Siyaset tarihinin en eski yöntemlerinden biri, güçlü bir siyasi hareketi; kumpaslarla, entrikalarla ve yanlı yargı kararlarıyla içeriden parçalamaktır.
Şu anda ibretle izlediğimiz, AKP’nin yandaş yargısı tarafından organize edilen ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun intikam duyguları ile hayat bulan Mutlak Butlan olayı tarihteki olayları anımsattı bana.
Roma Cumhuriyeti’nde, Julius Caesar’ın, Brutus tarafından öldürülmesini, Fransız Devrimi sırasında Girondinler ile Jakobenler arasındaki kanlı kavgayı ve Lenin’in ölümü sonrasında Stalin ile Troçki arasındaki iktidar mücadelesini…
Hepsinde, -gücü ele geçirmek için- intikam ve ihanet gibi gündelik ama can yakan duygular vardı.
Ama hiçbirinde, Kemal Kılıçdaroğlu gibisi yoktu.
Hiçbirinde, daha önce kendisini yok etmeye çalışan iktidar partisinin genel başkanı ile el ele veren…
Ve onun polis ve yargı gücüne sığınarak kendi partisini yok etmeye çalışan bir siyasetçi bulunmuyordu.
Elbette bunu Stokholm Sendromu ile ilişkilendirenler olabilir. Hani, kendisine eziyet edene aşık olma durumu… Kılıçdaroğlu’nun, CHP’nin umut ışığını söndürmeye kalkmasını bazı sendromlarla açıklamak çok zor olsa gerek. Belki onun durumunu hekimler bir gün tanımlayacaklar…
Ve içinde; ihanet, intikam ve Stokholm Sendromunun bulunduğu KK-CHP sendromu diyeceklerdir.
Hastalık durumu bir yana, en korkunç olanı herkesin dilinde olan, yıllarca karşı çıktığım olasılık: Kemal Bey’i de, Tayyip Bey’i de yöneten bir üst aklın varlığı…
Eğer öyleyse, Kılıçdaroğlu, CHP’nin içindeki bir Truva Atı mıydı?
Biliyorsunuz, Truva Savaşı sırasında kent ordusu, Helen güçlerine karşı başarıyla savaşırken…
Kente armağanmış gibi sokulan -içi asker dolu- Truva Atı, kentin Helenlere geçmesine neden olmuştu.
Buna da, “olur mu öyle şey!” diyorum ama artık sesim çok zayıf çıkıyor…
CHP içinde, Kılıçdaroğlu’nun yaptığını siyasi ihanet olarak gören milyonlarca insan var.
Gördüğümüz kadarıyla bütün bu milyonlar fire vermeden yeni kurulacak partiye destek verecekler…
İşin ilginç ve bir o kadar heyecan verici yanı, daha önce CHP’ye oy vermemiş olan milyonlarca seçmenin Özgür Özel’e destek vermeye hazır olması.
Tayyip Bey ve Kemal Bey bu planı bir araya gelerek mi yaptılar bilmiyorum ama iyi ki de yaptılar diye düşünüyorum.
Her yerde sandalyenin üzerine çıkarak konuşan Özgür Özel’i görünce, aklıma Bülent Ecevit geliyor…