Beslenme uzmanları, antioksidan özellik taşıyan gıdaların herkesin diyetinde mutlaka olması gerektiğini savunuyor. Ancak bilim adamlarına göre bu gıdalardan aşırı tüketmek, vücutta antioksidan fazlası yaratıp istenmeyen sonuçlara neden olabilir.

Yeşil çaydan nara, brokoliden domatese, üzümden aronyaya birçok gıdanın bu konudaki ( antioksidan ) katkıları sürekli anlatılıyor. Bu gıdaların mide, barsak, kalp rahatsızlıkları ve kanser gibi birçok hastalığı önleyerek insan ömrünü uzattıkları bile söyleniyor. Ancak son yapılan araştırmalara göre , bu gıdalardan çok fazla tüketmek, vücudun hassas besin dengesini sağlamaya yardımcı olan “pro-oksidan” ( vücut oksidasyonu, serbest radikal oluşumunu tetikleyen, hatta destekleyerek arttıran, yani bir anlamda antioksidan karşıtı ) seviyesini düşürüyor.

Antioksidanlar, kas ve organların yıpranma hızını azaltırken, pro-oksidanlar bu hızı arttırıyor. Vücutta yüksek miktarda antioksidan bulunduğunda bu hassas denge bozulabiliyor ve özellikle yaşlılarda nefes darlığı ve kas fonksiyonlarında azalmaya bile neden olabiliyor.

Bilim adamları “insanlar, antioksidan ve pro-oksidan dengesinin ne kadar hassas olduğunu fark etmiyor. Hastalara yüksek dozda antioksidan verip bunun yararlı bir etkisi olacağını fark edemezsiniz. Bunu yaparak, farkında olmadan problemin kötüleşmesine bile neden olabilirsiniz. Hastalara daha fazla antioksidan önermeden önce, vücutlarını fizyolojik açıdan iyice incelemek gerekir” diyerek konunun önemine dikkat çekiyor. Antioksidan alımımızı da bu aşamada dengeli bir beslenme biçimiyle sağlamamız gerekiyor.

Hatta sadece fizyolojik açıdan değil, fiziksel-ruhsal ve zihinsel üçgeni kişiye yönelik doğru tedavinin uygulamasında bir tutmak gerekiyor. Birçok beslenme uzmanı, kişiye yönelik beslenme programlarını artık danışanın yaşam tarzına göre biçimlendirmeye çalışıyor. Ben daha da ileri giderek kişinin ruhsal ve zihinsel durumunun da değerlendirilebileceği bir ortak programla çok daha net ve kalıcı sonuçlar elde edilebileceğini düşünüyorum. Kişiyi aşırı yemeye iten ya da iştahsızlığına neden olan durumun kaynağı ruhsal ve zihinsel oluşumların tetiklediği genetik faktörlerde yatıyor. Sadece dengeli beslenmeye yönelik bir program birçok insana göre geçici çözüm olmaktan öteye gidemiyor, ruhsal ve zihinsel nedenler tetiklendikçe kişi farkında olmadan aynı döngüyü tekrarlıyor.

Sevgili okurlar, vücudumuz her yönüyle incelenerek ve kişiye özel değerlendirilmesi gereken bir bütündür. Tüm sistemler dengede olduğunda yaşamımıza zihinsel ve ruhsal oluşumlar kalıcı artılarıyla hizmet eder. Bizler bazen görünen birçok şeyi düzelterek, ruhumuzu örseliyoruz. Oysa ki biz tüm bu değişimleri yaparken o, bir kenarda oturmuş saygıyla bizi bekliyor.

Her birinize ruh-zihin ve beden bütünlüğünde, dengeli, her anını keyifle yaşadığınız güzel günler diliyorum. Enver OLGUNSOY