Her gün değişen dünya gündemine paralel olarak ülkemizde de gündem aynı hızla değişmekte ,ancak halkın yaşam düzeyini düzeltecek, enflasyonu düşürecek önlemler bir türlü gündeme girememektedir .

NATO’nun geleceğini ve Trump’ın “Patronluğunun” BATI grubunca tanınması toplantısından sonra Türkiye gündemine FETÖ yeniden girdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli ve kurmaylarının “FETÖ” bitmemiştir, devlet içinde yuvalanma ve güçlenme fırsatını kollamaktadır. 15 Temmuz ayaklanmasının 10’uncu yıldönümünde yapılan açıklamalarda bu açıkça görülmektedir. Bunun için AKP’nin iş başına geldikten sonra o tarihe kadar geçen süreci iyi değerlendirmek gerekir.

Neler oldu? Kamu kuruluşlarında halkı ötekileştiren bir yaklaşım egemen oldu. Liyakat sistemi ortadan kalktı. Kemal Derviş’in ekonomik programı rafa kaldırıldı. Vesayete karşıyız diyerek

önce orduyu sonra yargıyı “ Cemaat” desteği ile etkisiz hale getirirken, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ile Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı öncesi Dolmabahçe mutabakatını yaptı. Ergenekon,

Boğaz kıyılarına gömülü, obüsler, bombalar, FETÖ’cü savcılara zırhlı araçlar, gazetecilere bavul doluydu sahte bilgiler, Emevi camisinde namaz kılma sözü ile dış politika ekseninin değişmesi, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü, medya etkin olabilmek

İçin bankalardan krediler, devletin gizli evraklarını olduğu kuruluşlara baskınlar, MİT müsteşarının sorguya çekilmek istenmesi,

17-25 Aralık olayları hep bu süreç içerisinde oldu.

15 Temmuz olayını değerlendiren açıklamaların hiç biri gerçeği yansıtmıyor. Bu olayı en iyi değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kelimelik sözcüğüdür. ”ALDATILDIK“.

Hafta başından bu yana Cumhur ittifakı sözcülerinin FETÖ’ye dikkat çekmelerinin nedeni “ Bir daha aldanmamak” için. Aldanmanın Türkiye’de nelere mal olduğunu yaşadığımız olaylar göstermiştir.