Hayatını 17 yaşından beri sesiyle ve müthiş oyun gücüyle kazanan bir sanat insanı Erhan Yazıcıoğlu. 59 yıldır tiyatro ve seslendirme sanatçılığı yapıyor. İlk İstanbul Şehir Tiyatroları’nda “perde” diyen, yıllarca roller alan ve bir dönem Genel Sanat Yönetmeliğini de üstlenen Yazıcıoğlu, dublajda da marka! Ama tiyatro her şeyi. Şöyle özetliyor aşkını; “Sonuna kadar ölene kadar tiyatro, nerede olursa…”

Usta Sanatçı, yıllarca anılarını biriktirmiş notlar halinde. Sonra dostlarının teşvikiyle de kitaplaştırmış hayat öyküsünü, o notlarını harmanlayarak. Kitabının ismi de, “Kenar Mahalle Delikanlısı”. Sloganını da “Yedikule’den Etiler’e Uzanan Bir Yol Hikayesi” olarak belirlemiş. “Sırların varsa, nedenlerin de vardır!” diyor Yazıcıoğlu.
“Gerçek medeniyet, edebiyat ve sanattan doğar. Tarih, tiyatrosuz yükselmiş bir millet gösteremez.”(MUHSİN ERTUĞRUL)
Darülbedayi 1914’te kurulmuştur. Kurucusu İstanbul Şehremini (Belediye Başkanı) Cemil (Topuzlu) Paşa’dır. "Güzellikler evi" anlamına gelir. İlk Yöneticisi, ünlü Fransız tiyatrocu André Antoine’dur. İlk ödenekli tiyatrodur da! Başlangıçta bir müziki ve tiyatro okulu (konservatuvar) olarak açıldı. Zamanla okul hüviyetinden çıkıp profesyonel bir tiyatro topluluğuna dönüştü. 1931 yılında da adı “İstanbul Şehir Tiyatroları” olarak değiştirildi. Türk tiyatrosunun yapı taşıdır Şehir Tiyatroları.
-DARÜLBEDAYİ SANATÇILARI-
Muhsin Ertuğrul, Afife Jale, Bedia Muvahhit, Şaziye Moral, Vasfi Rıza Zobu, Ekrem Reşir Rey, Hazım Körmükçü, Necdet Mahfi Ayral, Agah Hün, Nedret Güvenç, Avni Dilligil, Cahide Sonku, Cahit Irgat, Ulvi Uraz, Mücap Ofluoğlu, Refik Erduran, Reşit Gürzap, Suna Pekuysal, Yıldız Kenter, Zeliha Berksoy, Münir Özkul, Zihni Göktay, Erol Günaydın, Toron Karacaoğlu, Engin Cezzar, Erdal Özyağcılar, Erol Keskin, Bilge Zobu, Cüneyt Türel, Gazanfer -Gönül Ülkü Özcan, Kerim Afşar, Kerem Yılmazer, İsmet Ay, Kamran Usluer, Orhan Boran, Savaş Dinçel, Kenan Işık, Cihan Ünal, Ali Poyrazoğlu, Macit Koper, Gencay Gürün, Gürdal Tosun, Nurseli İdiz, Cem Devran, Levent Üzümcü, Volkan Severcan ve niceleri. Hepsinin; bu değerlerimizin de yolu -bir şekilde- İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan geçmiştir.

-SONUNA KADAR TİYATRO-
Erhan Yazıcıoğlu, tiyatromuzun devlerindedir. Ben Bodrum Türkbükü’nde tanışmıştım çok yılar önce. Tevazusu çok hoşuma gitmişti. Sonra “Cumhuriyete Doğru” ve “Vişne Bahçesi” oyunları sırasında geldiği İzmir’de dostluğumuzun temelleri atıldı.
1967’den beri çok sevdiği iş, tiyatroyu yapar Yazıcıoğlu. 59 yıldır mottosu nettir; “Sonuna kadar ölene kadar tiyatro, nerede olursa…”
Ülkemizin en ünlü seslendirme sanatçıların da başında gelir. Dublajda da markadır! Ünlü isimleri o konuşur. TV dizilerinde de rol alır. Kariyerinde “Seç Bakalım” yarışması da vardır, ününe ün katmıştır bu yarışma.
