Dans, hareket ve mimiklerle bir olayın, bir öykünün anlatılması insanlık tarihi kadar eskidir tiyatro sanatı.
Ama bu ögelerin sözle birleşmesi ve yapısal bir birlik kazanması Eski Yunanda gerçekleşmiş ve tiyatro sanatı klasik çizgilerine kavuşmuştur.
Özdemir Nutku Hoca, tiyatronun, “Bir arada, topluca yaşayan insanların -tek tek değil- yine topluca katıldıkları bir anlatım aracı olduğunu, bunun için de, edebiyat türlerinden daha değişik özellikleri içerdiğini” savunur. Çağımızın büyük halk ozanı ve bestecisi Federico G.Lorca, “Yerma” adlı yapıtı oynandığı gece oyunculara yaptığı konuşmada, "Tiyatro", demişti, "bir ülkenin eğitimi için en yararlı ve en etkin araçlardan biridir, o ülkenin yüceldiğini ya da çöktüğünü gösteren bir barometredir.” Türk tiyatrosunun kurucusu Muhsin Ertuğrul’a göre de toplumsal bir eğitim kurumudur tiyatro.

-BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ-
Volkan Severcan; bir ömür tiyatrodur 59 yıllık yaşamı. Bir başarı öyküsüdür. İzmirli tanınmış avukat Erdinç Severcan’ın; aksine tiyatroyu tercih etmiş, tiyatroda da en iyi olmayı başarmış oğludur. Seslendirme sanatçılığında da hep aranılandır.
Dizilerde üstlendiği, can verdiği karakterler unutulmaz kolay kolay.
Seri katili de oynar, eşcinseli de, bitirimi de!
Profesyonel müzisyendir de. Kontrbas, piyano, gitar; hepsini çalar.
Tiyatro eğitmenliği de yapmaktadır.
42 yılda biriktirdiklerini öğretir, oyunculuk dersleri verir Folkart Akademi’de.
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde de öğretim görevlisidir.
-KONSERVATUVAR MEZUNUDUR-
Türkiye’nin en eski konservatuvarı -şimdi İstanbul Üniversitesi’ne bağlı- İstanbul Belediye Konservatuvarı’ndan mezunudur.
Yıl; 1986. 12 kişilik kadrosu vardır üniversiteye geçtiğinde konservatuvarın.
Kontenjan dolmayınca 6 kişi alınır, biri Volkan Severcan’dır.
Haldun Dormen, Güngör Dilmen Suat Özturna hocaları arasındadır.
Tiyatro ve Seslendirme Ustası Erhan Yazıcıoğlu, Seslendirme Sanatçılığı’nda rehberi olmuştur.
Yıldız Kenter sayesinde ilk tv dizisiyle tanışmıştır. “Uğurlugiller”de Yıldız Kenter, Şükran Güngör, Müşfik Kenter, Tevfik Gelenbe ile oynamış, burada “Alpay” isimli küpeli, at kuyruklu aykırı ressama can vermiştir.
Günümüzün tiyatro, sinema ve dizilerle ünlenmiş isimleri; Jülide Kural, Fikret Kuşkan, Oktay Kaynarca, Bennu Yıldırımlar, Yasemin Alkaya, Ziya Kürküt de sınıf arkadaşlarıdır.
Tiyatroda rol aldığı ilk oyunu da, “Antonius ve Kleopetra’’dır. Oyunda mızraklı savaşçıyı oynadığı hep gülerek paylaşır. Usta isimlerden edindiği tecrübelerin de mesleki kariyerine yön verdiğini her fırsata da yineler sanatçı…

