Aslına bakılırsa 1987 yılı yerli otomotiv sanayii konusunda Memleketimiz için bir dönüm noktası olmuştu. 
Genç Cumhuriyet, 1926 yılında Uçak üretmek için fabrika kurmuş ve 1935’de yaptığı bazı modelleri yurt dışına satma başarısı göstermişti. Seri üretime geçilecekken bazı nedenlerden(?) dolayı üretime devam edilememişti. 
1961’de Türk mühendis ve idarecilerden oluşan bir ekiple çok kısa sürede iki adet yerli 

Screenshot 20250226 093801 Photos1812797403 1580484791525 30625
DEVRİM OTOMOBİLİ üretilmiş ancak bu projede de seri üretime geçilememişti. Sebep olarak da “törende aracın benzininin bitmesi” gösterilebilmişti. Her seferinde seri üretime geçilecekken adeta karanlık bir el tezgâhlara uzanıyor ve üretimden vazgeçiliyordu. Ama yeni girişimcilere de heyecan verici bir örnek oluşturduğu söylenebilirdi.
TUZLA CİP, yerli otomotiv sanayiinin omurgasıydı da aynı zamanda. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan “araç tip onay belgelerini” alarak ihracat için gerekli şartları da elde etmişti ve seri yerli üretim yapan bir Türk Otomotiv harikasıydı. Yurt dışından gelen aynı türdeki araçlara göre dörtte bir maliyetle üretiliyor ve ordumuzu, ülkemizi dışa bağımlı olmaktan kurtarmaya yardımcı oluyordu. Ordunun talebine göre ciplerin üzerine her türlü ağır silah, telsiz, telefon gibi cihazlar monte edilebiliyor, ambulanstan, cenaze arabasına, personel taşıyıcısına kadar duruma göre ortaya çıkan her ihtiyaç için cip üretimi yapılabiliyordu.
Bağımsızlığını haykıra haykıra almış bir ülke evlatlarının inanması halinde başaramayacağı hiç bir şey yoktu. 

Screenshot 20250218 204439 Chrome (1)

             Her şey çok güzel giderken; ne olduysa, 2006 yılında efsane cipin üretimi anlaşılmaz şekilde aniden durduruldu. 
Tüm ilgililer ne olduğunu birbirlerine sorarken, yetkililerden resmi bir açıklama gelmedi. 
“Gerek kalmadı” denilerek geçiştirildi. Tıpkı Devrim Arabaları gibi arkasında kocaman soru işaretleri bırakarak faili meçhuller arasındaki yerini aldı, Cipimiz… sevimli yüzümüz.
Projenin kalbindeki isim Yıldız Teknik Ünv. öğretim üyesi bir profesör, çaresiz bir şaşkınlık içerisinde “Bu projede geldiğimiz noktada ürettiğimiz araçlar, teknolojik açıdan, yurtdışından ithal edilen araçlardan çok daha üstündü. İthal taşıtların tırmanamadığı eğime bizimkiler rahatlıkla tırmanır…” diyerek intizarını dile getirecekti. Ama "yüksek yerlerde" karar verilmiş ve bu hikâye bitmişti.

             Aslında Türkiye’nin övünç kaynağı cip’in bu emsalsiz başarı hikâyesinin ders kitaplarına bile konularak okullarda okutulması gerekirdi.

(Devam edecek)