Malum cumartesi akşamından bu yana spor kamuoyunu en çok meşgul eden konuların başında G.Birliği-F.Bahçe maçında sarı-lacivertli miniğin 'zorbalıkla' formasının çıkarılma olayı geliyor.
'Densiz' diyeceğim ama hafif kalacak olan bu sözde Gençlerbirliği taraftarına aslında ilk tepkiyi veren başkent kulübü kendine yaraşanı yapmıştır.
Ama.
Maalesef bu tip yazılı açıklamalar, bizim gibi spor kültürü zayıf ülkelerde vakayi adiyeden öte birşey değil.
****
Yaklaşık 40 yıldır sporun medya ayağının içindeyim, ne yazık ki, bir adım bile ileri gidemediğimizi üzülerek de olsa apaçık görüyorum.
Muhabir ya da foto muhabiri olarak görev yaptığım yıllarda o kadar çok statta mahsur kaldık ki, sayısını hatırlamıyorum.
Dostlar bu ülkede her sezon, bırakın taraftarlar arasında yaşanan arbedeleri, en az 7-8 maçta seyircilerin sahaya girerek rakip takıma ya da hakemlere saldırdıkları haberlerini okumuyor muyuz?
Kaldı ki, ülkenin 1 numaralı hakemini yumruklayan Süper Lig kulübü başkanı görmedik mi?
Hatta 'el yükselteyim' hakemleri soyunma odasına kilitleyen kulüp başkanını Federasyon Başkanı seçmedik mi?
Eryaman Stadı'nda yaşanan ve hepimizi üzen olaya şaşıran olduysa işte asıl ben ona şaşarım.
Çünkü rakip takım taraftarını zorbalayarak formasının çıkartılmasına inanın hemen her hafta rastlamak mümķün.
Bu tribünde olmasa bile, sokakta, metroda, otobüste ya da stat önünde sık rastlanan bir zorbalık.
****
Genç nesil belki 1985'te 39 kişinin öldüğü 'Heysel Stadı faciasını' hatırlamayabilir.
Liverpoollu taraftarların yol açtığı bu trajedinin ardından, İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher, "Bu hayvanların cezasını ben vereceğim" diyerek ülkesinin 5 yıl Avrupa Kupaları'ndan men edilmesini sağlamıştı.
Bu davranış sayesinde İngiliz futbolunda temiz bir sayfa açıldı.
Dönelim buraya.
Sadece küçük bir örnek vereyim; Alkollü araç kullanmanın cezasının 25 bin lira olduğu ülkemizde alkol alıp maça gelmenin neden bir yaptırımı yok?
Defalarca çıkarılan sporda şiddet yasalarının bugüne kadar bir faydasını gördük mü?
Her hafta deplasmana giden takımlar ya da taraftarlarını taşıyan otobüsler taşlanmıyor mu?
Ya da deplasmana giden taraftarların ortalığı cehenneme çevirdiği haberlerini okumuyor muyuz?
Spor kültürünü on yıllar geçse de sindiremeyen ülkemiz futbolunun şiddetten arındırılması için, bizde de Demir Leydi Thatcher'inki gibi bir irade şart.