-KENDİ TİYATROSUNU KURDU-
1984’te Şehir Tiyatroları’nda başlamıştır.
1992’de ayrılıp Dormen Tiyatrosu kapanana kadar oradadır. 2000’de kapanmıştır Dormenler.
Sonra Tiyatro İstanbul, Tiyatrokare, BKM-Beşiktaş Kültür Merkezi...
Ardından da kendi tiyatrosu “Sahnekarlar”ı kurmuştur kardeşi Bora ile.
Ve faaliyettedir tiyatro.
Hem oyuncusudur, hem de Genel Sanat Yönetmenidir tiyatrosunun.
“Sahnekarlar” için şöyle der;
“Ben bu tiyatroyu kurarken, bana ait bir tiyatro gibi lanse edilmesini çok sevmeyen biriydim. Yani ‘Volkan Severcan Tiyatrosu’ diye de koyabilirdim ismini. Burası Sahnekarlar!
Dolayısıyla tiyatroyu, bu işi güzel yapmak isteyen insanların bir araya geldikleri bir kumpanya burası. Özel tiyatroyu ayakta tutmak gerçekten zordur.”
Bakın tiyatronun ismi de nasıl bulunmuş?; “Bir gün böyle oturuyoruz; ‘İsim bulalım tiyatroya’ dedim ben.
Çok zor bir şey, tiyatroya isim koymak. Sonra sevgili Melda Gür’ün eşi ‘Sahnekarlar olsun’ dedi.
Bu cümleyi söyledim o geldi ve gelir gelmez de çok beğendik ‘Sahnekar’ ismini. O yüzden de ‘Sahnekarlar’ oldu.”
(AA röportajı, 2022)
-DİZİLERLE POPÜLERLEŞTİ-
İlk sinema filmi de 1986’da Sadri Alışık, Bülent Kayabaş, Sevda Ferdağ ile “Eşek Oğlum ve Ben ”dur.
Cuma geceleri TRT’de anısı güzel Çetin Çeki’nin sunduğu müzik eğlence programı “Bir Başka Gece”, taklitleriyle skeçleriyle “Yasemince” ile tanınmaya başlamıştır. “Çiçek Taksi” ve 17 yıl süren “Çocuklar Duymasın”, “Kaldırım Çiçeği” gibi uzun soluklu diziler, kariyerinde çok önemlidir...

-ÖNCELİĞİ HEP TİYATRO-
“İnsanı insana insanla insanca anlatabilmektir tiyatro” tanımını, Volkan Severcan da benimsemiştir.
Tiyatronun asıl işlevinin; “anlatmak, insanın gözünü açmak, insanları etkilemek ve tüm sanatları kendisinde bütünleştirerek “insanlığa ulaştıran tek sanat” olduğuna inanır.
Ve ekler Severcan;
“Ben tiyatro oyuncusuyum. Mesleğim, tiyatro oyuncusu. Tiyatro oyuncusu olduğum için yaptığım diğer işlerim de var.
Yani mikrofonun başında da oynayabilen bir aktörüm ben. Onun tekniğini de öğrendim. Dolayısıyla seslendirme ve dublaj sanatçılığı, mikrofonun başında oynayabilen insanların yaptığı bir şeydir.
Televizyonda ya da sinemadaki oyunculuk modelinin de temel oyunculuktan çok büyük farkı yok, itiraf etmem lazım.
Sahnede olmak, bir oyunu doğru okuyabilmek, bir rolü doğru değerlendirebilme özelliği olan ve bunun için seçilmiş ve yetiştirilmiş bir aktörüm ben. Ama mesleğim tiyatro oyunculuğu! İşim bu!
Dolayısıyla diğerleri mesleğimle ilgili yan işler.
Hepsini çok severek yaptım.
Tabii ki en kocaman salona gittiğinizde 600 kişiye oynuyorsunuz ama 'Çocuklar Duymasın’ı bir gecede milyonlarca kişi seyrediyor. Ulaştığınız insan sayısı çok fazla. Televizyonun böyle bir gücü var. Çok ciddi, çok önemli bir iletişim aracı..."

-NİCE NİCE YILLARA-
Hâlâ sahneye çıkınca ilk günkü gibi heyecanlanandır o tiyatro sahnesinde de Kıymetli Dostum Volkan Severcan.
Nice nice 42 yıllara…