Acil kampanya; Okullarda zeytinyağı dağıtılmalı. Zeytinyağı ölümsüz, üretici ölümlü. Zeytin döker bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe.

Uzun aradan sonra yeşil denizin başkenti Ayvalık’ta Uluslararası Zeytin Hasat Festivali’ne gidiyorum.

Yolda radyodan şu haberi sık sık duyuyoruz. Akaryakıta tarihinde görülmemiş zam bekleniyor, motorinin fiyatı 100 TL’yi aşacak.

Uçsuz bucaksız zeytin ormanlarına bakarken ağaçlardan yağmur gibi dökülen zeytin danelerini izliyorum.

Yeşil cennet ne kadar mutlu ediyorsa, tüm araziler benimmiş gibi kıvanç duyuyorsam; dinlediğim haber de o kadar içimi karartıyor. “Yok, mümkün değil. Üretici bu girdi fiyatlarıyla başa çıkamaz, zeytinler ağaçta kalacak” diye dertlenerek geliyorum cennet Ayvalık’a.

Whatsapp Image 2026 11 03 At 09.10.46

Coşkuyla ağıt karışık

21. Hasat Festivalinde yer gök zeytin ve zeytinyağının eşsiz lezzetiyle dolu. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in gayretleriyle festival, yoluna devam ediyor; ancak sektör gücünü yitiriyor.

Üreticinin, tüketicinin, firma sahiplerinin ve ihracatçıların bir arada olduğu festivalde, sektörün büyüklüğü kadar sorunların, beklentilerin ve hayal kırıklıklarının boyutunu da gözlerinle görüyorsun.

Geldiğimde görüyorum ki üretici de aynı şeyi düşünüyor; hatta sanayici ve ihracatçı da.

Festival, üreticilerin ağıtlarıyla başlıyor: “Bu maliyetlerle başa çıkamayız gayrı. Vallahi bu yıl zeytin toplamayacağız.”

Hesap ortada:

• Yağlık zeytin maliyeti yaklaşık 58-75 TL/kg civarında,

• Zeytinyağı maliyeti yaklaşık 280 TL/kg civarında seyrediyor.

İhracatçı ve sanayici, maliyetinin altında fiyat veriyor; o da piyasa fiyatını yakalamaya çalışıyor. O zeytinyağının 450-500 TL’ye satılması gerekir ki emeğe değsin. Aslında marketlerde ve butik üreticilerde satılıyor da… Ama bu rakamlar üreticiye gitmediği gibi, ancak mutlu azınlık tüketici dolu dolu zeytinyağı tüketebiliyor.

Bu fiyatlarla Türkiye’ye zeytinyağı yediremezsiniz. Ya ağaçta kalır ya elde kalır.

Whatsapp Image 2026 11 03 At 09.10.48

Ezber çözümler işe yaramaz

Türkiye’de ilk defa zeytin ve zeytinyağı ikilemde kalmıyor. Ancak sorunlar ne zaman yükselse ezber çözümler ortalıkta dolanmaya başlıyor. “Zeytine 20 TL, zeytinyağına 50 TL/kg doğrudan prim” talep ediliyor.

Elbette bu üreticiye nefes aldırır ama gerçek çözüm bu değil ki…

Yaklaşık 2,5 milyon zeytin ağacının bulunduğu bölgede devletin yüzünü acilen buraya göstermesi gerekiyor. Devlet hemen bir kampanya düzenleyip yüksek tonajlarda zeytinyağı almalı ve okullarda çocuklara, gençlere dağıtmalı. Salata ve zeytinyağı iki sağlıklı yiyecek.

80 milyonluk Türkiye’de düzenli zeytinyağı tüketenlerin sayısı 10 milyonu geçmiyor. Ankara’dan sonrası, ülkenin diğer yarısı zeytinyağı tüketmiyor, bilmiyor.

Okullarda zeytinyağı kampanyası

Zeytinyağı her şeyden önce insan sağlığı için çok önemli; ona yapılan yatırım dolaylı olarak sağlık sistemine de katkı sağlar. Tek umudumuz; kamu kaynakları tükenmekte olsa da Tarım, Sağlık ve Millî Eğitim bakanlıklarının acil ortak proje gerçekleştirerek tüm okullarda zeytinyağı dağıtmaları. Zeytinyağını içmek de sağlıklı.

Artun Ünsal Hoca’nın kulakları çınlasın. Gençler enerji içecekleri içeceklerine zeytinyağı içsin diyor. Çocuklar onları evlerine götürse aileler de zeytinyağını tanıyacak.

Bu kampanyayla birlikte zeytinyağı fiyatları da daha makul seviyeye inecek ve iç tüketim artacaktır. Gerçi üretici zaten endişeli ama şöyle bir “fiyatlar iyice düşecek” baskısıyla üretim, en düşük fiyata alınmaya çalışılıyor.

