“iki üç sözcükle postalanan kartlar gibiyim
yalnızlık kendini bana ayarlamış takviminde geleceğe gün arıyor.”
(Hidayet Karakuş)
Bornova Belediyesi’nin,
bu yıl yedincisini gerçekleştirdiği "Kitap Günleri", "mütevazı”
bir kitap fuarına dönüştü.
Bornova Kitap Günleri,
“kendisini sürekli geliştiren, günceli takip eden ve her yıl planlamasına yeni bir değer katan çalışmasıyla, durağan değil devinen bir yapı olduğunu duyumsatıyor.”
Artık İzmir'de yaşayan ve yıllarını hem kentin hem de ulusal edebiyatımıza-kültürüne düşünceleriyle katkıda bulunan, yaşamıyla örnek olan sanatçılar yazar-şairleri "Onur Konuğu" olarak ağırlarken, bir de Onur Konuğu için kalıcı bir hafıza oluşsun diye, yazınsal belge oluşturmayı amaç aldı “Kitap Günleri”.
Bu yıl ilk “Onur Konuğu” da; şair yazar ve yayıncı dostumuz Aydın Şimşek’in önerisiyle de
Şair Yazar Hidayet Karakuş oldu! Yine Şimşek’in önerisiyle, Karakuş’un şair yazar gazeteci dostlarının yazılarının yer aldığı bir de kitapçık hazırlandı.

-ÖZGÜN YERE SAHİP-
Şiirleri ve romanları, çocuk kitaplarıyla yazınımız ve düşün dünyamızda özel-özgün yeri olan -benim de dostu olmaktan onurlandığım- kıymetlimizdir Hidayet Karakuş.
“Susmalar”ın ozanı Aydın Şimşek’e göre,
“Yaşadığı toplumun sesine kulak veren, insanı bütün yönleriyle anlamaya çalışan pek çok yazar yetişti bu topraklarda.
Hiç şüphesiz ki günümüzde de bu özellikleri taşıyan” yazarlarından birisidir Hidayet Karakuş.
Şimşek şöyle devam eder; “Edebiyatımıza önemli katkılar sunan Karakuş, yapıtlarında insan sevgisini, toplumsal duyarlılığı ve umudu sürekli meselesi yapmış ve canlı tutmuştur.
Onun yazarlığı yalnızca salt edebiyat estetiğiyle sınırlandırılamaz, açıklanamaz; Karakuş aynı zamanda yaşadığı dönemin sosyal ve kültürel tanıklığını üstlenmiş, yapıtlarında yaşamın içinden seçtiği konularla okurunu hem düşündürmüş hem de duyarlı olmaya davet etmiştir. Yazarlığının temelini toplumcu gerçekçi anlayış oluşturur.”
-12 DOSTU YAZDI-
Kitapçıkta 12 şair yazar ve gazetecinin yazıları yer aldı.
Karakuş’un çok yakınında bulunmuş, efsane edebiyat dergisi ‘Dönemeç’i çıkarmış “Kozbeyli Bilgesi” Hüseyin Yurttas Hocam, sıkı dostluklarının bu dergi sayesinde hiç sarsılmadan pekiştiğini vurguluyor: ”Böbürlenmeden şişinmeden bu yolu beraber yürüdük. Hidayet’in ‘iyi koşucular’dan biri olarak edebiyatımızda yer aldığını birlikte gördük.”
Efdal Sevinçli de “Pir Sultan dan Tevfik Fikret’e, Ahmed Arif’ten Enver Gökçe’ye, Attilâ İlhân’dan Can Yücel’e, Ataol Behramoğlu’dan Hüseyin Yurttaş’a, başkaldırının, isyanın dizelerini seslendirmeyen ozanımız var mı?” diye sormuş sonra da yanıtı vermiş;
“İşte Hidayet Karakuş’un 2005’te Ünlem’in 9.sayısında yayımlanan ‘Çuval’ şiiri de bir başkaldırı şiiridir.
‘Çuval’, 4 Temmuz 2003’te 11 Türk askerinin başına ABD’li askerlerce çuval geçirilmesinin ülkemizde yarattığı tepkinin, şiirde yansımasıdır.
Sosyalist ozan Karakuş’un şiiri, toplumsal tarihimizde bu acı olayla anılacaktır!”
Bahri Karaduman da yazısında Karakuş’un şiirine ve romanlarına farklı bir bakışla yaklaştı.
Gamze Oğuz, şairin şiirlerindeki imge dünyasına değindi, estetik ve söyleyiş güzelliğine verdiği öneme değindi.
Şair Tuğrul Keskin, Karakuş’un çağdaş Türk şiirinin olanaklarından yararlandığını, serbest ölçüde yazdığını, sözcüklerini doğal akışında ve ses uyumuyla kurduğunu, toplumsal duyarlılığa önem verdiğini kaydetti.
M Osman Akbaşak da 16 yıldır tanıştığı şairle anılarını, yaptığı tv programlarını, romanlarını ve -elbette- Türkçemize verdiği önemi dillendirdi.
Foçalı edebiyatçı Yılmaz Mızrak Karakuş’u; ”acılara ve haksızlıklara ‘tarih biziz’ diyerek isyan eden, çağının tanığı yurtsever bir direniş şairi” olarak tarif ediyor.
Özlem Avcı Erakman ise Hidayet Karakuş’un “karanlığın eğitimle, sanatla yenileceğine inandığını, kurduğu değerler evreninin de yarınlarda da yaşayacak bir varsıllık” olduğunu belirtiyor yazısında.
Atila Er de Hidayet Öğretmenin ondaki karşılığını şöyle ifade etmiş;
“Ben’deki karşılığı her daim yüzüne yansıyan kendine özgü gülümseyişi, bilge kişiliği, duruşu, tavrı, sakinliği, insan sevgisi, çevre duyarlılığı, Türkçeye sevdası, topluma olan saygısı, inceliği.
İnsani çok meziyeti taşıması…”
İbrahim Aktaş da Ali Rıza Binboğa'nın “İlk Öğretmen” şarkısından esinlenmiş, "Hidayet Karakuş sanki benim lisedeki öğretmenim” ifadesini kullanmış.

-MADIMAK TRAVMASI-
Ben de -naçizane- Hidayet Öğretmenimin “Sivas Madımak travmasını yazarak atlatmaya çalıştığını, “Sivas” denildikçe adeta ruhunun yandığını, “Ateş Mektupları” şiirlerini, ”Şeytan Minareleri” romanını yazarak canındaki izleri hafiflettiğini”, “Ses Bayrağımız” Türkçeyi özenle kullanmasından ötürü “Dil Kuyumcusu” unvanını da sonuna kadar hak ettiğini anlatmaya çalıştım.
Onun şu sözüne de yazımda yer verdim;
“Yanlışa, haksızlığa direnmenin, direnen insanın sesidir şiir!”
-SON SÖZ YERİNE-
“Hidayet Karakuş’un yazarlığı şairliği; edebiyatın insanı anlamanın, toplumu sorgulamanın ve geleceğe umutla bakmanın en güçlü yollarından biri olduğunu gösteren örneklerden biridir.
Bu nedenle onun eserleri Türk edebiyatının kalıcı ve saygın yapıtları arasında yer almaya devam edecektir.
Hidayet Karakuş, aydınlanmaya adanmış bir ömürdür!”
( Aydın şimşek )
Şiire, hayata emeğinizle 1000 yaşayın Hidayet Öğretmenim!