Erhan Yazıcıoğlu’nun da yolu İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan geçmiştir.
Figüranlıktan, oyunculuktan, Genel Sanat Yönetmenliği’ne kadar Şehir Tiyatrolarına emek vermiştir.
Oyunculuğunu şu sözlerle ifade etmeye çalışır; “Ben rolün kostümünü giymeye çalışıyorum. O kostümü omuzlarıma oturtmaya, düğmelerimi ona göre iliklemeye çalışıyorum. Oyunculukta bu çok önemlidir."
-HAYAT ÖYKÜSÜNÜ YAZDI-
Erhan Yazıcıoğlu, notlara döktüğü aile içindeki hikayeleri, anılarını “Kenar Mahalle Delikanlısı” ismiyle kitaplaştırmış. Hayat öyküsünü yazmış kısaca. Yazdıklarının her kelimesi, yaşadıkları olmuş sanatçının.
Sahici bir dille yazılan kitabı ben de iki günde okuyup bitirdim. İstanbul Yedikule’de bir çocukluk, ergenlik, delikanlılık günleri.
Tiyatroya başlayışı, yoksulluk çektiği dönemler, aşkları, yenilgileri, acıları sevinçleri içtenlikle anlatmış; “Yedikule’den Etiler’e Bir Yol Hikayesi”.
Aydın Boysan Usta da kitabın tanıtımını yapmış; “Okudukça yüreğim oynuyor. Ben de eski İstanbul'un kenar mahallelerinde doğdum büyüdüm. Başlığın hemen altında, ‘Yedikule'den Etiler’e yazıyor. Şaşırıyorum. Sanki beni anlatıyor. Beni heyecanlandıran bu kitap, okudukça içeriği ile de sarıyor. Yüreğimi oynatmayı, başından sona kadar, üstelik kızıştırarak sürdürüyor. Osmanlı döneminin eski İstanbul'unun karmaşık nüfuslu mahallelerinde doğmuş-büyümüş ve yaşlanmış olan ben yaşta bir insanın, yüreğini, yalnız ısıtacak değil, hattâ kıskandıracak bir yaşam anlatıyor. Çünkü benim, ömür boyu hayal edip de başaramadığım bir tiyatro çevresine girmiş, Erhan Yazıcıoğlu. Anlattığı müstesna tiyatro kişiliklerini meslekdaş olarak tanımamış olsam bile seyirci olarak yaşamaktan mutluydum. Tiyatro kültür ve zevkine katılmak isteyenlere, bu kitabı okumalarını öneririm. Bu kitap benim gibi kıdemli bir tiyatroseveri, geçmiş ömrümü tekrar yaşatarak sevindirdi.”
-“NEDEN Mİ?”-
Erhan Yazıcıoğlu kitabını “Neden Mi?” başlıklı yazısıyla bitirmiş:
“Hala Türkiye’de nefes aldığım için…
Tiyatroyu yaşam felsefem olarak seçtiğim için…
Türk müziğini sevdiğim için…
Pangaltı’ndaki Ermenilerden topik ve lakerda alabildiğim için…
Çingenelerin sattığı baba incirinden reçel yapabildiğim için…
Rum kızı Anastasula’yı unutamadığım için…
Örnek iki kız çocuğu yetiştirdiğim için…
Sevgili Dostum Garo’nun balık pastırmalarından yiyebildiğim için…
Muhsin Ertuğrul ve Vasfi Rıza Zobu’yu tanıdığım için…
Gümüş ustası rahmetli Misak Toros’un eliyle yaptığı tabloyu salonuma asabildiğim için…
Buenos Aires’te sokakta tango yapan ihtiyarları izleyebildiğim için…
Stefan Mikof ile dost olduğum için…
Rum tavernalarında sirtaki yaptığım için…
Geç de olsa hoşgörüyü öğrendiğim için…
Aile yapısına önem veren herkesi sevdiğim için…
VE…İnsan ayrımı yapmadığım için…
VE…Bu ülkeyi bölmeye çalışanlardan nefret ettiğim için…
VE…Atatürk’ü sevdiğim için…”
-