Anestezi altındaki beyin kelimeleri çözüp geleceği tahmin ediyor! Bilincimiz kapalıyken bile dünyayı dinleyen nöronlar hafıza algımızı sarstı.

Kendi bilincimize ve hafızamıza duyduğumuz o sarsılmaz güven, bana kalırsa insan kibrinin en büyük yanılsamalarından biridir. Çoğu zaman bir şeyi duymadıysak, hatırlamıyorsak ya da o an farkında değilsek, onun bizim için hiç yaşanmadığını varsayarız. Oysa beyin araştırmalarında yayımlanan son bulgular, "ben" dediğimiz bilincin aslında devasa bir nöronal tiyatronun sadece ışıklandırılmış küçük bir sahnesi olduğunu gösteriyor.

Ameliyat masasında genel anestezi altında uyutulan hastalar üzerinde yapılan deney, bilincin tanımını kökten sarsacak cinsten. Bilim insanları, bilinci tamamen kapalı olan bu insanların beyinlerine yerleştirilen elektrotlarla hücresel düzeyde kayıt alırken arka planda konuşmalar dinletiyor. Karşılaşılan sonuç ise tüyler ürpertici: Beyindeki sinir hücreleri, dinletilen kelimelerin anlamlarını ayırt etmekle kalmıyor; konuşmanın akışından bir sonraki cümlenin ne olacağını, yani henüz söylenmemiş kelimeleri bile önceden tahmin ediyor!

Hasta uyandığında hiçbir şey hatırlamıyor. Fakat hafızada tek bir kırıntı dahi yokken nöronların o anlamları işlemiş ve bağlamı öngörmüş olması şu can alıcı soruyu doğuruyor: Dil ve anlam işleme gibi üst düzey zihinsel süreçler için gerçekten bilinçli bir "ben"e ihtiyacımız var mı?

Bana göre bu deney, bizi biz yapan şeyin sadece hatırladığımız anılardan ibaret olmadığını kanıtlıyor. Bilincimiz kapalıyken bile arka planda çalışan, ortamı dinleyen ve anlam üreten bu otonom makine; aslında farkında olmadan maruz kaldığımız sayısız çevresel etkinin bizi nasıl şekillendirdiğini gösteriyor. "Hiçbir şeyin farkında değildim" dediğimiz anlarda bile beynimiz kendi hikâyesini yazmaya devam ediyor. Asıl mesele, o karanlıkta yazılan hikâyenin ne kadarının sonradan davranışlarımıza ve kişiliğimize sızdığını anlayabilmekte.