Bu hafta, sadece bir markanın Türkiye’ye gelişini değil; aynı zamanda doğaya saygılı bir yaşamın nasıl adım adım büyüdüğünü ve Allbirds’ün bu yolculukta elde ettiği başarısını sizlerle paylaşmak istedim.

Bir markanın hikâyesi bazen sadece ürünlerinden ibaret değildir; bazen dünyaya bakışını, değerlerini ve geleceğe dair hayalini taşır. Allbirds tam da böyle bir marka. 2016’da Yeni Zelandalı Tim Brown ve mühendis Joey Zwillinger tarafından kurulan marka, doğaya duyarlı üretim anlayışıyla yola çıkmış. Merino yünü, okyanus plastiği ve şeker kamışı gibi çevre dostu malzemelerle üretilen ayakkabılar, sürdürülebilirliğin günlük hayatın bir parçası olabileceğini bize gösteriyor. Bu kolleksiyon, günlük sneaker’lardan koşu performansı sunan modellere, hafif terliklerden çocuklara özel tasarımlara kadar genişliyor. Zamansız çizgileri ve nötr renkleriyle doğayla uyum içinde bir stil sunuyor.

Bugün Allbirds, Türkiye’de Tradist ile yeni bir yolculuğa çıkıyor. İstanbul’dan yükselen bu ortaklık, sadece ayakkabı satmıyor; sürdürülebilir bir yaşam tarzını paylaşıyor. Dijital altyapılarla, mağazalarla ve sosyal medya kanallarıyla hikâye büyüyor. Bu hikâyede başarı yalnızca satış rakamlarıyla ölçülmüyor. Asıl başarı, doğaya zarar vermeden şıklığı mümkün kılmak, tüketiciye güven vermek ve yeni nesil bir yaşam anlayışını paylaşmak.

Allbirds’ün Türkiye yolculuğunda yanında güçlü bir ortak var: Tradist. Benim için bu ortaklık sadece bir iş anlaşması değil, bir hikâyenin yeni durağı. Çünkü burada sürdürülebilirlik, yenilik ve tasarım bir araya geliyor, büyüyor, bizi de içine alıyor.

Tradist’in kurucusu Sabri Can Acarsoy bu ruhu şöyle özetlemiş: “Allbirds, yenilik ve sürdürülebilirliğin harika tasarımla bir arada olabileceğini kanıtlayan bir marka. Bu ortaklık, ileri görüşlü markaları yeni nesil bilinçli tüketicilere sunma amacımızı güçlendiriyor.”

Allbirds tarafında ise Annie Mitchell, distribütörlük modelinin başarısını kendi sözleriyle anlatmış: Son 18 ayda dünya standartlarında distribütörlerle ortaklık kurduk, kârlı bir işletme modeliyle marka erişimimizi genişlettik. Bu yeni anlaşmayla Allbirds markasını Avrasya genelinde daha fazla ülkeye taşımayı bekliyoruz.” Bu sözler, yalnızca bir iş planını değil, aynı zamanda bir heyecanı yansıtıyor. Çünkü büyüyen şey sadece marka erişimi değil; sürdürülebilirliğin farklı coğrafyalara taşınması. Bence bu heyecan, onların olduğu kadar bizim de geleceğe dair umutlarımızı güçlendiriyor, yolculuğu ileriye taşıyor. Tradist’in hikâyesi de bu ortaklığa ayrı bir anlam katıyor. 2018’de İstanbul’da doğan ve bugün yedi ülkede faaliyet gösteren bu distribütör, yalnızca ürünleri değil; yaşam tarzlarını, değerleri ve kültürleri buluşturuyor. Herschel’den Crosley’e, Sunnylife’tan Allbirds’e kadar birçok markayı doğru kitlelerle bir araya getiriyor, sürdürülebilirliği hayatın içine katıyor.

Bu hikâyeyi kendi adımlarınızda hissetmeye hazır mısınız? Benim için bu hikâye sadece bir markanın değil, hepimizin yolculuğu.