Uganda Afrika’da. Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni, tam 40 yıldır iktidarda.
Türkiye, bir Batı(!) ülkesi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tam 25 yıldır iktidarda.
İki ülke birbirine çok benziyor: Sandıklar kuruluyor, muhalefet partileri var, seçimler yapılıyor, adliye sarayları var. Ama iki ülkede de demokrasi yok!
Freedom House adlı uluslararası kuruluş, ülkeleri siyasal haklar ve sivil özgürlükler açısından değerlendirir ve 100 üzerinden puan verir. Bu puanlamaya göre:
Uganda’nın puanı 33, Türkiye’nin 32.
TANKSIZ DİKTATÖRLÜK
Çünkü artık diktatörlükler eskisi gibi kurulmuyor. Tanklar sokağa çıkmıyor, parlamento kapatılmıyor, sandık kaldırılmıyor. Yeni otoriter sistemi, bir futbol maçı üzerinden anlatalım:
İktidar, futbol sahasının kendi tarafını çamur yapıyor, karşı tarafın sahasını ise çim. (Durun sevinmeyin, kötülüğünden yapıyor)
Hakemi, gözlemciyi, topu kendi seçiyor, muhalefetin üç oyuncusunu ise maçtan önce gözaltına alıyor, karşı takım lehine tezahüratı yasaklıyor.
Sonra da: “Haydi bakalım, demokratik bir maç yapın” diyor.
Bakınız, Uganda’da Museweni neler yapıyor?
1. Kamu kaynaklarını, makamları, ihaleleri ve ayrıcalıkları kendilerine bağlı kişi ve gruplara dağıtarak; kendisine bağımlılığı kamu olanaklarıyla satın alıyor.
2. Yıldırma politikaları ile muhalif liderleri, gazeteleri, sivil toplum kuruluşlarını susturuyor. Elindeki yargı aparatı ile muhalif liderlere uydurma suçlamalar yaparak onları seçimlere sokmuyor.
3. Kendisine biat etmeyen iş adamlarını mali incelemeler başlatarak tutuklatıyor, şirketlerine el koyuyor.
4. Yine de, ne olur ne olmaz, diye seçim sırasında; kolluk kuvvetlerini, yandaş medyayı ve her türlü dijital hileleri yaparak seçim sonuçlarını manipüle ediyor.
HIRSIZ EVE GİRMİŞ, BİZ HALA
Dünya Türkiye’nin nerede olduğunu somut olarak belirlemiş: “Siz artık Uganda’nın bile gerisindesiniz” demiş.
Biz hala, “Türkiye otoriterleşiyor mu?” diye soruyoruz.
Hırsız evin salonuna yerleşmiş, televizyonun kumandası elinde. Biz hala; “Acaba evimize hırsız girer mi” korkusunu duyuyoruz.
Otoriterliğin en büyük başarısı hapishanelerin dolmasından önce insanların korkudan susmasıdır.
Şu ülkeye bakın!
Bir siyasi hareket 2002’den beri ülkeyi yönetiyor.
Bir çocuk doğdu, yürüdü, okula başladı, üniversiteye girdi, askere gitti, evlendi, çocuğu oldu.
Ve ülkenin başında hâlâ, giderek daha da yozlaşan aynı siyasi irade var.
Ve düşünebiliyor musunuz, 2002’de doğan çocuk sadece Museweni’yi görüyor:
“Vay beee. Adam kırk yıldır gitmemiş!” diyor.