55 yıllık ömrünü edebiyata adamış ve kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alan dev yazardır. O, umudu ve aydınlığı yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Ne de olsa Bursa’da hapisanede beraber kaldığı Nazım Hikmet’i yakın dostudur değerini hiç kaybetmemiş “Türkiye’nin Gorkisi” Büyük Usta.

“Raşit Kardeşim, Üç mektubunu aldım, bu ikincisi. Benden bir mektup alacağın var. Ama hürriyetine kavuşan adamın mahpustaki adamdan bu kadarcık alacağı da olsun artık.
Hapishane hasretini duymaya başlamışsın. Bu hasret esasında, arkadaşlık hayatını hapishanelerde -muayyen şartlarda içinde tabii- ve kışlalarda çok kesif olarak yaşamak gerekir. Her ne hal ise, o da geçer ve zaman zaman uzak ve tatlı, fakat kuvvetlenmesi istenmeyen bir sızı halinde belirir, sonra büsbütün unutulur.
Muhakkak ki, yeryüzünde en kuvvetli bağlardan biri de, kafa ve yürek dostluğudur. Biz seninle öyleydik.
Burada havalar soğumaya başladı. Ben yün çorapları çektim, takunyaları giydim. Sen orda sıcaktan bahsediyorsun, birbirinden ayrı iki dünyada mı yaşıyoruz?
Kızımı, torunumu, seni hasretle kucaklarım Raşit kardeşim. Annenin ve babanın ellerinden öperim. Kardeşlerine selamlar.”
Bugün 112. doğum günü olan Çukurovalı Yazar Orhan Kemal tahliyesinin ardından, Bursa Hapishanesi’nde beraber kaldığı Nazım Hikmet’le sık sık mektuplaşırdı. O Nazım ki, üç buçuk kaldığı Bursa’da şiir yerine romana öyküye sarılmasını önermişti. Büyük emeği vardır Orhan Kemal’de.
Yazının girişinde bazı bölümlerini alıntıladığım Nazım Hikmet imzalı ve 22 Ekim 1943 tarihlidir bu mektup.(Nazım, hep ön adı Raşit’le hitap ederdi dostuna)
Orhan Kemal’in ailesi; Nazım Hikmet, Fikret Otyam, Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Samim Kocagöz, Güzin Dino ve daha birçok isimle mektuplaşmalarını günışığına çıkarmış ve “Eşe Dosta Selam-Mektuplar” ismiyle kitaplaşmıştır.(Everest Yayınları-2020)
xxxx
“Türkiyenin Gorkisi” de derler Orhan Kemal’e.
Emeğin onurlu yazarıdır. ”Baba Evi”, “Avare Yıllar”, “Cemile”, “Murtaza”, “Bereketli Topraklar Üzerinde”yi birbiri ardına yazmıştır.
“Devlet Kuşu”, “72.Koğuş”, “Grev”, “Arka Sokak”, “Kardeş Payı”nı da!
Hepsi de edebiyatımızın köşe taşı yapıtlardır.
“Azla özle, çoğu anlatandır” Fakir Baykurt’a göre Orhan Kemal.
Nazım Baba’dan öğrenmiştir “bıçak gibi sözler seçip yerli yerinde kullanmayı.”
Toplumun gerçekleriyle ilgilenmeyi iş edinmiştir.
Orhan Kemal için yazar şair sanatçı; “güçlüyse, sefalet çekenlerin ıstırabını kendinde hatta ciğerinde duyar.”
Yüzlerce hikaye roman senaryo ve tiyatro yazmıştır.
Kalemiyle geçinmiştir. Ama o kalemini “daha iyi geçim için” araç olarak kullanmamıştır, satmamıştır!
Sanat çabaları, “yeniyi, doğruyu, ileri bulmak, kendini aşmak” içindir.
Halka dönük, halktan yana bir yazardır Orhan Kemal.
Bir anekdot; 2 Haziran 1970’de Sofya’da öldüğünde cenazesi Türkiye Yazarlar Sendikası(TYS) yöneticilerince Edirne’ye getirildiğinde bir grup işçi emekçi çiçeklerle karşılamış, “Biz işçiler sana minnettarız” yazılı bir çelengi tabutun üzerine koyup, saygı duruşunda geçmişti. İşte halkın yanında onuruyla yaşamış bir yazara en büyük ödül buydu!
xxxx
Adana’da başlayan şairliğini, Nazım’ın daha verimli olacağına ikna edip hikayeye romana yöneltmesiyle bir edebiyat yıldızı olmuştu Orhan Kemal.
O öyküler de kendisi vardı elbette. Sabahattin Ali’den Sait Faik’ten de etkilendiğini içtenlikle ifade ederdi.
İnsana değer verdiği o öyküleri, romanları; sinema filmi, dizi ve tiyatro oyunu da olmuştu.
Orhan Kemal de Sait Faik gibi bütün insanların “iyi günler görmesini” dilerdi.
1950’de Sait Faik, Burgazada’da da ziyaretine geldiğinde “Sarnıç” kitabını ona imzalarken bakın ne yazmış Usta’ya;
“Kardeşim Orhan Kemal’e…Nihayet güzel bir günde görüştük. Bu hayra alamet! Biz görmesek bile bir gün herkesin iyi günler göreceğine işarettir.”
SON SÖZ YERİNE: Orhan Kemal’in sanatının amacı netti; “Ulusal sanat, bir milletin milli, mahalli renkleri, havasını veren sanat demektir. Her milletin kendine özgü, öteki milletlerden ayrı bir havası vardır. Ulusal sanat bu ayrı, bu kendine özgü havayı temsil edebilen sanattır. İnsanlığın, insanlık tarafından, insanlık için yönetilme çabası adına sanat.”
İyi ki bu dünyadan bir Orhan Kemal geçti…