıt yok.
Gelin, masanın üzerindeki o çıplak gerçekleri tek tek konuşalım.
Yola çıkarken 28 kişiyle devralınan bir Türkiye Futbol Federasyonu yönetim kurulu var. Bugün bakıyoruz; mevcudiyet 9 kişiye kadar düşmüş. İstifa edenlerin, ayrılanların yerine kimse getirilmiyor. Sanki hiçbir şey olmamış, taşlar yerinden oynamamış gibi bir idare-i maslahat hüküm sürüyor.
Bu 28 kişilik listede yer alan o 19 kişinin asli görevi neydi?
Eğer futbolun çarkları 9 kişiyle bıkmadan, aksamadan dönebiliyorsa, diğer 19 üyeye neden ihtiyaç duyuldu?
Burada iki ihtimal var. Ya o temsil makamı dediğimiz koltukların hiçbir ağırlığı ve hükmü yok ya da TFF yönetiminin bünyesinde ciddi bir işleyiş, karar alma ve temsil sorunu var.
Ekranlarda yine aynı nakarat. Geçmiş dönemin günahları, yine FETÖ suçlamaları, yine başkaları üzerinden yürütülen tartışmalar.
Hacıosmanoğlu, siz bir futbol yorumcusu değilsiniz. Şikâyet etme, yakınma, pası taca atma makamında da oturmuyorsunuz. Siz, Türkiye Futbol Federasyonu’nun Başkanısınız! Tutuklu bulunan eski MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu’nun masumiyetine inandığınızı söylüyorsunuz. Hukukun üstünlüğüne inanıyorsak, devam eden bir yargı sürecinde federasyon başkanının bu tür temenni ve yönlendirme içeren beyanlarının yaratacağı etkiyi hiç düşündünüz mü?
Sezonun en kritik derbilerine atanan, sahada verdiği kararlarla tartışılan Yasin Kol gibi isimlerin görevlendirmeleri hangi liyakat ve performans ölçütleriyle yapıldı? Bunu kamuoyuna açıklamak gerekmez mi?
Türk futbolunu derinden sarsan bahis iddiaları ve cezalar ortadayken, kulüp başkanları, yöneticileri ve idarecileri için aynı disiplin standartları uygulandı mı? Kendi takımı aleyhine bahis oynayan yöneticilerin varlığından bizzat bahsettiniz. Bu vahim tablonun müsebipleri hakkında neden net ve şeffaf disiplin kararları kamuoyuyla paylaşılmıyor? Yönetim kurulunuz neredeyse yarı yarıya fire vermiş, Merkez Hakem Kurulu soruşturmaların odağına oturmuş, adalet dağıtması beklenen hakemlik müessesesine güven ağır yara almıştır. Bütün bunlar yaşanırken bu kurumun sevk ve idaresinden sorumlu olan kişi kimdir?
Eğer elinizde devleti, futbolu, kurumsal yapıyı tehdit eden FETÖ veya benzeri yapılaşmalara dair bilgi, belge ve delil varsa; yeri ekranlar değil, cumhuriyet savcılıklarıdır. Delillerinizi yargıya taşırsınız, gereği yapılır.
Türk futbolu artık sürekli geçmişi işaret eden suçlamalardan, sığınılan bahanelerden ve ne olacağını kestiremediği belirsizlikten yorulmuştur. Bu oyunun asıl sahipleri olan taraftarlar ve kulüpler artık tek bir şey bekliyor.
Adalet, şeffaflık ve dürüst bir hesap verebilirlik.
Sayın Başkan, pastadan pay dağıtma dönemi bitti. Şimdi Türk futboluna olan borcu ödemeve hesap verme zamanıdır.