Sabık sultan ve halife Vahidettin’in 1923 yılındaki Hicaz ziyaretinin henüz açıklanmayan tarafları bulunmaktadır. Vahideddin’in Hicaz günlerini Fransız diplomatik belgelerine göre yazan Fransız tarihçi müteveffa Jean Louis Bacque Grammont, ‘bunları tamamlayacak belgeleri her şeyden önce İngiliz ve Türk arşivlerinde ve o zamanların Hicaz basınında aramak gerekir. Bu incelememiz, meslektaş tarihçilerinden birini, böyle bir çalışmayı kısmen veya tamamen ele almaya yöneltirse, yararlı bir hizmet görmüş olacaktır’ demektedir. Zira ona göre, Fransız Hariciyesi, tahta çıkışından evvel de, sonra da, hükümdarlığı esnasında da Vahidettin’e karşı fazla bir ilgi ve merak beslememiştir. Yine, Malta’dan Hicaz’a, ‘sağlığı bozuk bu adamın’ birdenbire uzun ve zahmetli bir yolculuğa çıkışının kesin nedenleri -dini vecibeleri yerine getirmek veya dışarıdan yapılan ısrarlı ricalar- meçhuldür. Zaten Fransız Hükümeti de, Vahidettin’in, halife ve sultan olduğuna dair Fransız Cumhurbaşkanına hitaben kaleme aldığı mektubuna kaçamak bir cevap vermiştir: ‘saltanat konusunda Fransa, başka ülkelerin içişlerine müdahale etmemeyi bir kural olarak kabul etmiştir. Hilafet meselesinde ise bütün dinlere saygılı olan Fransa bu konunun münhasıran Müslümanların vicdanî kanaatlerine ait bir iş olduğuna daima inanmıştır. Fransa her yerde ve her zaman Müslüman vatandaşlarını kendi dini ihtiyaçlarıyla ilgili kararlarda daima serbest bırakmış ve onları etkilemekten sakınmıştır’.

Son yıllarda yayınlanan İngiliz gizli belgelerinde (FO 424 Serisi) bu konuda önemli bilgiler bulunmaktadır. Cidde’deki İngiliz konsolosu Grafftey-Smith (Sir Laurence Barton Grafftey-Smith, öl. 1989), Vahidettin’in buradaki faaliyetlerini Londra’ya, Lord Curzon’a, rapor etmiştir. Bu raporlar, genel olarak sabık sultanın Hicaz’da hangi şehirlere gittiği, buralarda ne kadar süre ile kaldığı; Malta ile yaptığı yazışmalar; Kral Hüseyin ile ilişkileri ve sağlık ve psikolojik durumuyla ilgilidir.

Grafftey-Smith, 28 Mart 1923 tarihli yazısında, ‘Kral Hüseyin ile ilişkilerinin resmiyetten uzak, ancak samimi olmadığını anlıyorum. İkisinin de hobileri ve mizaçları arasında açık bir çatışma var’ demektedir. 20 Nisan 1923 tarihli telgrafında ise ‘Mekke'ye geldiğinden beri 13 kilo vermiş ve çok güçsüz görünüyordu’; 13 Nisan 1923 tarihli telgrafında ise ‘sanırım Ramazan’da Mekke'de kalma ihtimali onu oldukça korkutuyor. Sultan'ın niyetleriyle ilgili olarak Zeki Bey'den (Mızıka-i Hümayun Kumandanı Miralay İbrahim Zeki bey kastediliyor) öğrenebileceğim her şeyi bildireceğim’ demektedir. İngiltere’nin, maddi ve psikolojik sorunlar yaşayan Vahidettin’i Cidde’de uzun süre tutmak istemediği de anlaşılıyor. Onu, İsviçre’de ikamet etmeye zorluyor. Zira İngiltere, onun, Orta Doğu’da, Filistin, Hayfa ve Kıbrıs gibi İngilizlerin egemenliğindeki bir yerde ikamet etmesi durumunda, Vahidettin ile buraların yerel idarecileri ve Müslüman halkı arasında sorunlar çıkabileceğinden endişeleniyor. Vahdettin’in nerede ikamet edeceği İngilizler açısından önemli bir sorun olmuştur. Lord Curzon’dan Cidde Konsolosuna gönderilen 13 Nisan 1923 tarihli yazıda: ‘Sultan'dan, Lord Plumer aracılığıyla, ikamet yeri konusunda karar verilmesi için ısrar eden bir telgraf daha aldım. Lütfen kendisine, Majestelerinin Hükümetinin mevcut koşullar altında Filistin'de konaklaması için yeterli düzenlemeler yapamayacağını, ancak kendisine uygun gelmesi halinde İsviçre'de ikamet etmesinin daha avantajlı olabileceğini bildiriniz. Bilginiz olsun diye belirtelim, seyahat masraflarını tekrar karşılamak istemiyoruz, ancak seyahat düzenlemelerinde kendisine yardımcı olmaktan memnuniyet duyardık (FO 424, 257, s. 43-44)’ denilmektedir.

Lord Curzon’un Kahire’deki Mareşal Viscount Allenby’e gönderdiği 18 Nisan 1923 tarihli yazıda, ‘Sultanın İsviçre'ye gitmek istemesi durumunda, İngiltere, Mısır topraklarında aktarma yaparken güvenliği ve rahatlığı için zamana ihtiyaç duyulmadığı sürece (ki muhtemelen ihtiyaç duyacaktır), kendisinin Cidde'de tutulmasını istememektedir. Cidde'deki İngiliz konsolosu, size, sultanın önerdiği ayrılış tarihini bildirdiğinde, lütfen gerekli düzenlemeleri zamanında yapıp yapamayacağınızı veya sultanın ayrılışı ertelemesinin mümkün olup olmadığını kendisine bildirin. Sultan kendi masraflarıyla seyahat ediyor. Lütfen bunu Cidde'ye iletin ((FO 424, 257, s. 61 )’ denilmektedir.

Netice olarak, Vahidettin, 20 Nisan’da, Cidde’de İngiliz konsolosu Grafftey-Smith ile görüştü. 2 Mayıs’ta bir ticaret gemisiyle Cidde’den ayrıldı. Sultan, Kıbrıs, Filistin, Hayfa veya yakınlarına gitmek istediğini İngilizlere söylese de teklifi kabul edilmedi. 20 Mayıs’ta San Remo’ya getirildi ve Villa Nobel’de yerleştirildi. Vahideddin’in Hicaz ziyareti, 15 Ocak 1923-20 Mayıs 1923 olmak üzere, yaklaşık 4,5 ay sürdü.