Biliyorsunuz, 7527 sayılı kanuna göre sokakta hayvan olması istenmiyor. “Sokakta hayvan olmasın” diyenler, Avrupa’yı işaret ederek; “Bakın orada da yok” diyorlar.

Avrupa’da sokakta çok az sayıda hayvan olduğu doğrudur ama orada hayvan sahiplenme kültürü çok yaygın.

Avrupa Evcil Hayvan Gıda Endüstrisi Federasyonu’nun (FEDIAF) 2025 yılında yayınladığı rapora göre; 2023 yılı itibarıyla Avrupa’da yaklaşık 139 milyon hanehalkı en az bir evcil hayvana sahip.

Yani yaklaşık her 4 haneden birinde ya kedi ya köpek veya her ikisi birden besleniyor.

Türkiye’de ise Ipsos KMG araştırmasına göre kedi veya köpek sahiplenme oranı yaklaşık %6 civarında. Arada uçurum gibi bir fark var!

Şu durumda örneğimiz gerçekten Avrupa ise ülkemizde de sahipsiz hayvanların sahiplendirilmesinin teşvik edilmesi gerekir. Öyle değil mi?

Değil işte!

Can Dostlar Anagorsel Internete-6

Bizimkiler hem “sokakta hayvan olmasın” diyor hem de hayvanların sahiplendirilmesini kolaylaştıracak adımları hayata geçirmiyor. Hatta tam aksine zorlaştırıyor.

Sokak hayvanları son çıkan yasa nedeniyle belki de hiç olmadığı kadar tehdit altında; her an sokaktan toplanabilir ve ömrünü bir barınakta geçirmek üzere esaret altına alınabilirler. Tabii bu en iyi ihtimal; kötüsünü varın siz düşünün.

Bu şartlar altında hayvanseverlerin en önemli önceliği sahiplendirmek. Ama burada da işleri kolay değil!

*

Diyelim ki barınağa terk edilmiş, genç, cins bir köpek tespit edildi. Böyle bir köpeğin sahiplendirilme ihtimali yüksek ama köpeği sahiplendirmek üzere ona geçici yuva olmak istendiğinde hayvanın çiplenip kayıt altına alınması gerekiyor.

Ama çipleme işlemlerinde de sürecin yılbaşından bu yana sıkıntılı olduğu duyumlarını alıyoruz.

Sahipsiz bir köpeği geçici olarak, yani kalıcı yuvası bulunana kadar kendi üzerine kaydettirmek isteyenlere her zaman onay çıkmayabiliyor. Böyle bir durumda o hayvanın sahiplenme şansı yok olup gidiyor. Hayvan barınağa bir kez alındı mı, çıkması veya oradayken yuva bulması iyice zorlaşıyor.

Burada en azından STK çatısı altında çalışan hayvan hakları savunucularına, sahiplendirme yapabilmeleri için yasal kolaylık sağlanmalı.

Hatta STK’lar veya barınak gönüllüleri sahiplendirme amaçlı olduktan sonra o canı belli bir protokol çerçevesinde herhangi bir engele takılmadan barınaktan çıkarabilmeli.

*

Ayrıca, sokaktan veya barınaktan sahiplenmenin de teşvik edilmesi gerekir. Kamu spotlarıyla, billboardlarla, bilgilendirici programlarla, dizilerle sahipsiz hayvanları sahiplenmenin önemi vurgulanmalı. Örneğin; devlet barınaktan veya sokaktan sahiplenilen hayvanların zorunlu aşılarını ömür boyu ücretsiz karşılamalı.

İşin özü şu; “sokakta hayvan olmasın” demek yerine, “sahipsiz hayvan kalmasın, her patili canın bir yuvası, bir ailesi olsun” diye düşünülmeli.

Hayvanların yaşam hakkını savunan, insanca, merhametli ve en mantıklı çözüm budur.

Can Dostlar Angelsfarm Dunyadan1

Angels Farm Sanctuary’de mutlu sona adım adım

Türkiye’nin en büyük hayvan kurtarma ve koruma çiftliği statüsünde olan İzmir Kemalpaşa’daki Angels Farm Sanctuary, yangın, kaza, deprem enkazı, kesim, kötü muamele gibi durumlardan kurtarılan 165 farklı türden 6500 civarında hayvana ev sahipliği yapıyor.

