Dünya Kupası Finali New York New Jersey “MetLife Stadı”nda.
Son kupanın şampiyonu Messi’li Arjantin, son Avrupa Şampiyonu İspanya ile karşılaşıyor.
Finale çıktığı halde ne Tek şutu, ne de akılda kalıcı gollük pozisyonu olan, sürekli futbolu çirkinleştiren sertlikleriyle Arjantin, uzatmalarda yıkılıyor.
106.dakikada gelişen İspanya atağında oyuna sonradan giren Niko Williams, soldan topu ceza alanına gönderiyor ve Ferran Torres de Dünya Kupası’nı getiren golü atıyor. Sayısız kurtarışlar yapan Aston Villalı ünlü kaleci Martinez’in yapacağı bir şey yoktur bu anda.
Maç bitiminde sevinen İspanyollar’a saldıran Arjantinli topçuların acizliği.
Görkemli Kupa Töreni. Ve o kupayı kaldıran İspanyol topçular; Kaptan Rodri, M.Cucurella, Yamal Laporte, Ruiz, Cubarsi, N.Williams’ın ve diğerlerinin gözyaşları.
Bir tarafta da kupa fotoğrafına girmeye çalışan ABD Başkanı Trump(!)

xxxx
Final sonrası ilginç bir öykünün başlangıcını anlatalım önce.
Golde büyük payı olan Gana asıllı futbolcu Niko Willams madalyasını aldıktan sonra doğru tribünlere yöneldi. Herkes merak içindeydi.
Takım arkadaşları sarmaş dolaş zaferi kutlarken, Niko neden öncelikle onlara katılmamıştı, niye tribüne gitmeyi tercih etmişti?
24 yaşındaki topçu boynundan çıkardığı madalyasını, maça gelmiş, tribünde onun formasını giymiş annesi Maria Arthuer’e vermişti!
Madalyayı boynuna takan Maria da mutlu olmuştu. Anne oğlun elleri o sırada öyle bir kenetlenmişti ki, tanık olan taraftarlar oldukça duygulanmıştı.
Çok çok özel bir andı doğrusu!..

xxxx
33 yıl önceydi. Yoksulluğu dibine kadar yaşayan baba Felix ve hamile eşi Maria artık Gana’yı terk etme planlarını hayata geçirmeye karar verdiler. Avrupa’da daha iyi bir yaşantı özlemleriydi.
nsan tacirleriyle anlaştılar. Biriktirdikleri parayı son kuruşuna kadar onlara teslim ettiler.
Bir sabah buram buram tehlike kokan yolculuk başladı, bir kamyon kasasında.
Büyük Sahra Çölü'nü geçerken merhamet ve vicdandan payını almamış kaçakçılar, çölün ortasında onları kamyondan attı.
Çaresizdiler. Felix ve Maria, kızgın kumların üzerinde günlerce aç ve susuz yürüdüler, yürüdüler.
Güçlükle İspanya sınırına ulaştılar. Ölüm kalım savaşını kazanmışlardı kazanmalarına ama daha çileleri bitmemişti.
İspanyol Polisi ellerindeki belgelerin sahte olduğunu hemen anlamış sınır dışı işlemlerine başlamıştı.
O sırada göçmen sorunlarıyla ilgilenen aktivist bir avukat öneride bulundu çifte; “İç savaşın sürdüğü Liberya'dan geldiğinizi söyleyin."
Özetle avukatın önerisi her şeyi değiştirmişti, elbette bundan sonraki hayatlarını da!
İspanya sığınma hakkı verdi çifte. Bilbao’da Pamplona’da yaşamaya başladılar.
Oturdukları mahalledeki kilisenin rahibi İnaki, çifti koruması altına aldı.
Onlar da bu iyi kalpli rahibin adını, bir gönül borcu olarak ilk çocuklarına verdi.
Sonra da İnaki’nin kardeşi Niko doğdu!
Bu arada İspanya vatandaşlığını da elde etmişti Felix ve Maria…

xxxx
Futbolu çok seviyordu İnaki ve Niko. Doğuştan yetenekliydiler. Futbolla yatıp kalkıyorlardı her gün.
Bask bölgesinin İspanyol Ligi “ La Liga’’da en başarılı ve en tarihi takımlarından Athletic Bilbao’nun alt yapısına kaydoldular. Niko’nun idolü Brezilyalı Neymar’dı!
Kendilerini geliştirdiler her geçen yıl. Kısa sürede A takıma yükseldiler.
Beş yıldır Kırmızı-Beyazlıların değişmez kanat oyuncusu Niko İspanya Milli Takımı’nı, abisi ise Gana’yı tercih etti. İspanya’nın Teknik Direktörü Luis la Fuente’nin en güvendiği oyuncuları arasındaydı Niko.
Daha 24 yaşındaydı Nico Williams, İspanyol futbolunun geleceği olarak görüyordu onu futbol otoriteleri. Piyasa değeri 40 milyon Euro’ydu.
ArsenalFransız PSG peşine düştü, Kylian Mbappe’nin yerine düşünüyorlardı. İngiliz Premier Lig ekibi Arsenal da takipteydi Niko’yu.
xxxx
2024 Avrupa Şampiyonası finalinde de İngiltere’yi dize getirip şampiyon olan İspanya’nın golünü atan Niko Williams, bu kez İspanya’ya ikinci kez Dünya Kupası’nı kazandıran golün de mimarları arasındaydı.
Çöl ortasında bir yaşam hikayesi…
O sinema senaryosu olacak hikayeden çıkan bir yıldız futbolcu…
Madalyasını annesine götüren “asla paslanmayacak bir kalptir” bu yazıda anlatmaya çalıştığımız.
Nasıl diyordu Dünya Şairimiz Nazım; “ANALARDIR ADAM EDEN ADAMI”