Albert Camus, Nobel ödülünü 1957'de almış. Cezayir’in Oran kentinde doğmuş bir Fransız olan yazar bu Nobel'i, sömürgeciliğin alkışlandığı dönemde yazdığı kitaplarıyla kazanmış. Sömürgeci edebiyat, ona bu ödülü vererek emperyalizme alkış tutmuş gibi…

Onun, büyük övgüler almış olan "Veba" adlı salgın romanını okudum geçenlerde. Başlangıçta benim de hoşuma gitti: Cezayir’in Oran kentinde, önce fareleri öldüren veba salgını giderek insanlar arasında da yayılmaya başlıyor. Kitabın sayfaları ilerledikçe Oran sokaklarını, kıraç toprakları, sıcaktan kavrulmuş duvarları görüyor, Fransız kiliselerinde, otellerinde, mezarlıklarında dolaşıyor, Hristiyan rahipten vaazlar dinliyorsunuz…

***

Ama salgın sırasında on binlerce kişi ölürken; ne Müslüman mahalleleri, ne camiler, ne Müslüman hastaneleri ve ne de Müslüman doktorlarından söz edilir. Oysa Oran’da nüfusun büyük çoğunluğu Cezayirli, Arap Müslüman!

Şaka yapmıyorum! Romanda tek bir Arap adı geçmiyor! On binlerce ölü gömülürken, aralarında ne bir Arap var ne de onların gömüldüğü Müslüman mezarlığı…

Kitabın yazarı olan Albert Camus, sadece sömürgeci kitaplar yazdığı için değil, Cezayirlilerin kurtuluş savaşında sömürgeci Fransa’ya destek verdiği için de affedilir gibi değil.

Bu nedenle kitabın sayfaları ilerledikçe daha da gerginliğim artmaya başladı. Artık merak ettiğim tek şey şuydu; acaba kitapta bir Arap adı geçecek miydi! Araplar umurumda değildi elbette. Ama Nobel ödüllü bir yazarın sömürgeci olmasını ve Cezayirlileri yok saymasını içime sindirememiştim.

Kitabı bitirdiğimde hemen Albert Camus hakkında bilgi topladım.

EDWARD SAİD NE DİYOR?

Meğer onun “Sömürgeci Edebiyatı” yıllarca önce, Filistin asıllı bir Hristiyan eleştirmen/yazar olan Edward Said tarafından yerden yere vurulmuş. Said şöyle diyor:

“Madem roman Cezayir’de geçiyor, Cezayirliler nerede? Camus’nün romanlarındaki Oran kentinde; Fransız belediyesi, Fransız mahkemesi, Fransız hastaneleri, Fransız okulları, Fransız kulüpleri, Fransız lokantaları, Fransız memurları ve Fransız doktorları vardır ve sanki şehir yalnızca Avrupalılardan oluşmaktadır.”

Ancak Edward Said, Camus’nün bu haksızlığı “bilinç dışı bir sömürgeci anlayışla” yaptığını söyleyerek onun günahlarını hafifletmeye eğilimli.

***

Valla hiç de öyle değil.

Albert Camus, “bilerek ve isteyerek” Fransız emperyalizminin yıllarca Cezayir’i sömürmesine alkış tutmuş, beynini sömürgecilere teslim etmiş bir yazar.

Üstelik bununla da kalmamış, Cezayirlilerin kurtuluş savaşına karşı çıkmanın utancını taşımıştır.

Veba’yı dikkatle okuyun!