Bir gelin Ayvalık’ı görün; bu kampanyanın imkânsız olmadığını anlayacaksınız derim.

Biliniz ki üreticinin feryadını dinlememek için uzak durmak çözüm değil; yeşil kriz kapıda!

Dönerken arabamda zeytinyağının çeşitleri, içimde zeytin ferahlığı. Ta ki radyoda o habere kadar: ‘Dün gece motorine gelen büyük zamla litre fiyatı 100 TL’yi geçti! ‘

Damaklarımızda o güzel tat yine acılaşıyor.

Whatsapp Image 2026 11 03 At 09.12.19

Sektör temsilcileri: Böyle bir matematik yok

Ayvalık Belediyesi ve Ayvalık Ticaret Odası’nın katkılarıyla hasat şenliğinde her yıl olduğu gibi bu yıl da oturumlar düzenlendi.

Ayvalık’ta yüksek montaj üretimi yapan neredeyse asırlık markaların temsilcilerine yönelik oturumda, zeytinyağında üçüncü hatta dördüncü kuşak genç temsilcileri tanıdık.

Genç bir sanayici olan, Güney Kore ve Güney Afrika’daki mağazalarıyla birlikte 23 ülkeye ihracat yapan, Ayvalık’ı adeta markalarıyla donatan Köklü Zeytinyağları’nın temsilcisi Mustafa Kürlek konusuna hâkim: “Tunus uluslararası pazara 3 Euro’ya yağ sürüyor. Mevcut maliyetlerle bizim 165 TL bandında yağ satmamız matematiksel olarak mümkün değil” diyerek çelişkiye dikkat çekti.

Özgün Zeytinyağı’nın 3. kuşak temsilcisi Halil Sucu da çarpıcı bilgiler verdi: “Üretici artık bu işten çıkmak istiyor. Zeytin tarlaları satılık. Zeytinyağı ölümsüzdür ama devlet arkasında durmazsa çiftçi ölür.”

100 yıllık mirası üzerinde taşıyan Sabuncugil Yağları temsilcisi Deniz Sabuncugil, “Bozuk et yemiyoruz ama bozuk zeytinyağı yeniyor” diyerek fiyat baskısının kaliteyi düşürdüğünü söyledi. Komili bünyesinde 45 yıllık tecrübesiyle sektöre yön veren Mehmet Cavlı da hem iç hem dış pazarda birden güç kaybedildiğine vurgu yaptı.

Whatsapp Image 2026 11 03 At 09.10.46 (1)

Sayın Başkan’a öneri

Ayvalık’ta olağanüstü bir çabayla halkı, üreticiyi, sanayiciyi ve kanaat önderlerini bir araya getiren Belediye Başkanı Mesut Ergin ve ekibi iyi çalışmışlar. Tüm sıkıntılara rağmen yeşil coşkuyu muhteşem Ayvalık’ın her köşesinde hissettim. Mesut Başkan, festival ile birlikte bir sektörün feryatlarını da ülkeye duyurmayı başardı.

Ancak bu topraklar Türkiye’nin de değil, dünyanın sayılı zeytin ve zeytinyağı müzelerinden birini hak ediyor. Kuzeyden güneye toprağa ve yeşile sahip çıkılması, arafta olan üreticinin tekrar toprağında mutlu olmasının sağlanması şart. Hasatta dile getirilen kritik konuların ilgili her kuruma ve bakanlıklara rapor şeklinde iletilmesi de önemli.

Herkes konuştu, Köstem yaptı

Ülkemizin değerli gastronomi araştırmacılarından Nedim Atilla, dünya standartlarında en iyi iki zeytinyağı müzesinin Türkiye’de olduğunu söylüyor: Kuşadası Oleatrium ve Urla Köstem Zeytinyağı Müzesi.

Konuşmacılar arasında Köstem Zeytinyağı Müzesi’ni kuran Dr. Levent Köstem de vardı. Egeliler iyi bilir; Levent Köstem muhteşem bir yer yarattı. Türkiye’de en eski zeytinyağı makineleri burada sergileniyor. Konuşmalar biter bitmez Levent Bey tekrar dağlarda malzeme aramaya gitti.

Müzenin yeri elbette güzel ama sonuçta zeytin denizinin örülü olduğu topraklara da iddialı bir müze yakışırdı. Sevgili Köstem gülümseyerek “Haklısın ama zeytinyağı müzesi kurmak bir doktora mı düşerdi?” diyor.

Yeşil yaşam felsefesinin simgesi olarak zeytin ve zeytinyağına ne kadar dikkat çekilirse hayata o kadar yakışır.