"İzmir Milli Kütüphane", adını verdiği Tarihi Kemeraltı Çarşısı girişindeki Milli Kütüphane Caddesi'ndeki binada 1912'den beri hizmet veren ve Türkiye'nin "Milli" adını taşıyan ilk kütüphanemizdir.
Başkanlığını 26 yıldır Av. Ulvi Puğ 'un yaptığı İzmir Milli Kütüphane Vakfı'nın kısıtlı maddi gücüyle yaşatılmaya çalışılandır bugün kütüphane.
Kentin en önemli kültür kurumlarındandır.
Orijinal ve estetik özellikler taşır binası.
Kütüphanede bulunan eski ahşap kitap dolapları, her biri - bir sanat eseri- sayılabilecek değerdedir.
Benim de üyesi olmaktan büyük onur duyduğum İzmir Milli Kütüphane, Türkiye’nin en iyi 10 kütüphanesinden biri olarak gösterilir.
Kütüphanedeki en değerli kitapları şöyle anlatır Kıymetli Dostumuz Av.Puğ;
"Düsturname-i Enveri çok değerlidir. Fatih Sultan Mehmet döneminde yazılmıştır. Elimizde bir Kur’an’ı Kerim var. Girit'te
Türk asıllı bir Yunan vatandaşı, çocuğun elinde gördüğü Kur'an'ı Kerim'i satın alıyor, mübadelede bize bağışlıyor. Yazı stilinden ve kağıdın cinsinden anlaşılıyor ki, bu Kur’an’ı Kerim, Selçuklu döneminde yazılmış. Taaa 900 yıl önce. Altın varaklı Kur’an’ı Kerim de kıymetlimizdir. Victor Hugo’nun kitapları var. 1531’de Gutenberg Matbaası’nda ilk basılan kitaplardan olan Aristotales’in hayatını anlatan kitabı ve Jul Verne’nin orijinal kitapları var."
Hepimizin anılarında canlıdıdr, kurulduğu tarihten bu yana “Milli” unvanını taşıyan bina.
Öğrencilik yıllarımızda da sıkça yolumuz geçmiştir Milli Kütüphane 'den.
İhtişamlı havasını solumaktan büyük keyif almışızdır. Bir mabede girer gibi hissederim kendimi bugün de.
İnsanlığın hafızasıdır kütüphaneler...
xxxx

Av.Puğ, bu binada zaman önemli etkinliklere imza atar.
Her yıl da Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çerçevesinde, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk 'ün de 3 kez ziyaret ettiği, hatta dönemin İran Şahı'na da gezdirdiği tarihi kütüphanede, "Cumhuriyet ve Atatürk’ü Anma" etkinliği düzenler. Gelenekselleşmiştir artık bu organizasyonu.
Solist de, aynı zamanda söz yazarı ve besteci, tambur da çalan TRT çatısı altında da çalışmış; Kültür Bakanlığı Devlet Klasik Müzik Koristi; Derya Derin'dir.
Bu yıl da Cumhuriyet Haftası’nda yine muhteşem bir bolca şarkılı türkülü şiirli bir akşama imza attı Ulvi Puğ ve Derya Derin.
Derya Derin de repertuvarına üç Rumeli türküsüyle başladı. İlki Hicaz makamında ve Atatürk'ün çok çok sevdiği geleneksel türkü "Kırmızı Gülün Alı Var"dı. Yine hicaz "Pencerenin Perdesini Aç Bana Göster Yüzünü" ve son hicaz "Pencere Açıldı Bilal Oğlan"ı harika yorumladı Derin .
Elbette "Manastır'ın Ortasında", "İstanbul'dan Üsküdar 'a Yol Gider"i de!
Sonra Aşık Mahsuni'den "Bir Daha Gel Samsun 'dan", "Memleketim", "Hoşgelişler Ola", "İzmir'in Kavakları", Zeki Müren'in unutulmaz eseri "Şimdi Uzaklardasın".
Ulvi Puğ da şarkı aralarında şiirler okudu. Önce Nazım Baba’nın “Davet”ini seslendirdi; “Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim/ Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim/ Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim/ Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim...” Puğ, “Kuvayi Milliye Destanı’’ndan da dizeler okudu, Attila İlhan’ın “Mustafa Kemal”ini de! Necmettin Halil Onan, Süleyman Apaydın şiirlerinden örnekler de verdi, Atatürk'lü anekdotlar paylaştı konser aralarında.
Final, elbette -hep birlikte- söylenen" İzmir Marşı " ileydi.
Büyüleyici atmosfere sahip mekânı dolduran konuklar da ellerine Ay-Yıldızlı bayraklarla marşa coşkuyla eşlik etti.
Bir kez, bin kez daha; “Yaşasın Cumhuriyet”, “Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa”.
Ulvi Puğ’un dediği gibi, “”İzmir Milli Kütüphane -gerçekten- ruhun diyaliz makinesi!”