Yakın zamanda Sağlık Bakanlığı ilaç fiyatları konusunda yeni bir yönetmelik yayımladı. İlaç fiyatları ve sektörü konusunda öncelikle bazı tespitler yapmak isterim.

Ekonomide ilaç “aksak rekabet” anlayışına tabi, olmazsa olmaz, özellikte “stratejik” bir üründür. “Aksak rekabet” sizin (hastanın) seçiminize bağlı olmayıp, başkası (uzman) tarafından seçiliyor olması anlamını taşır. Kendine yeterli ilacı üretebilen ülkeler için, savunma sanayi benzeri, stratejik öneme sahiptir. İlaç ihracatında ülkemiz yüzde 0,3 pay ile dünyada 29. sıradadır.

190 ülkeye ihracat yapan sektör 2,5 milyar dolar ihracat yaparken 7,5 milyar dolar da ithalat yapmaktadır. Böylece 5 milyar dolar açık vermekteyiz.

2004’ten beri ilaçlara “Referans Fiyat” sistemine göre fiyat verilmektedir. Fransa, İtalya, İspanya, Portekiz ve Yunanistan’ın en ucuz fiyatı alınıp, güncel Avro kuru yerine bir önceki yılın ortalama Avro değerinin yüzde 60’ı alınarak belirlenen sabit bir “ilaç kuru” kullanılmaktadır.

Dünya ilaç pazarında ilaçlarımızın fiyatları bu nedenle çok düşük kalmaktadır. Bu fiyatlar, ihracatta dönüp sektörü vurmakta, ithalatçı ülkeler referans olarak bu düşük fiyatları kullanmak istemektedir. Yakın zamana kadar birim ihraç fiyatı 40 dolar iken bugün 26 USD seviyesindedir.

Yeni yönetmelik ise eczacılar tarafından aslında eski yönetmeliğe alternatif bir iyileştirme değil, bulunmayan ilaçlar konusunda üretici ve ithalatçılar ile bir anlamda “pazarlık” etme fırsatı yaratacak bir uygulama olarak görülüyor. Yani kısacası tüm ilaçların fiyatlarının güncel kur üzerinden fiyatlanması anlamına gelmiyor.

***

İlaç sektörü konusunda önerilere gelince;

Yerli ilaç özendirilmeli, ithal edilen ilaç hammaddesi üretimi teşvik edilmelidir. Biyoteknolojik ürünler son yıllarda olağanüstü artmıştır. Dünyada biyoteknoloji devrimi yaşanmakta, ancak ülkemizde maalesef bu tür ilaçlar son derece azdır. İthal edilmektedir. İlaç ithalatımızda 2023’te biyoteknolojik ilaç oranı kutu bazında yüzde 11 olup parasal olarak yüzde 42’lere kadar çıkmıştır. Biyoteknolojik ilaçların ruhsatlandırılma, fiyatlandırma, teşvik ve geri ödemede öncelikler tanınmalı, böylece ülkemizdeki buna benzer ilaç üretim miktarı arttırılmalıdır.

Bu denli önem kazanan biyoteknolojik ilaç üretimi adeta cezalandırılarak referans ilaç fiyatının yüzde 30 altında olması istenmekte. AB ülkelerinde 210 gün ile sınırlandırılan ilaç ruhsatlandırma süreleri maalesef bizde çok daha uzun süreleri tutmaktadır. Bin bir emek ve masraflarla alınan ilaç ruhsatları basit nedenlerle “bakanlık onayı” ne demekse-iptal edilebilmektedir.

Fiyatlandırma sadece kamu maliyesi penceresinden bakarak değil, reel değerlerle göre yapılmalıdır. Sektör yapısı gereği Ar-Ge ve üretim yöntemini geliştirme için sürekli yatırım yapma durumunda. İlaca bütçeden ayrılan pay giderek düşmektedir. 2010 yılında yüzde 1,7 olan bu pay, 2025’te yüzde 0,9’a gerilemiştir.

Devlet ilaç harcamalarını giderek kısmakta olup sürdürülebilir bir uygulama değildir. Ayrıca SGK’da iskonto talebinde bulunmakta yüzde 35-40’a varan iskonto talep etmektedir.

Ayrıca ruhsatlandırma ücretleri olağanüstü pahalıdır. Bu pahalılık yerlileşme üzerinde negatif etki yapmaktadır.