Sizce de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan böylesine kritik bir seçim için fazla sakin değil mi?
Sadece o değil bütün parti ve hatta ortakları.
Yani bir kampanya yürütülüyor ama o da kerhen sanki.
Nerede o daha önce kazandığı 14 seçimin, sesi kısılana kadar meydanlarda kükreyen Erdoğan'ı.
Şimdi önüne konan prompter arızalanınca cümlesini bile bitiremeyip öylece donup kalan bir lider var.
Birkaç gün önce katıldığı iftar daveti konuşmasında tam terör falan derken pıt diye donup kaldı Cumhurbaşkanı.
Televizyondan izleyenler önce ekran dondu zannetti, çünkü Erdoğan hiç hareket etmeden, tepki vermeden epey bir süre geçti.
Eskiden TRT'de böyle donma arızalarını olunca ekrana hemen bir necefli maşrapa çıkardı ya hani, işte bir an için dejavu oldu, gözler maşrapa aradı.
Ama onun yerine silkinip kendine gelen Cumhurbaşkanı'nın alıştığımız tarzda ses tonu duyuldu.
Yardımcılarına dönüp neler olduğunu sorunca aldığı cevap üzerine şunları dedi ve bu da mikrofona yansıdı: "Allah Allah.. şimdi namaza mı gidilir? .. dangalak" gibi sözcükler.
Dediğim gibi sadece Erdoğan'da değil parti içi çalışanlarında da var bir rehavet.
Adam işinin başından ayrılıp çekmiş gitmiş mesela baksanıza.
Ama prompter olmayınca cümleyi bile tamamlayamamak da ciddi bir yorgunluk belirtisi tabii.
Bu alışılmadık rehaveti görünce insanın aklına üç ihtimal geliyor:
- Ya seçim sonuçlarından çok emin, boşu boşuna kendini hırpalamıyor.
- Ya sonuçlar ne olursa olsun Saray'ı boşaltmaya niyeti yok.
- Ya da işler toparlanamayacak hale geldiği için gitmek istiyor!
Bakalım... Yaşayıp göreceğiz.
Hem katılımın çok yüksek olduğu seçimlerden birini yaşayacağız hem de 24 Haziran akşamı sonuçlar gelmeye başladığında kalpten gitmemeye...
Hilesiz, hurdasız, demokrasiye yaraşır şartlarda bir seçim günü olsun da, en büyük dileğimiz bu işte!

Ali Koç ve ortak sevinç


oncel--ikinci-bolume1Uzun zamandır ilk kez bir seçim sonucunda ortak bir sevinç yaşandı.
Ali Koç'un Fenerbahçe'ye kulüp başkanı seçilmesinden bahsediyorum tabii ki.
Beşiktaşlısı, Galatasaraylısı, yerel takım tutanı büyük bir çoğunluk pazar günü Ülker Arena'dan gelen haberden sonra müthiş bir coşku yaşadı.
Halkımız uzun zamandır, eğitimli, görgülü, kibar, beyefendi üstelik seküler birinin sandıktan galip çıkıp ezber bozan bir konuşma yapmasına meğer çok açmış, bunu gördük.
Endüstriyel futbolla ilgilenmediğim, 'artık' takım falan tutmadığım, futboldan olabildiğince soğuduğum halde ben bile dün neye sevindiğimi bilmeden evin içinde epey bir tur attım.
Gezi olaylarının ilk gününden itibaren otelinin kapılarını gazdan, plastik mermiden kaçan gençlere açtığı için Ali Koç ismine ve bu seçime başka anlamlar yükledim belki, kim bilir?
Kazandığı zaferden sonra "ben kazandım, ben yaptım, ben ben ben" demeden çalışma arkadaşlarını tek tek yanına çağırıp onore eden, samimi, güleryüzlü, mütevazı, biraz da mahcup insanları görmeyi özlemişiz.
Tehditlerden, hakaretlerden, bıçkın tavırlardan gına gelmiş, normal insan görünce gözyaşları içinde birbirimize sarılıp bayram edesimiz geliyor. Hale bak..
Neyse, bu aydınlık getiren değişim rüzgarının devamını bekliyor, şu ahir ömrümüzde hiç mi sevinmeyelim be kardeşim diyoruz.