Ferdinand’ın Çiftliği olarak da bilinen Angels Farm Sanctuary’nin kurulu olduğu arazi bir süre önce satışa çıkarıldı. 10 Şubat’a kadar araziyi, Haybap Ferdinand Hayvanlara ve Doğaya Ahbap Derneği çatısı altındaki Angels Farm Sanctuary’nin satın alabilmesi için Valilik onaylı bağış kampanyası başlatıldı.

Ünlü isimler ve STK’lar haftalardır bağış kampanyasına çağrı yaparak yeterli miktarın toplanması için mücadele ediyor.

Engelli, hasta, yaşlı, yaralı ve travmalı hayvanların evi olan Angels Farm Sanctuary ile ilgili son durum sosyal medya hesabı üzerinden şöyle paylaşıldı:

“Arazi kampanyamızın son 500.000 lirası kaldı sayenizde hepinizin, çok teşekkür ederiz. Ama epeyce yavaşladık sona gelince, aslında daha hızlanıp hem araziyi alacak miktarı toplayıp hem çiftliğin mevcut borçlarını kapatıp, malzeme, yem almak için biraz daha destek olunması ne muhteşem olurdu. Destekleriniz devam ederse yenilenmesi, ek olarak yapılması gereken alanlar ve kurtarılmak için bekleyen hayvanlara yeniden umut olmaya devam edebiliriz.”

Candostlar S U L A K A L A N L A R Bizimgezegen

Sulak alanları korumanın değeri paha biçilemez

Her yıl, 2 Şubat tarihi Dünya Sulak Alanlar Günü olarak kutlanıyor. Sulak alanların korunmasına yönelik ilk uluslararası anlaşma olan Ramsar Sözleşmesi’nin imzalandığı 2 Şubat gününde, göllerden deltalara, lagünlerden sazlıklara kadar doğal yaşamın devamlılığı, biyoçeşitliliğin sürdürülebilmesi, iklim ve insan hayatı için önemli olan sulak alanlara dikkat çekiliyor.

Dünyada ve Türkiye’de sulak alanların durumuna dair veriler ise kaygı verici düzeyde.

Doğa Derneği, “Dünya genelinde sulak alanların yüzde 35’i son 50 yılda yok oldu. Bu alanlar, sera gazlarını emme kapasiteleriyle doğal bir iklim tamponu görevi görürken, yok olduklarında bu fayda tersine dönüyor. Bu durum her geçen gün daha fazla türün yaşam alanını kaybettiği anlamına da geliyor” açıklamasını yaparken; Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (WWF) ise şu bilgileri paylaşıyor:

“Dünya genelinde sulak alanların durumunu takip etmekle görevli Ramsar Sekreteryası’nın 2018 yılında yayımladığı rapora göre yapılaşma, kirlilik, kurutma, aşırı kullanım gibi çeşitli sorunlar nedeniyle son 300 yılda, dünyadaki sulak alanların %87’si, 1970’ten bu yana ise %35’i yok oldu. Dünya yüzeyinin yaklaşık %6’sını kaplayan sulak alanlar dünyadaki karbonun %14,5’unu tutarken sulak alanların tarım alanlarına dönüştürülmesi büyük miktarda karbondioksitin açığa çıkmasına neden oluyor. Türkiye’de halen Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Ulusal Sulak Alan Envanteri Yönetim Bilgi Sistemine kayıtlı büyüklüğü 8 hektarın üzerinde 307 sulak alan bulunuyor. 25 nehir havzasına sahip ülkemizde 1960’lardan bu yana sulak alanların yarısı nicelik ve kalite açısından sağlıklı yapılarını kaybetti. Bir başka deyişle üç Van Gölü büyüklüğünde sulak alanımız ekolojik işlevini yitirdi. Uğradıkları tahribatın önüne geçmenin hem ekolojik hem de sosyo-ekonomik açıdan getireceği toplam faydaya paha biçilemez.”

Candostlar Kulagimizakupe (4)

KULAĞIMIZA KÜPE OLSUN

Hayvanların kaderi, insanın kaderiyle ayrılmaz biçimde bağlantılıdır.”

- Emile Zola (Yazar)