Yapay zekâ emeği bitirirse ne olacak? Fabrikaların ve kodların tapusu bir avuç barona kalırsa, insanlık tarihin en katı kast sistemine uyanabilir.

Bundan birkaç on yıl sonra sabah uyandığınızda fabrikalardan veri merkezlerine, tarlalardan ev işlerine kadar her şeyin insansız ve tam otonom işlediği bir dünya hayal edin. Terminator filmlerindeki gibi bizi yok etmeye çalışan katil robotlar yok; aksine her işi bizden katbekat hızlı, ucuz ve hatasız yapan kusursuz bir Yapay Genel Zekâ (AGI) var. Kulağa ilk bakışta ütopik bir cennet gibi gelen bu tablo, bana kalırsa insanlık tarihinin karşılaşacağı en sinsi varoluşsal tuzağı barındırıyor. Çünkü sorun robotların bizi öldürmesi değil; insanın bizzat kendi yarattığı dünyada tamamen "gereksiz" hale gelmesidir.

Çoğu insan geçmişteki Sanayi Devrimi tecrübesine sığınarak teselli buluyor. Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu ve Pascual Restrepo’nun "görev temelli" çerçevesinde anlattığı gibi, makinelerin insanı yerinden etme etkisi bugüne kadar hep yeni iş kollarıyla dengelenmişti. Dokuma tezgâhı veya traktör kas gücümüzü devraldığında biz mühendisliğe, yazılıma ve tasarıma kaçabildik. Fakat bugün kendi kodunu yinelemeli öz-geliştirme ile bizzat yazan, matematikçilerin ömrünü verdiği teoremleri bir gecede çürüten bir zekâdan bahsediyoruz. İnsanın zihinsel ve fiziksel tüm kabiliyetlerini aynı anda ikame eden bir gücün karşısında, kaçabileceğimiz yeni bir sığınak kalmıyor.

İşte bu noktada meselenin rengi basit bir istihdam krizinden çıkıp anayasal bir mülkiyet kavgasına dönüşüyor. Sıradan bir hanenin geçim denklemi neredeyse tamamen emek gelirine dayanır. Emek piyasadan silindiğinde geriye tek bir soru kalıyor: Bu devasa otonom sermayenin, robotların ve enerji altyapısının tapusu kimin elinde olacak? Eğer dizginler bugün olduğu gibi bir avuç teknoloji baronunun tekelinde kalırsa, bize lütfedilecek "evrensel temel gelir" aslında bir refah müjdesi değil; tarihin gördüğü en kusursuz dijital kast sisteminin sus payı olacaktır. Üretim üzerindeki tüm pazarlık gücünü yitirmiş kitlelerin, algoritmaların sahiplerine mutlak bağımlı hale geldiği bir dünyada ne demokrasiden ne de insan onurundan söz edebiliriz.