Oldum olası yazılarımda İzmir ve Ege odaklı kalmaya özen gösteriyorum.
Eğer sınırlarımı aşacaksam, konu bütün sporseverleri ilgilendirmelidir.
Bugün işte biraz o sınırı zorladım ve Fenerbahçe - Galatasaray rekabetine (!) bakayım, dedim.
Ancak bakış açımızı geniş tutarsak kendimizi yine temelde bir Türk futbolu analizi içinde bulacağız.
Biliyorsunuz bu iki kulüp haftaya başlayacak Şampiyonlar Ligi'nde ülkemizi temsil edecek.
Ancak kura öncesi torbalar açıklandığında gördük ki, 12-13 senedir şampiyon olamayan, 18 yıldır Şampiyonlar Ligi'ne katılamayan Fener, sıralamada 4 yıldan beri zirveden inmeyen, Devler Ligi'nin gediklisi Cim Bom'un üstünde.
Meğer F.Bahçe'nin, Avrupa Kupaları'ndaki galibiyet sayısı G.Saray'dan fazlaymış.
Üstelik; UEFA'nın Şampiyonlar Ligi'ne katılan takımlara ödediği ayak bastı parasında da, sarı-lacivertlilerin, ezeli rakibinden 1 milyon Euro daha fazla alacağını da yine yeni öğrenmiş olduk.
Durum böyle olunca insanın biraz kafası karışmıyor değil.
Neden mi?
En azından sadece son 5 yıla baktığımızda Fenerbahçe'yi çalıştıran ve ülkemizde inanılmaz hakaretlere uğrayan teknik direktörlerden Jose Mourinho bugün dünyanın 1 numaralı takımı Real Madrid'in başında.
Yine kupa koleksiyoncusu Jorge Jesus, Arap yarım adasındaki şampiyonluklardan bıkıp(!) dünyanın sayılı milli takımlarından Portekiz'e teknik direktör oldu.
Yeni neslin yıldızı parlayan isimlerinden Tedesco da Fener'den kovulduktan sonra yine dünyanın en zorlu liglerinden İtalya Serie A'da görev yapmaya başladı.
Diğer yandan Fenerbahçe'de oynarken başta sarı-lacivertli taraftarlar olmak üzere, bizim futbol ulemalarına kendilerini beğendiremeyen birçok yıldız oyuncu da yakın geçmişte milyonlarca Euro bonservis ücreti karşılığında çok önemli kulüplere transfer oldu.
Bütün bu verileri göz önüne aldığımızda son yılların dillere pelesenk olmuş terimi bir kez daha önümüze çıkıyor: "Yapı"
"Yapı' iddiasını bildiğiniz gibi ilk olarak Galatasaray ortaya atmış ancak Fenerbahçe ezeli rakibinden fazla bunun arkasına saklanıp durmuştu.
Peki Avrupa karnesi rakibine oranla daha iyi olan bir kulübün bu kadar uzun yıllar şampiyon olamaması sadece bir olgu ile açıklanabilir mi?
Bana soracak olursanız kesinlikle hayır.
Fakaaat;
Özellikle son yıllarda Türk futbolunda adaletin terazisi dengede mi derseniz; onun yanıtı da kesinlikle 'hayır'dır.
Siz 'yapı' mı dersiniz bilmem ama şahsen bana göre bu ülkede top pek de yuvarlak değil.
Bunun en büyük sebebi de ülkede oluşturulan Galatasaray ve Fenerbahçeli eksenli Süper Lig.
Diğer kulüpleri yok sayan bu sistem yüzünden Dünya Kupası'nda yaşadığımız hezimetin acısını halâ unutmuş değiliz.
Ve ne kadar düşündürücü ki, ilk üç haftası geride kalan ligimizde değişen bir şey olmadığı bu sezon da ortada.
Dünya yıldızlarını getirerek dehşetengiz borç yüklerinin altına giren kulüplerimiz bu kafayla gidersek yine Avrupa'da mart ayını göremezler.
Anadolu takımları da birer ikişer kapıya kilit vururlar.
Onun için tüm futbol ailesinin bir araya gelerek kangrene doğru giden bu yaraya parmak basması şart.