''Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı/ Güneşten ışık yontarlardı, sert adamlardı/ Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı/ Gittiler akşam olmadan ortalık karardı.''
Atila İlhan, 6 Mayıs 1972 sabahı İzmir Karşıyaka Vapurunda yazdığı dizelerde o sabaha karşı katledilen üç fidanı; Deniz, Yusuf ve Hüseyin'i anlatmaktaydı. Onlar düşledikleri ülke uğruna ölümü göze alacak kadar inançlı, yurtsever, yiğit ve korkusuz gençlerdi.
Faşist 12 Mart darbesi, ülkenin üzerine giyotin gibi inmiş, pırıl-pırıl onlarca genci hayattan koparmıştı. Darbe 68 kuşağı olarak anılan tam bağımsızlıkçı gençlik kesimini yok etmek amacıyla emperyalistlerin desteği ile düzenlenen bir hareketti.
****
Deniz Gezmiş'in yakın dava arkadaşı, dönemin öğrenci liderlerinden, benim de lise yıllarından bu yana değerli arkadaşım Mustafa Lütfü Kıyıcı, bir sosyal medya paylaşımında bakın duygularını nasıl dile getiriyor;
‘’..5/6 Mayıs günlerine geldik. Bugün toplumun her katmanından kabul gördüğü gibi, hiç adam öldürmemiş, bir takım pazarlıklarda kullanmak için rehin aldıkları emperyalist devlet bağlantılı kişileri bile serbest bırakmış Deniz, Yusuf ve Hüseyin'in idam edildiği günleri yaşıyoruz.
Bilmek lazım ölenler mi yaşıyor? Öldürülenler mi? Bugün heykelleri dikiliyorsa eğer, bu özlemin paylaşıldığındandır. İdamların olduğu günü ve 68'in ölümsüzlerini Deniz, Hüseyin ve Yusuf'un şahsında simgeleşen bu meşum günü acı ile anımsıyoruz.
Binlerce çocuğun adında Deniz, Hüseyin, Yusuf yaşıyorsa eğer, yineliyorum; Ölen kim? Yaşayan kim?''
****
Deniz Gezmiş, idam kararını çok önceden vermiş faşist mahkemede tetikçi savcı ve hakimlerin önünde savunmasını yaparken şöyle diyordu;
'' İddianamede bizim Anayasa'yı cebren kaldırmaya teşebbüs ettiğimiz ileri sürülmektedir. Bu ülkede Anayasa'yı en fazla savunanlar bizleriz. Anayasa'yı ihlal edenler ise ortadadır....İddia makamı bizim vermekte olduğumuz bağımsızlık savaşına karşıdır. Onlar 36 milyonluk ülkenin bütün yükünü 20 gencin üzerine yıkmaya çalışmışlardır. Bizi bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum eden hepiniz dahil sizlersiniz. Meydanlarda bunlara karşı bizler dövüşmek zorunda kaldık, bizler kurşunlandık. Ve sonunda idam isteği ile buraya getirildik. Bizler Türkiye'nin bağımsızlığından başka hiçbir şey istemedik ve hayatımızı bu yola koyduk. Varlığımızı Türk halkına armağan ettik.''
Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun yıllar önce Nazım Hikmet için yazdığı 'Yiğidim, Aslanım' şiirinin dizeleri ne kadar çok bu gençlerle örtüşmekte;
''Ne bir haram yedi, ne cana kıydı / Ekmek kadar temiz, su gibi aydın.''
O gençler 6 Mayıs sabahı hayattan koparıldılar ancak o kuşağın hayalleri ,düşünceleri tüm engellemelere karşın bugün de yurtsever genç kuşaklarda yaşamayı sürdürmekte.