Ülkemizde “kontrol eksikliği” ve “bilinçli tüketici tavrı” yetersizliği nedeni ile gıda güvenliği son yıllarda olağanüstü önem kazandı. Yurtiçinde GÜVENLİ GIDA diye tükettiğimiz meyve sebze sınırlarımızdan dışarı çıkınca “sorunlu” hale geliveriyor ve geri gönderiliyor. Bizler de ancak ürünler iade edilince anlıyoruz nasıl gıda güvenliğinden yoksun sebze ve meyve tükettiğimizi… Medyada yer alan bu tür “iade ürün” haberi birkaç gün tartışılsa da hemen unutuluveriyor ve tekrar eski alışkanlıklarımıza ve umursamazlığımıza geri dönüyoruz. Oysa gıda güvenliği konusunda tüketicinin rolü çok büyük… Tüketici bu konuda hassas olursa, tüketeceği ürünün sağlıklı olup olmadığını sorgularsa devleti kontrole, çiftçimizi de GÜVENLİ GIDA üretmeye sevk eder…

İnsanlar artık gelişen rekabet koşullarında çoğalan çeşit, alternatif ve markalar arasında güvendiği satıcıdan, güvendiği ürünü alabilmektedir. Bilinçli tüketici, gıda güvenliğini birincil planda tutarak tercih yaptığı takdirde, üretici firma ve satıcılar tüketicinin güvenini kazanmak için çaba sarf edeceklerdir. Markalarının güvenilirliğine halel gelmemesi için ellerinden geleni yapacaklardır.

Gıda güvenliğinde “izlenebilirlik” şeffaf ve süreç doğru çalıştırıldığı takdirde, bilinçli bir tüketicinin şikayeti üzerine ürünün ilk haline, hammaddesine, tohumuna kadar ulaşılarak sorun çözümlenebilecektir. AB ülkeleri bu nedenle 1997 yılında “Europ gap” programını devreye sokarak iyi tarım uygulamaları, izlenebilirlik ve üretim standartlarını kontrol etmeye başladı. 2007 yılında bu program “Global gab” olarak yeniden adlandırılarak global olarak uygulamaya sokuldu.

Ülkemiz ekonomik olarak yetersizlikler içindedir. Bu nedenle insan sağlığına zarar vermemek kaydıyla suni gübre, zirai ilaç, bitki geliştiriciler kullanılması ve ürün miktarının bu yolla arttırılması hedeflenebilir. Ancak güvenli ürün her zaman piyasada daha değerli ürün olarak pazar bulacaktır.

Belki ürün miktarında azalmaya sebep olabilen “ekolojik tarım” ülkemiz için şimdilik lüks durumda diye değerlendirilebilir. Ayrıca kontrollü ürün elde ederken “GÜVENLİ GIDA” üretirken yapılacak her katkı, bu tür ürünlerin fiyatını düşürecektir. Bugün ekolojik ürünlerin fiyatı konvansiyonel ürünlerden pahalıdır. Bu oranın düşürülmesi ve en çok %25 gibi farklı fiyatla temin edilebilir olması ülkemizde de ekolojik ürünlerin rahatlıkla tüketilebileceği anlamına gelir. Dünya ortalamasında ise bu rakam konvansiyonel tarım ürünlerinden sadece %15 fazladır. Sürdürülebilir tarım uygulamaları zamanımızda çok önem kazandı.

Sonuç olarak bilinçli tüketici tavrı “GÜVENLİ GIDA” üretimini ve tüketimini sağlayacak en önemli etmendir. Sağlıklı gıda ürünü talebimizi bir “GÜVENLİ GIDA KAMPANYA”sına dönüştürelim. Tüm halkımızdan, tüketici derneklerinden, sivil toplum örgütlerinden bu kampanyaya destek gerek. “GIDA GÜVENLİĞİ” için ses verin lütfen.