Geçtiğimiz günlerde İzmir Ticaret Odası (İZTO) seçimlerini tek aday olarak kazanan Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, alışılmışın dışında bir tarzla basının karşısına çıktı.
Koltuğa her oturduğunda yeni yönetim sürecini anlatırdı ama bu kez farklı, çok farklıydı.
Üstü kapalı değil açıkça İzmir’in yönetiminde söz sahibi olmaya hazır olduklarının sinyalini verdi.

SAHNE ÖZGENER’İN
‘İZTO 2027-2030 Toplantısı’nda ticari hayatın ötesinde kentin geleceğini şekillendirecek projeler ve stratejik hedefleri inanarak ve bu inancını da karşısındakilere hissettirerek anlattı.
1963-1973 arası on yıl süreyle İzmir belediye başkanlığı yapan Osman Kibar’ın torunu olan Mahmut Özgener, belli ki dedesinin izinden gitmeye eskisi kadar kapalı değil, o kapı açılıyor.
Bugüne kadar ısrarla siyasetten uzak durarak ticaret ve hizmet alanında kendini göstermeyi tercih eden, 40 yıllık duruşuyla etrafında sevgi aurası yaratmayı başaran Özgener, artık tüm iddiasıyla sahnede.
TEK KURUM SORUMLU DEĞİL
Özgener’in altını sık çizdiği bir cümle dikkat çekici; “Hiçbir kurum, hiçbir sektör, hiçbir kişi İzmir’in bütün sorunlarının cevabına tek başına sahip olamaz.“
Klasik anlatım gibi geliyor ama bu cümleyi neden sık tekrarladı?
Kamu yatırımları gücüyle bu kente bir mühür vurulacaksa artık ticaret odası başkanı da hazır.
İzmir Ticaret Odası üyelerine yönelik önümüzdeki dönem vizyonunu Kamu Hizmetleri Ofisi, işletmelerin yeşil ve dijital dönüşümünü desteklemek amacıyla İkiz Dönüşüm Merkezi ve yapay zekâ destekli yatırım simülasyonları için İZTO Future Lab kurulması gibi başlıklarla anlatan İZTO başkanı konuşmasının dörtte üçünü ise kent planlamasına ayırdı.
Sunum bir anlamda, yerel seçim dönemlerinde İzmir için dile getirilen vaatlerin toplamı gibiydi.
Aliağa ve Torbalı'da yeni yaşam alanları oluşturulması, Çandarlı Limanı'nın sanayi üssüne dönüştürülmesi, Atatürk Stadı'nın yeniden inşa edilmesi, kongre merkezi ve spor müzesinin İZTO tarafından yapılacak olması, deniz üstü rüzgâr enerjisi santrallerinde kullanılan büyük ekipmanların üretimi, kent içindeki sanayi bölgelerine yerinde dönüşüm modeli, ikinci çevre yolu ve Körfez Geçiş Projesi ve daha niceleri…
Tam çöp eksik kaldı diyordum o da geldi.
ÇÖP DE DAHİL
İzmir'in günlük 5 bin 500 ton çöpü ekonomiye kazandırılması gerektiğini ama öncelikle kentin atık yönetiminde yeni bir anlayışın şart olduğunu vurgulayan Özgener, modern atık işleme ve geri kazanım tesislerinin kurulmasını önerdi.
Ve tabii Kültür ve Turizm Bakanı’nın bizzat Özgener’in devreye girmesini istediği Çeşme Projesi ile ilgili net konuştu: ‘çevrenin korunmasını temel alarak bu yatırım önceliğimiz olacak.’
Özgener; bu dönem İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu’na, kendisinin ve iş dünyasının sevdiği genç yönetici, babası da geçmişte İzmir Ticaret Odası yönetiminde bulunan Alp Avni Yelkenbiçer’i aldı, yani bir anlamda veliahtını belirledi.
Son seçim stratejisi bire bir tutan, başkanlığı yeniden rakipsiz sırtlayan Özgener bu güvenle birlikte yeni ufuklara yelken açıyor.
En azından İzmir’de klasik bir oda hizmetiyle sınırlı kalmayacaklarını, bu kentin en önemli kanaat önderi olacaklarını cümle aleme duyuruyor.
ANKARA’NIN GÖNLÜNDE
Evet yerel seçime yaklaşık iki yıl kaldı, hatta son ayları saymamak gerekir.
İzmir, ihtimal, tarihinin en güçlü yerel yönetim satrancına hazırlanıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her zaman aklındaki aday Özgener’di.
Şimdi İzmir’de yakalanan ‘yatırım yağacak’ zeminiyle birlikte ve tabii CHP'nin de dahil olduğu yeni ittifak ihtimalinin de güçlenmesiyle yeni perde açılıyor…
Biz İzmirliler için, uzun yıllar ‘elini ateşe uzatmak’ anlamına gelen ve hep ötelenen ağır kent sorunlarının nihayet konuşuluyor olması bu sürecin en iyi yanı. O da Ege’nin, İzmir’in ruhunu gözü dönmüş bir sermayeye, betonlaşmaya teslim etmemek koşuluyla.
Velhasıl geleceği elbette önümüzdeki günler işaretleyecek ancak şu da bir gerçek; adım adım kent stratejisini ören ve bugüne kadar kaybetmeyen Özgener’i kim hafife alırsa yanılır.